İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 23.İdare Mahkemesi'nce verilen 08/05/2019 gün ve E:2018/314, K:2019/1238 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
Dava, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Mücadele Dairesi Başkanlığı'nda Daire Başkan Yardımcısı unvanıyla görev yapan, 2. Sınıf Emniyet Müdürü olan davacı tarafından, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'nun 12/06/2018 tarih ve 2018/188 sayılı kararıyla "Amir ve üstlerine iletilmesi gereken olay, bilgi ve emirleri zamanında iletmemek" suçunu işlediğinden bahisle 7068 sayılı Kanun'un 8/3-c-3. maddesi uyarınca hakkında tesis edilen "11 günlük aylıktan kesme" disiplin cezasıyla tecziyesine dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 23.İdare Mahkemesi'nin 08/05/2019 gün ve E:2018/314, K:2019/1238 sayılı kararıyla; davacının olağanüstü bir halin yaşandığı olay gününde ....'ün mahrem imam olduğunu İstihbarat Daire Başkanlığı'ndaki sistem sorgusundan öğrendiği halde bu bilgiyi üst makamlarla paylaşmadığı, şüphelinin Ankara'ya getirilmesi için gerekli girişimi yapmadığı, .... isimli şahsın mahrem imam olduğu bilgisini edindiği halde bu bilgiyi Emniyet Genel Müdürlüğü'ndeki amirlerine iletmediğinin sübuta erdiği anlaşıldığından, davacı hakkında 7068 sayılı Kanun'un 8/3-c-3. maddesi uyarınca tesis edilen "11 günlük aylıktan kesme" disiplin cezasıyla tecziyesine dair Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'nun 12/06/2018 tarih ve Karar Nu: 2018/188 sayılı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Davacı tarafından Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, istinaf yoluyla incelenip kaldırılması istenilmektedir.
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un ''Amaç'' başlıklı 1. maddesinde; ''Bu Kanunun amacı; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlemektir.'' hükmüne yer verilmiş ve ''Disiplin cezası verilecek fiiller'' başlıklı 8. maddesinin aylıktan kesme cezasını gerektiren fiilleri düzenleyen 3. fıkrasının (c) alt bendinde; "amir ve üstlerine iletilmesi gereken olay, bilgi ve emirleri zamanında iletmemek" fiili 11 günlük aylıktan kesme cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı'nda Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Mücadele Dairesi Başkanlığı'nda Daire Başkan Yardımcısı unvanıyla 2. sınıf Emniyet Amiri olarak görev yapan davacının da aralarında bulunduğu 18 kişi hakkında 15/07/2016 tarihinde .... terör örgütü tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ile ilgili soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan ....'ün gözaltında tutulduğu sırada ve adli mercilere sevk edilirken hakkında yapılması gereken işlemlerin gerektiği gibi yapılmadığı iddiası üzerine başlatılan disiplin soruşturmasında; davacının, ....'ün mahrem imam olduğunu İstihbarat Daire Başkanlığı'ndaki sistem sorgusundan öğrendiği halde bu bilgiyi üst makamlarla paylaşmadığı, şüphelinin Ankara'ya getirilmesi için gerekli girişimi yapmadığı, .... isimli şahsın mahrem imam olduğu bilgisini edindiği halde bu bilgiyi amirlerine iletmediği ve bu davranışlarıyla 7068 sayılı Kanun'un 8/3-c-3. maddesinde düzenlenen "amir ve üstlerine iletilmesi gereken olay, bilgi ve emirleri zamanında iletmemek" fiilini işlediğinin sübuta erdiğinden bahisle "11 günlük aylıktan kesme" cezasıyla tecziyesi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta, davacıya isnat edilen suçlamanın; "İstihbarat Daire Başkanlığı'nda Şube Müdürü olarak görev yaptığı, ....'ün mahrem imam olduğunu İstihbarat Daire Başkanlığı'ndaki sistem sorgusundan öğrendiği halde, bu bilgiyi üst makamlarla paylaşmadığı, şüphelinin Ankara'ya getirilmesi için gerekli girişimi yapmadığı, .... isimli şahsın mahrem imam olduğu bilgisini edindiği halde bu bilgiyi amirlerine iletmediği, böylece amir ve üstlerine iletilmesi gereken olay, bilgi ve emirleri zamanında iletmemek" fiilini işlediğinden dolayı soruşturma sonucu dava konusu disiplin cezasıyla cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının soruşturma sırasında alınan ifadesinde, özetle; "16/07/2016 günü Polis Memuru ....'a ....'ün mahrem imamı olduğu bilgisini verdiği sorusuyla ilgili olarak, "16/07/2016 günü saatini hatırlayamadığı bir zamanda Elazığ'da emrimde çalışan .... beni arayarak .... ismini vererek benden şahısla ilgili sistem bilgisi talep etti. Zaten o sırada dairede çalışıyordum ve sistem açıktı. Sistemden kontrol ettim ve .... adlı Polis Memuruna ....'ün 'mahrem yapı imamı' olduğuna yönelik sistem bilgisini ilettim, İstihbarat Daire Başkanlığı'ndan da tanıdığı konunun Ankara Emniyet Müdürlüğü'ndeki muhatabı Başkomiser ....'ı arayarak ....'ün yakalandığını, 'sistemde mahrem yapı imamı olarak görülen bir şahsın alındığını' söyledim. Benim ....'ı aramam ilgili büro amiri olarak bilgi vermek amacıyladır. ....'a ....'ün mülakatında bulunmasına yönelik bir ifade de bulunduğumu hatırlamıyorum. Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü ....'ı aramamamın nedeni o günkü yoğunlukta ....'ın ilgilenemeyeceğini düşündüğümden direkt ilgili büro amirini aradım. Daha sonra bu konuda herhangi bir çalışma yapmadım, herhangi bir kimseyle görüşmedim. Birkaç gün sonra ....'ün bırakıldığını basından öğrendim." şeklinde beyanda bulunduğu, Başkomiser ....'ın da davacı tarafından konuyla ilgili olarak arandığını ifade ettiği görülmüştür.
Olay günü darbe girişimi nedeniyle yaklaşık iki bin kişinin gözaltına alınarak Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binasına getirildiği, gözaltına alınanlardan bir kısmının da darbe girişiminde önemli bir yer olan Ankara; Kahramankazan ilçesinde bulunan Akıncı Üssü'nden kaçarken yakalanan sivil ve asker kişilerin olduğu, bu kapsamda bu bölgede yakalanarak gözaltına alınan kişilerin peyder pey Ankara İl Emniyet Müdürlüğü'ne sevkinin yapıldığı, bunlardan ....'ün de bulunduğu 98 kişinin bu bölgede bulunan Jandarma Kışla Karakolu'nda tutulduğu, sözü edilen Karakol'da, değişik rütbelerdeki askeri personel yanında, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı terörle mücadele, organize şube gibi değişik birimlere ait görevliler ile davacının şube müdürlüğünü yaptığı İstihbarat Şube Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Polis Memurlarının da bulunduğu, bu Polis Memurlarından .... isimli Polis Memurunun ....'den şüphelenmesi üzerine, daha önce Elazığ'da birlikte görev yaptığı için tanıdığı Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı'nda görevli Şube Müdürü (davacı) Bilge Kağan Aksoy'u telefonla arayarak .... isimli şahsı sistemden sorgulamasını istediği, davacı tarafından Polis Memuruna verilen cevapta, bu kişinin bilgisinde "mahrem işler imamı" yazdığını söylemesi üzerine .... isimli Polis Memurunun yanında bulunan diğer arkadaşlarıyla birlikte bu bilgiyi amiri olan ve yine İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görev yapan Başkomiser .... ve Emniyet Amiri Gökhan Yücel'e bildirdikleri, bu iki amir tarafından bu bilginin Ankara İstihbarat Şube Müdürü ....'a bildirildiği ve paylaşıldığı, adı geçenler ile ilgili İstihbarat Şube Müdürü'nün, "zaten gözaltına alınanların peyder pey il emniyet müdürlüğüne getirildiği, burada gerekli işlemlerinin yapıldığı, .... isimli şahıs ile de bu şekilde emniyete getirilmesinden sonra kendisiyle detaylı bir şekilde görüşülmesi gerektiği" hususunda mutabık kaldıkları, ancak .... isimli şahsın da gözaltında tutulduğu Kışla Jandarma Karakolu'ndan gözaltında bulunan kişilerden 87'sinin, 16.07.2016 tarihinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü'ne götürülmek üzere yola çıkarıldığı, yolda hareket halinde iken, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü'nün gözaltına alınanların getirildiği yerlerin ve götürülen bazı spor salonlarının dolması üzerine, bundan sonraki her gözaltına alınan şahsın gözaltına alındığı yerdeki Adliye'ye götürülmek suretiyle işlemlerinin yapılması gerektiği şeklinde gelen talimat üzerine, bahsedilen 87 kişinin Ankara Batı Adliyesi'ne (Sincan) götürüldüğü, bu sırada aralarında ....'ün de bulunduğu Karakol'da kalan 11 kişinin de bu adliyeye getirilerek 87 kişilik grupla birleştirildiği, akabinde Sincan Cezaevi Kampüsü Hastanesinden hepsinin sağlık kontrolleri yapılarak Ankara Batı Adliyesi'nde (Sincan) Cumhuriyet Savcısı'nca ifadelerinin alındığı ve tamamının tutuklanması talebiyle Hakimliğe sevk edildiği, sevk edilenlerin tamamının tutuklanmasına rağmen, sadece ....'ün, sorgu yapan hakim tarafından serbest bırakıldığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:20117/32 sayılı dosyasında davacı hakkında disiplin cezası ile cezalandırılmasına esas alınan aynı eylemleri nedeniyle "görevi kötüye kullanma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme ve suçluyu kayırma" suçlarından ceza davasının açıldığı, davacının ceza yargılaması sırasında verdiği ifadesinde, özetle; "16.07.2016 tarihinde Ankara Oran Sitesinde bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı'nda fiilen çalışıyordum. 16.07.2016 tarihinde saatini tam hatırlamadığım bir zamanda öğleden sonra .... cep telefonumdan beni aradı. .... ile daha önce Elazığ'da beraber çalıştığımız için ve tanıştığımızdan dolayı benim numaram kendisinde kayıtlı olduğu için kendi cep telefonundan benim cep telefonumu aradı. .... telefonda bana tarlada şüpheli bir şahıs aldık, ismi ....'müş bir bakabilir misin dedi, bende ....'ların görev yaptığı Ankara İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi Binasının darbe nedeni ile yıkık olduğunu bildiğimden ....'ın dediği kişiye sistem üzerinden baktım. Sistemde ....'ün ....'nün mahrem imamı olduğu yönünde bilgi vardı. Ben bu bilgiyi telefonla ....'a aktardım. O gün darbeye teşebbüsün ertesi günü olması nedeniyle telefonlarımızın dinlenebileceği şüphesi olduğundan daha fazla ayrıntılı görüşmedik. Bu konuşmamızdan sonra .... tekrar .... ile ilgili beni aramadı, başka da bununla ilgili bir görüşmemiz olmadı. Ben .... ile ilgili bu bilgileri o gün yada başka gün başkalarıyla paylaşmadım" şeklinde beyanda bulunduğu, anılan Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, 01.11.2019 tarih ve K:2019/105 sayılı kararda; özetle; "Her ne kadar sanığın .... ile olan HTS irtibatları hususunda çelişkili beyanlarda bulunduğu ve .... gibi ....'nün imamı olan ve darbeye teşebbüs eyleminde bulunan şüpheliler arasında en önemli şüpheli olduğunu öğrenmesine rağmen bu hususta hemen gerekli hassasiyeti gösterip ....'ü Ankara İl Emniyet Müdürlüğü'ne getirilmesini sağlama yönünde yeterli çabayı sarf etmeyerek üzerine atılı suçları işlediği iddia edilmiş ise de; sanığın (davacının) bilerek ve isteyerek kamusal faaliyetin yürütülmesi sırasında görevinin gerekli kıldığı yükümlülüklere uygun hareket etmemek suretiyle kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olduğuna yada kişilere haksız bir menfaat sağladığına ve yahut da görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olduğuna, bilerek ve isteyerek hain darbeye teşebbüs eylemini yönetip organize eden örgütün sivil yöneticilerinden ....'e yönelik bir araştırma, yakalama, tutuklama veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağladığına, ....'e yönelik gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla suç delillerini yok ettiğine, sildiğine, gizlediğine, değiştirdiğine veya bozduğuna dair üzerine atılı müsnet suçları işlediğine dair mücerret iddiadan başka mahkumiyetine yeter derecede, kuvvette, kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediği, esasen sanığın olayla ilgisinin sanık ....'in kendisini araması ve ....'ün kimliğini kendisine sorması suretiyle kurulduğu, sanığın da bu bilgiyi ....'e doğru olarak ulaştırdığı, sanığa ....'ün durumunu takip ve araştırma sorumluluğu yükleyen herhangi bir görev tanımının da bulunmadığı, ayrıca sanığın ....'e ....'ün mahrem imam bilgisini doğru olarak vermesinin de sanığın hüsnüniyet ile hareket ettiğinin tezahürü olarak değerlendirildiği, sanığın üzerine atılı suçlardan cezalandırılması hususunda haklı görülebilir bir gerekçe olamayacağı sonuç ve kanaatine ulaşıldığından, yüklenen suçun sanık (davacı) tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle kendisinin müsnet suçlardan ayrı ayrı Beraatine" karar verildiği görülmüştür.
Dosyada mevcut bilgi belgeler ile soruşturma raporu ile ifadeler ile Ceza Mahkemesi kararının gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının ....'ın yardım amaçlı kendisini araması üzerine ....'ün mahrem imam olduğu bilgisini erişim yetkisi bulunan emniyet sistemine girerek kendisine doğru bir şekilde ulaştırdığı, hatta kendi beyanına göre Fetö'den sorumlu Başkomiser ....'a bu bilgiyi ilettiği, esasen sanığın olayla ilgisinin sanık ....'in kendisini araması ve ....'ün kimliğini kendisine sorması suretiyle kurulduğundan, anılan Beraat kararında da vurgulandığı üzere, bu nedensellik bağı haricinde davacı hakkında ....'ün yakalanmasından sonraki süreçte durumunu takip ve araştırma sorumluluğu yükleyen bir görevi de bulunmadığından, davacıya isnad edilen, '....'ün mahrem imam olduğunu İstihbarat Daire Başkanlığı'ndaki sistem sorgusundan öğrendiği halde bu bilgiyi üst makamlarla paylaşmadığı, şüphelinin Ankara'ya getirilmesi için gerekli girişimi yapmadığı, .... isimli şahsın mahrem imam olduğu bilgisini edindiği halde bu bilgiyi Emniyet Genel Müdürlüğü'ndeki amirlerine iletmediğinin sübuta ermediği anlaşıldığından, 7068 sayılı Kanun'un 8/3-c-3. maddesinde düzenlenen "amir ve üstlerine iletilmesi gereken olay, bilgi ve emirleri zamanında iletmemek" fiilini işlediğinden bahisle "11 günlük aylıktan kesme" cezasıyla tecziyesine ilişkin davalı idare işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, dava konusu işlemin iptali yerine, davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf isteminin KABULÜNE Ankara 23.İdare Mahkemesi'nce verilen 08/05/2019 gün ve E:2018/314, K:2019/1238 sayılı kararın KALDIRILMASINA, dava konusu işlemin İPTALİNE, Mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam 320,90-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE, artan posta ücretinin davacıya İADESİNE, 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45.maddesinin 6.fıkrası uyarınca KESİN olarak, 26/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)