İSTEMİN ÖZETİ: Kırklareli İl Emniyet Müdürlüğü ...... İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde komiser yardımcısı olarak görev yapan davacının, 7068 sayılı Kanunun 8/5-ç-4 maddesinde belirtilen "amirin usulüne göre verdiği emri yerine getirmemek" fiilini işlediğinden bahisle ve anılan Kanunun 10/1. maddesinin tatbiki suretiyle "meslekten çıkarma cezası" ile cezalandırılmasına dair Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'nun 27.06.2018 tarih ve 2018/212 sayılı kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline yönelik Edirne İdare Mahkemesinin 09/10/2019 tarih ve E:2019/20, K:2019/1200 sayılı kararının; davacının üzerine atılı bulunan fiilleri işlediği hususunun hakkında usulüne uygun şekilde yapılan disiplin soruşturması kapsamında elde edilen delillerle somut olarak ortaya konulduğu, savunma hakkının kısıtlandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, eylemine uyan disiplin cezasına ağırlaştırıcı nedenlerin de uygulanması suretiyle meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, davalı idarenin yürütmenin durdurulması talebi açısından istinaf aşamasında dosyanın tekemmül ettiği anlaşılmakla usul ekonomisi de dikkate alınarak yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Kırklareli İl Emniyet Müdürlüğü ...... İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde komiser yardımcısı olarak görev yapan davacının, 7068 sayılı Kanunun 8/5-ç-4 maddesinde belirtilen "amirin usulüne göre verdiği emri yerine getirmemek" fiilini işlediğinden bahisle ve anılan Kanunun 10/1. maddesinin tatbiki suretiyle "meslekten çıkarma cezası" ile cezalandırılmasına dair Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'nun 27.06.2018 tarih ve 2018/212 sayılı kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; "...davacının15 Temmuz 2016 günü gecesi meydana gelen darbe girişimi esnasında göreve çağrıldığı, gece boyunca görevi başında olduğu, öte yandan örgüt saiki ile hareket ederek emrindeki personeli göreve çağırmadığı, Devletin bekası için yapılacak çalışmaları sekteye uğrattığı, alınan önlemlerde eksiklik ve aksaklıkların oluşmasına neden olduğu gibi hususların dosyaya yansıyan bilgi ve belgeler ile alınan tanık ifadeleriyle açık ve net olarak ortaya konulamadığı, disiplin cezasının verilme tarihi itibariyle davacının sicil dosyasından geçmiş hizmetleri olumlu olduğunun görüldüğü, hakkında aynı Kanunun 7/2'nci maddesinin tatbik edilmediği, bu durumda; davacıya isnat edilen fiilin kesin ve şüpheden uzak bir şekilde kanıtlanması gerekirken, davacının devlet memurluğundan çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun 27.06.2018 tarih ve 2018/212 sayılı dava konusu işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, davacının tazmin talebi hakkında ise hüküm kurulmamıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 24.maddesinde (b) bendinde; "davacının ileri sürdüğü olayların ve dayandığı hukuki sebeplerin özeti, istem sonucu ile davalının savunmasının özeti" kararlarda bulunacak hususlar arasında sayılmış, aynı maddenin (e) bendinde de; kararlarda kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hükmün belirtileceği düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 45.maddesinin 4.fıkrasında, Bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu hâlde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği, inceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesinin istinabe olunabileceği, istinabe olunan mahkemenin gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getireceği, 5. fıkrasında da, Bölge idare mahkemesinin, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği, Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Bahsi geçen yasal düzenlemeler karşısında, idari yargı yerlerinde açılan davaların yargısal denetimi yapılırken, dava dilekçelerinde yer alan istemin, başka bir deyişle davanın konusunun açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, usul ve esasa yönelik incelemenin bu çerçevede yapılması ve verilecek kararlarda davacının istemlerinin tümü hakkında hüküm kurulması, (eksik hüküm kurulmaması), davanın konusunun doğru kurgulanması ve dayanak alınan mevzuat hükmünün doğru belirlenmesi gerekmekte olup, davacının taleplerinin tamamı ya da bir kısmı hakkında hüküm kurulmaması, davanın konusunun hatalı kurgulanması ve yanlış mevzuat hükmünün dayanak alınması durumlarında ise, istinaf başvurusunun haklılığı veya haksızlığı konusunda hukuki denetim yapılmasına elverişli bir ilk derece mahkemesi kararının varlığından söz edilemeyeceği, bu takdirde işin esası hakkında eksik hüküm içeren ya da davacının istemleri hakkında herhangi bir hüküm içermeyen kararlara karşı yapılan istinaf başvurularının değerlendirilmesinde Bölge İdare Mahkemelerince uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesinin de mümkün olmayacağı açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının Kırklareli İl Emniyet Müdürlüğü ...... İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde komiser yardımcısı olarak görev yapmakta iken hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunca tesis edilen 27.06.2018 tarih ve 2018/212 sayılı dava konusu işlemle 7068 sayılı Kanunun 8/5-ç/4 maddesinde yer alan "amirin usulüne göre verdiği emri yerine getirmemek" fiilini işlediğinden bahisle ve aynı Kanunun 10/1.maddesinin tatbiki suretiyle meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine karar verildiği, sözü edilen Kanun maddesinde ise "Amirin emrinin yapılmaması fiilinin neticesinde, Devlet ya da kişiler zarara uğratılmış ya da hizmetin gecikmesine ya da durmasına neden olunmuşsa doğan zararın derecesine ya da durumun ağırlığına göre meslekten çıkarma cezası uygulanabilir." hükmünün yer aldığı, buna karşın İdare Mahkemesince davanın özeti kısmında davacı hakkında sözü edilen Kanunun 10/10.madde hükmünün uygulandığından söz edildiği, dayanak alınan mevzuat hükmü olarak da uyuşmazlık konusuyla ilgili olmayan ve "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha veya savsaklama fiili Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre daha ağır cezalardan birisi verilebilir." hükmünü içeren kanun maddesinin yazıldığı, hukuki değerlendirmelerin de anılan yanlış mevzuat hükmü dikkate alınarak yapıldığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, iptali istenen Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile davacı hakkında uygulanan disiplin müeyyidesi "meslekten çıkarma cezası" olduğu halde İdare Mahkemesince hüküm kurulurken "...davacının devlet memurluğundan çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır." ibaresine yer verildiği, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının ise 7068 sayılı Kanunun 9.maddesinde ayrıca düzenleme altına alındığı, bu şekilde İdare Mahkemesince uyuşmazlığın konusuyla ilgili olmayan bir disiplin cezasının hukuka uygunluk denetimi yapılmak suretiyle dava konusu işlemin nitelendirmesi ve davanın konusunun kurgulanmasında hata yapıldığı, uyuşmazlık konusu olayın aktarımında da yine uyuşmazlık konusuyla ilgisi bulunmayan "7068 sayılı Kanunun 8/2-ı maddesinde yer alan görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü ve savsaklama fiilini işlediğinden bahisle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığından" söz edildiği, sözü edilen Kanun maddesinin ise aynı Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile tezciyesine karar verilen dava dışı M.O. isimli polis memuruna uygulanan disiplin cezasına ilişkin olduğu görülmektedir.
Öte yandan, İdare Mahkemesince ağırlaştırıcı neden de uygulanmak suretiyle meslekten çıkarma cezası ile tecziye edilen davacı hakkında hem "isnat edilen fiillerin kesin ve şüpheden uzak bir şekilde kanıtlanmadığından", hem "ağırlaştırıcı nedenin somut olayda gerçekleşmediğinden" hem de "alt ceza uygulaması yapılmamış olmasından" hareketle işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilmek suretiyle oluşturulan gerekçede tenakuza yol açıldığı, gerekçe kısmında da bunlara ilaveten "yaptırımı gerektiren eylem ile uygulanan ceza normunun uyumlu olmamasından" ve "lehe olan mevzuat hükmünün uygulanması gerekliliğinden" bahsedildiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 7068 sayılı Kanunun 7.maddesinin 2.fıkrasında yer alan, "kurumda geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu bulunan ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puanı alan personel için verilecek cezalarda bir derece hafif olanın" uygulanabileceği düzenlemesinin idareye alt ceza verilmesi konusunda bir zorunluluk yüklemediği, ilgililerin geçmiş yıllardaki hizmetleri, olumlu çalışmaları ile ödül ve başarıları gözönüne alınarak bir alt cezanın uygulanıp uygulanmaması konusunda takdir yetkisi tanıdığı açık olup, dava konusu Yüksek Disiplin Kurulu kararında da davacının meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi uygun görüldükten sonra fiilin işleniş biçimi, hizmete olumsuz etkisi, meydana gelen kusur ve zararın ağırlığı dikkate alındığında davacı hakkında Kanunun 7/2.maddesinin tatbikine yer olmadığının belirtildiği görülmektedir.
Ayrıca, dava dilekçesinde davacının meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine dair işlemin iptalinin yanı sıra işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi de talep edilmesine rağmen, istinafa konu mahkeme kararında sadece işlemin iptali talebinin ele alındığı, davacının tazmin talebinin istemin özeti kısmında belirtilmediği gibi bu talep hakkında kurulan bir hükmün bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davanın konusunun doğru kurgulanmaması, işlemin hukuki nitelendirmesinin hatalı yapılması, uyuşmazlık konusuyla ilgisi bulunmayan mevzuat hükümlerinin dayanak alınması, birbiriyle çelişen gerekçelere yer verilmesi ve davacının istemlerinin tamamı hakkında hüküm kurulmaması nedeniyle istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Bununla birlikte, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmak suretiyle uyuşmazlığın esasının ilk derece mahkemesi olan İdare Mahkemesince sonuçlandırılması gerektiği, ancak bu aşamadan sonra istinaf kanun yoluna tekrar başvurulması halinde istinaf mercinin görevinin yeniden başlayacağı, aksi düşüncenin istinaf talebini inceleyen mercinin ilk derece mahkemesi olarak İdare Mahkemesinin yerine geçmesi sonucunu doğuracağı, bu durumun ise tabii hakim ilkesine ve üç dereceli yargılama usulüne aykırı olacağı anlaşıldığından, istinaf başvurusuna konu kararın kaldırılarak işin esası hakkında ve davacının tüm talepleri yönünden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, davacıya isnat edilen fiilin sübut bulup bulmadığı hususunda detaylı bir inceleme ve değerlendirme yapılabilmesi için, İdare Mahkemesince davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucu düzenlenen soruşturma raporunun tüm ekleriyle birlikte temin edilmesi gerekeceği de açıktır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kabulüne, Edirne İdare Mahkemesinin 09/10/2019 tarih ve E:2019/20, K:2019/1200 sayılı kararının kaldırılmasına, dava dosyasının yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine iadesine, Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda verilecek karar ile yargılama giderleri hakkında da hüküm kurulacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/5. maddesi uyarınca kesin olarak, 19/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)