(2577 S. K. m. 31, 45, 49) (6100 S. K. m. 334, 336) (5233 S. K. m. 2, 6, 7, Geç. m. 1, 4)
İSTEMİN ÖZETİ: Siirt İdare Mahkemesi'nin 16/05/2019 gün ve E:2018/715, K:2019/367 sayılı kararı, dilekçede belirtilen nedenlerle ve 2577 sayılı Kanun'un 45.maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İdare mahkemesince verilen kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülerek, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı tarafından, Siirt ili, Pervari ilçesi, …… Köyü'nden terör olayları nedeniyle göç ettiği ve söz konusu yerlerde bulunan malvarlıklarına terör sebebiyle ulaşılamadığından bahisle, 2007 yılı ve sonrası için 5233 sayılı Kanun uyarınca maddi zararların karşılanması istemiyle 24/01/2018 tarihinde yapılan başvurunun reddine ilişkin Siirt Valiliği Terör Zararları Tespit Komisyonunun 06/04/2018 tarih ve T.Z.T.B./2018/288 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi'nce; Siirt ili, Pervari ilçesi ….. Köyü'ne 2004 yılından sonra geri dönüşlerin mümkün olduğu, bu tarihten sonra vatandaşların can ve mal güvenliğine yönelik herhangi bir terör saldırısı tehdidi bulunmadığı, ulaşımın güvenlik açısından mümkün olduğu, …. Köyü sınırları içerisinde 2004 yılından sonra herhangi bir terör olayı yaşanmadığı, köyde yaşayan vatandaşlara veya mal varlıklarına yönelik bir saldırı olmadığı, davacı ve ailesine yönelik münferit bir terör saldırısı da yaşanmadığı ve nesnel güvenlik kaygısı bulunmadığı anlaşıldığından Siirt ili, Pervari ilçesi ……Köyü sınırlarında bulunan taşınmazlara terör nedeniyle ulaşılamadığından bahisle zararların karşılanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça; açılan davanın dayanakları araştırılmadan davalı idarenin bir kısım beyanları dikkate alınarak ve hatalı değerlendirme yapılarak hakkaniyete aykırı bir karar verildiği, güvenlik kaygısının sadece terör faaliyetlerinden olmadığı, ayrıca terörle mücadele faaliyetlerinden de kaynaklanabileceği, kararın gerekçesinde jandarma personeli ile güvenlik korucuları tarafından tanzim edilen tutanaklar değerlendirilerek aleyhe hususların dikkate alındığı ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kararın kaldırılması istenilmektedir.
İstinafa konu kararın, malvarlıklarına terör sebebiyle ulaşılamadığından bahisle başvuru tarihinden geriye doğru 30.5.2007 - 24.1.2017 tarihleri arasındaki bir yıllık dönemi aşan kısmı yönünden davanın reddine ilişkin kısmın incelenmesinden;
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 2. maddesinin (d) bendinde; terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar, Kanunun kapsamı dışında tutulmuş, aynı Kanunun 'Başvurunun Süresi, Şekli, İncelenmesi ve Sonuçlandırılması' başlıklı 6. maddesinde; "Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları hâlinde gerekli işlemlere başlanır. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez. Bu Kanun kapsamındaki yaralanma ve engelli hâle gelme durumlarında, yaralının hastaneye kabulünden hastaneden çıkışına kadar geçen süre, başvuru süresinin hesaplanmasında dikkate alınmaz." hükmüne yer verilmiş, 7. maddesinde ise; hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına, ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların, bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla idarece ödeneceği kurala bağlanmıştır.
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun incelendiğinde, terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle uğranılan maddi zararların tazmini bakımından iki ayrı başvuru süresinin düzenlendiği görülmektedir.
1-)5233 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinde, 19/07/1987 tarihi ile Kanun’un yürürlüğe girdiği 27/07/2004 tarihi arasındaki döneme ilişkin zararlar bakımından, Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvuru yapılması öngörülmüştür. Anılan maddede belirtilen bir yıllık süre içinde müracaat edemeyen hak sahiplerinin mağduriyetlerinin önlemesi ve söz konusu zararların sulh yolu ile karşılanması amacıyla; 03/01/2006 tarih ve 26042 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 28/12/2005 tarih ve 5442 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1. maddesi ve 5233 sayılı Kanuna, 30/05/2007 tarih ve 26537 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5666 sayılı Kanunla eklenen geçici 4. maddesi ile kanun kapsamındaki zararların ödenmesi istemiyle idareye yapılacak başvuru süreleri uzatılmıştır. Sözü edilen yasal düzenlemelere göre, 19/07/1987 ile 27/07/2004 tarihi arasındaki dönemde terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle uğranılan maddi zararların karşılanması istemiyle en geç 30/05/2008 tarihine kadar idareye başvurulabileceği kurala bağlanmıştır.
2-)5233 sayılı Kanun’un 6. maddesinde, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği 27/07/2004 tarihinden sonra meydana gelen zararların karşılanması istemiyle, zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün ve her halde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde idareye başvurulabileceği, bu sürelerden sonra yapılacak başvuruların kabul edilmeyeceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, 5233 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 27/07/2004 tarihinden sonra meydana gelen zararlar bakımından Kanun’un 6. maddesinde belirlenen süreler içinde, 19/07/1987 ile 27/07/2004 tarihleri arasında meydana gelen zararlar bakımından ise 5233 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesinde öngörülen süre içinde idareye başvurulabileceği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, malvarlığına ulaşılamadığı iddia edilen köyün, idare mahkemesi tarafından yapılan ara karar (E:2018/911 ve E:2018/919 sayılı dosyadan) sonucu dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre, Pervari ilçesindeki köylerin boş/dolu durumunu gösteren listede ''…… Köyü'nün 1994 yılında terör nedeniyle boşaltıldığı, geri dönüş olmadığı, köyün boş olduğu ve yaşayan olmadığı ve güvenlik bölgesi olduğu'' bilgilerinin yer aldığı, jandarma personeli tarafından tutulan 29.03.2019 tarihli tutanakta; '' Pervari ilçesi, ..... köyünde 2004-2009 yılları arasında olaylar bilgi sisteminde herhangi bir terör olayının olmadığı'' bilgisine yer verildiği, N.A'nın 18.02.2019 tarihli ifadesinde özetle; ''..... Köyü'nde iki dönemdir muhtarlık yapmaktayım. Ayrıca köy korucusuyum. ..... Köyü bize 6 km uzaklıktadır. 1994 yılında terör sebebiyle ..... köyünde yaşayanlar göç ettiler. Bize de tavsiye ettiler ancak biz korucu olup köyümüzü savunduk, göç etmedik. ..... Köyü'nün arazisi fazla verimli değildir. Bizim köylüler ..... Köyü'nün Yazlıca (Herekol) Dağı'na 3 km uzaklıkta olduğundan dolayı güvenlik sebebiyle gitmiyor. ..... Köyü teröre meyilli bir köydür. Bu köyün tekrar geri gelmesi halinde terör olaylarının artacağını düşünmekteyim.''şeklinde beyanlarda bulunduğu, jandarma personeli ve ..... Köyü muhtarı H.B., ..... köyü muhtarı N.A. ve ...../..... muhtarı A.A. tarafından tutulan 13.02.2018 tarihli tutanakta özetle; ''1987 yılından itibaren ..... Köyü'nün Yazlıca Dağı'na 3 km uzaklıkta terör örgütünün geçiş istikametinde olduğundan terör kaygısıyla arazilerin kullanılmasında sorun yaşandığı, ..... Köyü'ne 6 km uzaklıkta ..... Köyü'nün olduğu, ..... köyü halkının genellikle Adana ve Mersin illerinde ikamet ettikleri ve bu illerde yaşam düzenlerini kurdukları için ..... Köyü'ne kendi istekleri ile dönmedikleri, 1994 yılında ..... Köyünün terör olayları nedeniyle boşaltıldığı, ..... Köyünün askeri yasak bölge sınırlarında olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt olmadığı, güvenlik bölgesi ilan edilmediği, köye giriş çıkış yasağı bulunmadığı'' bilgilerine yer verildiği, Siirt İl Sağlık Müdürlüğü'nün 04.02.2019 tarihli yazısında 2004 yılı sonrasında ..... Köyü'ne sağlık personeli görevlendirilmediğinin belirtildiği, Pervari Kaymakamlığı'nın 11.02.2019 tarih ve E.206 sayılı yazısında 2004 yılı ve sonrasında ..... Köyü'nde muhtarlık seçimlerinin yapılmadığının belirtildiği, Türkiye İstatistik Kurumu Siirt Bölge Müdürlüğü'nün 05.02.2019 tarih ve E.113 sayılı yazısında Siirt ili, Pervari ilçesi, ..... Köyü'nde 2004 yılından sonrasına ilişkin olarak ikamet kaydı bulunmadığı, Pervari İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 05.02.2019 tarihli yazısında; ..... Köyü'nde 2004 ve sonrasında köyde eğitim ve öğretime açık okul bulunmadığı bilgilerine yer verildiği, 2004 sonrasında ..... Köyü'nde herhangi bir din görevlisi görevlendirilmediği, Pervari Kaymakamlığı'nın davalı idareye sunduğu 23.03.2018 tarih ve E:300 sayılı yazıda özetle; '' ..... Köyü'nün vatandaşların kendi istekleri ile terk edildiği, dönme hususunda herhangi bir izne gerek bulunmadığı, 2007-2017 tarihleri arasında köye geri dönmek isteyenlere idare tarafından engel olunması gibi bir durum olmadığı, vatandaşlar tarafından geri dönme hususunda herhangi bir başvuru olmadığı, ..... Köyünün geçici özel güvenlik bölgesi ilan edilmediği'' bilgilerine yer verildiği, jandarma personeli ile ...../..... muhtarı ünvanıyla A.A. tarafından 10.04.2018 tarihinde düzenlenen tutanakta özetle; ''..... Köyü'nün terör sebebiyle 1994 yılında boşaltıldığı, geri dönüşün 2004 yılından itibaren güvenlik açısından mümkün olduğu ancak vatandaşların kendi istekleri ile köye geri dönmedikleri, ....., ....., ..... ve ..... Köyleri ile ...../Sığırlı mezrasının 1994 yılında terör sebebiyle boşaldığı 2004 yılında köye geri dönüş projesi kapsamında ....., ..... Köyü ve Sığırlı mezrasının döndüğü, ..... ve ..... Köylerinin halen boş olduğu'' bilgilerine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayda, davacının, 5233 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonraki bir tarih olan 30.05.2007tarihinden sonrası için malvarlığına ulaşamaması nedeniyle meydana gelen zararının karşılanması istemiyle idareye yaptığı 24.01.2018tarihli başvurunun, Kanun’un 6. maddesi kapsamında idareye yapılmış bir başvuru olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacı tarafından ..... Köyü'nün terör olayları nedeniyle terkedildiği, Köye dönememenin sadece güvenlik kaynaklı olmadığı, jandarma tarafından tutulan tutanakların taraflı olduğu süregelen zararlarının bulunduğu öne sürülerek başvuru tarihinden geriye doğru tüm zararlarının karşılanması istenilmişse de, davacının iddia ettiği süregelen zararları yönünden başvuru tarihinden geriye doğru 1 yıllık dönemi kapsayan zararlarına ilişkin tazmin isteminin kabul edilebileceği, bu tarihten geriye doğru 1 yılı aşan döneme ilişkin tazmin isteminin ise hukuken kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Nitekim, Danıştay 10.Dairesi'nin 23.12.2019 tarih ve E:2019/2547, K:2019/10771 sayılı ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 27.03.2019 tarih ve E:2017/1935, K:2019/1374 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
İstinafa konu kararın, malvarlıklarına terör sebebiyle ulaşılamadığından bahisle başvuru tarihinden itibaren geriye doğru bir yıllık dönem olan 24.01.2017 - 24.01.2018tarihleri arasındaki kısmı yönünden davanın reddine ilişkin kısmın incelenmesinden;
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenip kaldırılabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45.maddesinin 2.fıkrasının atıfta bulunduğu aynı Kanunun 49.maddesinin 2.fıkrasında yazılı nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Dosyadaki belgeler ile istinaf dilekçelerindeki iddiaların incelenmesinden; istinaf başvurularına konu kararın ve dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Siirt İdare Mahkemesi'nce verilen 16/05/2019 gün ve E:2018/715, K:2019/367 sayılı kararın, malvarlıklarına terör sebebiyle ulaşılamadığından bahisle davacının tazminat istediği dönemin 24.01.2017 - 24.01.2018 tarihleri arasındaki kısmı yönünden istinaf başvurusunun reddine, malvarlıklarına terör sebebiyle ulaşılamadığından bahisle davacının tazminat istediği dönemin 30.05.2007 - 24.01.2017 tarihleri arasındaki kısmı yönünden ise karar sonucu itibariyle hukuka uygun olduğundan istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, aşağıda dökümü yapılan 198,50.-TL yargılama giderinin istinaf yoluna başvuran davacı üzerinde bırakılmasına, adli yardım kararından dolayı ertelenen ve 198,50.-TL yargılama giderinin davacılardan tahsili için Mahkemesince ilgili merciye müzekkere yazılmasına, istinaf gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının ilgilisine iade edilmesine, 12/10/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)