İSTEMİN ÖZETİ: Davacının 18/05/2017 tarihinde yurt dışına çıkmak üzere gittiği Sarp sınır kapısında pasaportu hakkında "zayi kaydı" olduğu gerekçesiyle pasaportuna el konulmasından sonra pasaportunun iadesi talebiyle 27/08/2018 tarih ve 141614 sayılı başvurusunun zımnen reddine dair işlemin istemiyle açılan davada; davalı idarece 667 sayılı KHK'nın 5.maddesine 673 sayılı KHK'nın 10.maddesi ile eklenen fıkra uyarınca getirilen açık hüküm karşısında FETÖ/PDY Terör Örgütü şüphelisi eşi nedeniyle davacının pasaportunun koyulan tahdid nedeniyle pasaportunun iadesi mümkün bulunmadığından bu yoldaki başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Ankara 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 23/10/2019 gün ve E:2018/2468, K:2019/1981sayılı kararın, davacı vekili tarafından, kendisine yönelik bir adli yada idari soruşturma bulunmadığı, emsal kararlara aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; davacının 18/05/2017 tarihinde yurt dışına çıkmak üzere gittiği Sarp sınır kapısında pasaportu hakkında "zayi kaydı" olduğu gerekçesiyle pasaportuna el konulmasından sonra pasaportunun iadesi talebiyle 27/08/2018 tarih ve 141614 sayılı başvurusunun zımnen reddine dair işlemin istemiyle açılmıştır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının "Yerleşme ve seyahat hürriyeti" başlıklı 23.Maddesinde; "Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlemesini önlemek; amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir. Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hakim kararına bağlı olarak sınırlanabilir. Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkında yoksun bırakılamaz." hükmüne yer verilmiştir.
5682 sayılı Pasaport Kanunu'nun "Pasaport veya vesika verilmesi yasak olan haller" başlıklı 22.maddesinde; "Yurt dışına çıkmaları; mahkemelerce yasaklananlara, memleketten ayrılmalarında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere ve terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen yurtdışındaki her türlü eğitim, öğretim ve sağlık kuruluşları ile vakıf, dernek veya şirketlerin kurucu ve yöneticisi olduğu veya bu yerlerde çalıştığı İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere pasaport veya seyahat vesikası verilmez. Ancak, yabancı memleketlere gitmeleri mahkemelerce yasaklananlar dışında kalanlara, zaruri hallerde İçişleri Bakanının teklifi ve Başbakanın onayı ile pasaport veya pasaport yerine geçen seyahat vesikası verilebilir.
Bu durumda olanların açık kimlikleri (adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, ana ve baba adı ile nüfusa kayıtlı olduğu yer) ve tahdit sebebi, ilgili daireler tarafından mahallin polis makamlarına bildirilir.
İlgili polis makamları da bu bilgileri alır almaz bağlı bulunduğu İl Emniyet Müdürlüğü kanalıyla en seri haberleşme aracıyla yazılı olarak hudut kapısı bulunan Emniyet Müdürlüklerine, şahsın nüfusa kayıtlı olduğu İl Emniyet Müdürlüğüne ve Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirir.
Bunların yurt dışına çıkışları engellenir ve kendilerine pasaport veya vesika verilmez, verilmişse geri alınır..." düzenlemesi bulunmaktadır.
6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Yürütülen soruşturmalarda alınacak tedbirler" başlıklı 5.maddesinde; "(1) Millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenler, işlemi yapan kurum ve kuruluşlarca ilgili pasaport birimine derhal bildirilir. Bu bildirim üzerine ilgili pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir.
(2) Birinci fıkraya göre ilgili pasaport birimine isimleri bildirilen kişilerin eşlerine ait pasaportlar da genel güvenlik açısından mahzurlu görülmesi halinde aynı tarihte İçişleri Bakanlığınca iptal edilebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuatta; terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenlere pasaport verilmeyeceği ve bu gibi olanlara daha önce verilen pasaportların iptal edileceğinin düzenlendiği görülmektedir.
Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenlerin, işlemi yapan kurum ve kuruluşlarca ilgili pasaport birimine derhâl bildirileceği; bu bildirim üzerine ilgili pasaport birimlerince pasaportlarının iptal edilebileceği düzenlenmektedir.
Söz konusu maddenin (5.madde) 2.fıkrasında ise; ilgili pasaport birimine bildirilen kişilerin eşlerinin pasaportlarının da genel güvenlik açısından mahzurlu görülmesi hâlinde iptal edilebileceği öngörülmekte iken Anayasa Mahkemesi’nin 24/07/2019 tarihli ve E.2016/205, K.2019/63 sayılı kararı ile; anılan maddenin 2.fıkrasının iptaline karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi ilgili hükmün iptal gerekçesinde; Dava konusu kural içeriği itibarıyla olağanüstü hâlin ilanına neden olan tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olmasına rağmen olağanüstü hâl süresini aşacak biçimde uygulanmaya imkân vermektedir. Başka bir ifadeyle kural olağanüstü hâl süresiyle sınırlı bir düzenleme öngörmemektedir. Bu durumda kurala ilişkin incelemenin sınırlamaya konu hakkın düzenlendiği Anayasa maddesi başta olmak üzere Anayasa’nın ilgili hükümleri bağlamında yapılması gerekir. Anayasa’nın “Yerleşme ve seyahat hürriyeti” başlıklı 23. maddesinde herkesin yerleşme ve seyahat hürriyetine sahip olduğu; seyahat hürriyetinin suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek amaçlarıyla kanunla sınırlanabileceği, vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyetinin ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararıyla sınırlanabileceği hüküm altına alınmıştır. Dava konusu kuralda, millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı olması nedeniyle idari işleme ya da suç soruşturması veya kovuşturmasına muhatap olan kişilerin eşlerinin pasaportlarının da, yurt dışına çıkmalarının genel güvenlik açısından mahzurlu görülmesi durumunda, İçişleri Bakanlığınca iptal edilebileceği düzenlenmektedir. 75. Anayasa’nın 23. maddesinin beşinci fıkrasında vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyetinin ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararıyla sınırlanabileceği hüküm altına alınmıştır. Dava konusu kural ise belirli koşullardaki kişilerin haklarında bir suç nedeniyle yapılan soruşturma ya da kovuşturma olmaksızın ve hâkim kararı aranmaksızın pasaportlarının bakanlıkça iptaline karar verilebilmesine imkân sağlamaktadır. Bu nedenle kural, Anayasa’nın yerleşme ve seyahat özgürlüğüne tanıdığı güvencelerle bağdaşmamaktadır. Öte yandan kural olağanüstü dönemde de uygulama alanı bulmuştur. Olağanüstü dönemlerde temel hak ve özgürlüklere Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınmasına Anayasa belirli koşullarda cevaz vermiştir. Bu nedenle kuralın olağan dönemde seyahat özgürlüğüne aykırı olduğu yönünde yapılan tespit kuralın olağanüstü dönemle sınırlı uygulamasını kapsamamaktadır. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 23. maddesine aykırıdır. İptali gerekir" şeklinde ifadelere yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, Ankara Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü tarafından dosyaya sunulan dilekçelerde, davacının eşinin FETÖ/PDY terör örgütü şüphelisi aranıyor kaydı bulunduğuna ilişkin bilgi belgeler sunulmuştur.
Bu durumda, davacının kendisinin millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde bir tespit bulunmadığı, yalnızca eşi hakkında tesis edilen adli/idari işlemler nedeniyle şerh kaydı kaldırılmayarak pasaportunun aktif hale getirilmediği, UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede de davacı hakkında yürütülen adli soruşturma veya kovuşturmanın olmadığının anlaşıldığı, eşi hakkında tesis edilen adli/idari işlemler yönünden pasaport birimine bildirilen kişilerin eşlerinin pasaportlarının da genel güvenlik açısından mahzurlu görülmesi hâlinde iptal edilebileceğini düzenleyen maddenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği görüldüğünden, davacının "pasaportunun iadesi" isteği ile Ankara İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğüne yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin davalı idare işleminde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı istinaf isteminin KABULÜNE, Ankara 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 23/10/2019 gün ve E:2018/2468, K:2019/1981 sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasanın değişik 45/4 maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda DAVA KONUSU İŞLEMİN İPTALİNE, aşağıda dökümü yapılan mahkeme ve istinaf safhalarına ilişkin toplam 620,75-TL yargılama giderleri ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 2.590,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunana iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45.maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 05/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)