(2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 125)
İSTEMİN ÖZETİ: Mardin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/12/2017 tarih ve E:2017/2266, K:2017/2280 sayılı kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi'nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, Mardin İli, Artuklu İlçesinde öğretmen olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen soruşturma sonucu 657 sayılı Kanun'un 125/C-b alt bendi uyarınca ''özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek'' fiilini işlediğinden bahisle ''1/30 oranında Aylıktan Kesme'' cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 14.03.2017 tarih ve 55 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi'nce;kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi, bu konulara dikkat çekilmesinin ve kamuoyu oluşturulmasının sağlanması amacıyla ve başka seçeneklerinin bulunmaması durumunda üyesi bulundukları sendikaların aldıkları kararlar uyarınca iş bırakma, işe gelmeme eylemi gerçekleştirilmesi meşru ise ide; sendika tarafından alınan kararla ulaşılmak istenen amaç ve bu amaca ulaşmak için kullanılan araçlar arasında makul bir dengenin bulunmadığı, nitekim; davacının üyesi bulunduğu sendikanın eğitim sendikası olduğu, eğitimle ilgili bir amaca ulaşılacak araçların da bu amaçla uyumlu ve ölçülü olması gerekirken eğitimle ilgili olmayan Ankara'da yapılan bir saldırıya tepki olarak ülke çapında eğitim hakkının özünü zedeleyecek şekilde ölçüsüz ve orantısız bir biçimde eğitim sistemini kitleyen eylem kararı olduğu, 29 Aralık 2015 tarihli eylem kararının ise, güvenlik güçleri tarafından yürütülen terörle mücadele faaliyetlerinin "savaş" olarak nitelendirilmesi ve anılan terörle mücadele faaliyetinin sonlandırılması amacını taşıması hususları da gözetildiğinde, söz konusu eylemin amacı ile bu amaca ulaşılmak istenen araçların uyumlu, orantılı ve ölçülü olmadığı, diğer yandan; sendika tarafından alınan kararın kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi amacını da taşımadığı gözetildiğinde meşru ve ölçülü olmayan amaç ile bu amaca ulaşılmak istenen araç arasında makul bir denge bulunmayan sendika kararına dayanarak davacının göreve gelmeme fiilinin sendikal faaliyet olarak nitelenemeyeceği, davacının söz konusu tarihte göreve gelmediği hususunun açılan soruşturma ile sübuta erdiğinden 657 sayılı Kanun'un 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığıgerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı; 657 sayılı Kanun'un 127.maddesinde düzenlenen zamanaşımı süreleri geçtikten sonra verilen cezanın hukuka aykırı olduğu, sendikal etkinliklerin Danıştay'ın yerleşik içtihatları ile disiplin suçu olarak görülmediği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin de sendikal eylem ve etkinlikler sebebiyle verilen cezaları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı bulduğunu ileri sürmekte ve kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesini istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-a maddesinde; "Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak" fiili, 125/C-b maddesinde ise; "Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek" fiili aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Disiplin cezası verilmesine dayanak teşkil eden eylemin tereddüde yer bırakmayacak şekilde delilleriyle ortaya konulması, bu eylemlerin disiplin cezası gerektiren ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinde sayılan hangi fiil ve haller kapsamında görüldüğünün belirtilmesi disiplin hukukunun esasına ilişkin en temel iki öge olup, ancak bu iki verinin davalı idarece işlemin tesisinde açıkça ortaya konulması veya dosya kapsamından tereddüte yol açmayacak şekilde anlaşılması durumunda, gerek eylemin sübut bulup bulmadığı, gerekse sübut bulan eylemin ceza verilmesini gerektirir fiil veya hal kapsamında olup olmadığı yargı merciince incelenerek hukukilik denetimi yapılabilecektir.
Dava dosyasının incelenmesinden, Mardin İli, Artuklu İlçesinde öğretmen olarak görev yapan davacı tarafından, hakkında yürütülen soruşturma sonucu''özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek''fiilini işlediğinden bahisle dava konusu işlemle aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması üzerine söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan davada, dava konusu işlemde davacı hakkındaki disiplin cezasının hangi maddenin hangi bendi uyarınca verildiğinin belirtilmemesi nedeniyle suç ve cezanın belirginliği ilkesinin ihlal edildiği düşünülebilecekse de, anılan işlemde davacı hakkında disiplin cezasına konu edilen fiillerin ne olduğunun açıkça ifade edilmiş olması ve disiplin soruşturma raporuna ilgi tutulması, soruşturma raporunda davacı hakkında 657 sayılı Kanun'un 125/C (b) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası önerisi getirilen fiiller ile disiplin cezası işleminde cezaya konu edildiği belirtilen fiillerin aynı olması nedeniyle, dava konusu işlemde suç ve cezanın belirginliği ilkesinin ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
İşin esasına yönelik olarak;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde;"Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;
a)Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,
b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına,
başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almıştır.
Disiplin cezaları kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuata yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Yukarıda metnine yer verilen hükümle, uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı açık bir şekilde düzenlenmiştir.
Disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde ve belirli sürelere uyulmak suretiyle yapılması, isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir. Yukarıda yazılı 657 sayılı Kanunun 127. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süreleri de, kişinin sürekli ceza tehdidi altında bırakılmasını önleme, kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında ortaya çıkabilecek kusurlu davranışların sürüncemede kalmaması, belirlenen bir sürenin geçmiş olmasıyla cezalandırmadan beklenen sosyal faydanın ortadan kalkacağı düşüncesi ve caydırıcılığın sağlanabilmesi amacıyla getirilmiştir. Bu bakımından yukarıdaki metinde yer verilen hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu sürelerdir.
Olayda; davacı hakkında disiplin cezası önerisi getirilen ve dava konusu işlemle disiplin cezası verilmesine sebep olan 12-13.10.2015 tarihlerindeki fiillerin niteliği gereği ve ülke çapında uygulanan sendika kararına dayanıyor olması nedeniyle etkileri ile kurum müdürü tarafından gün sonu yapılması gereken işlemler çerçevesinde fiilin işlenildiği tarihte öğrenileceğinin kuşkusuz olduğu, davacının göreve gelmediğinin veya geldiği halde görevini yapmadığının, disiplin amiri olan okul müdürü ve dolayısıyla davalı idare tarafından fiillerin işlenildiği 12-13.10.2015 tarihlerinde öğrenilmesine rağmen davacı hakkında ancak 18/01/2016 tarihli soruşturma oluruna dayalı olarak soruşturmaya başlanıldığı ve disiplin cezası verildiği görülmektedir.
Bu duruma göre, davacının disiplin cezasına konu fiillerinin idarece öğrenildiği 12-13.10.2015 tarihlerinden itibaren 657 sayılı Kanunu'nun 127. maddesi gereğince bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılması gerekirken, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradıktan sonra 18/01/2016 tarihli soruşturma oluruna dayalı olarak başlatılan disiplin soruşturması sonucu tesis edilen dava konusu işlemin anılan tarihler nedeniyle davacıya disiplin cezası verilmesine ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Dava konusu işlemin; davacının 29/12/2015 tarihinde mazeretsiz olarak göreve gelmemesi nedeniyle 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına yönelik kısmına gelince;
Olayda, davacının 29/12/2015 tarihinde göreve gelmediğine dair dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görüldüğünden, davacının anılan tarih itibariyle göreve gelmediğinden bahisle aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında da hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Sonuç olarak; disiplin cezasına konu edilen 12 ve 13 Ekim 2015 tarihlerinde göreve gelmeme veya gelmesine rağmen görevin gereklerini yerine getirmeme fiilleri bakımından, 657 sayılı Kanunun 127. maddesinde öngörülen bir aylık süre içinde disiplin soruşturmasına başlanılmaması nedeniyle disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğradığından; 29/12/2015 tarihinde göreve gelmeme fiili bakımından ise isnat edilen fiilin sübuta ermemesi sebebiyle dava konu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddine yönelik idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Mardin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/12/2017 tarih ve E:2017/2266, K:2017/2280 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan toplam 275,70.-TL yargılama ve istinaf gideri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22.maddesi uyarınca tam ücretin %30'u üzerinden belirlenen 408,60.-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yargılama ve istinaf başvuru gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının ilgilisine iade edilmesine, 27/03/2019 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)