(2709 S. K. m. 125) (4708 S. K. m. 2) (2577 S. K. m. 16, 45)
İSTEMİN ÖZETİ: ….. ili, ….. ilçesi, ... ada. ... sayılı parsel üzerindeki .... YİBF nolu yapının 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkındaki Kanun'un 2. maddesinin (c) ve (g) fıkralarında öngörülen esaslara göre denetlenmediğinden bahisle aynı Kanun'un 8. maddesi uyarınca 1 (bir) yıl süre ile yeni iş almaktan men cezası verilen .... Yapı Denetim Ltd. Şti.'nin kuruluş ortağı (inşaat mühendisi, proje ve uygulama denetçisi) olan davacının da yeni iş almaktan men cezası süresi içerisinde her hangi bir yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunda idari veya teknik bir görev almaması ve başka bir yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunun ortağı da olmaması için Bakanlıkça kaydının tutulmasına ilişkin 13/01/2017 tarihli ve 1183 sayılı Bakanlık Oluru ile tesis edilen ve .... tarihli ve .... sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan işlemin iptali istemiyle açılan davada, Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin 30/03/2018 tarihli, E:2017/1521. K:2018/688 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiğinden bahisle uğranıldığı iddia edilen şimdilik 1.000 TL maddi, 30.000 TL manevi zararın, söz konusu cezanın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davanın reddine ilişkin olarak Ankara 9. İdare Mahkemesince verilen 20/06/2019 tarih ve E:2018/1364, K:2019/1345 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesince. 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; .... ili, ….. ilçesi, …. ada, ... sayılı parsel üzerindeki ... YİBF nolu yapının 4708 sayılı
Yapı Denetimi Hakkındaki Kanun'un 2. maddesinin (c) ve (g) fıkralarında öngörülen esaslara göre denetlenmediğinden bahisle aynı Kanun'un 8. maddesi uyarınca 1 (bir) yıl süre ile yeni iş almaktan men cezası verilen .... Yapı Denetim Ltd. Şti.'nin kuruluş ortağı (inşaat mühendisi, proje ve uygulama denetçisi) olan davacının da yeni iş almaktan men cezası süresi içerisinde her hangi bir yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunda idari veya teknik bir görev almaması ve başka bir yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunun ortağı da olmaması için Bakanlıkça kaydının tutulmasına ilişkin 13/01/2017 tarihli ve 1183 sayılı Bakanlık Oluru ile tesis edilen ve .... tarihli ve .... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan işlemin iptali istemiyle açılan davada, Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin 30/03/2018 tarihli, E:2017/1521, K:2018/688 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiğinden bahisle uğranıldığı iddia edilen şimdilik 1.000 TL maddi, 30.000 TL manevi zararın, söz konusu cezanın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; davacı şirket hakkında yargı merciince verilmiş olan kararların içeriği ve gerekçesi incelenecek olursa; Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin 30/03/2018 tarih ve E:2017/1521, K:2018/688 sayılı kararıyla, davacı hakkında tesis edilen Bakanlıkça kaydının tutulmasına ilişkin işlemin, sonradan yürürlüğe giren mevzuat maddelerinin davacının lehine bir durum oluşturması nedeniyle lehe olan hükümlerin uygulanması neticesinde hukuka uyarlık görülmeyerek iptal kararı verildiği, dolayısıyla gelinen bu hukuki süreç bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacı şirket hakkında verilmiş olan ve bu davadaki tazminat isteminin dayanağını oluşturan yargı kararında, davacının işin esası yönünden haksız yere Bakanlıkça kaydının tutulması ve yeni iş almaktan men cezası süresi içerisinde her hangi bir yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunda idari veya teknik bir görev almaması ve başka bir yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunun ortağı da olmaması için Bakanlıkça kayıdının tutulması işlemine tabi tutulduğunu tespit eden ve/veya hükme bağlayan bir gerekçe mevcut olmayıp, lehe olan düzenlemelerin olaya tatbiki neticesinde, diğer bir deyişle esasa müessir bir gerekçe olmaksızın iptal kararı verilmiş olması sebebiyle davalı idarenin ağır hizmet kusurunun bulunduğundan söz edilemeyeceği hususu göz önünde bulundurulduğunda, tazminata hükmedilebilmesi için gerekli koşullar oluşmadığından davacının maddi ve manevi tazminat talebinin kabul edilmesine hukuken olanak bulunmadığı, öte yandan davacı tarafından maddi tazminat talebinin dayanağı olarak gösterilen "...maddi tazminat talebimiz 12x5.000 = 60.000 TL olmakla birlikte şimdilik (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) 1.000 TL'dir." hesaplama yöntemindeki aylık gelir olarak gösterilen miktarın varsayım ve tahmine dayalı olduğu, diğer bir deyişti uğranıldığı iddia edilen zararın meşru, müspet ve saptanabilir bir zarar olmaması nedeniyle tazminat isteminde bu yönden de hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin 30/03/2018 tarih ve E:2017/1521 K:2018/688 sayılı kararının incelenmesinden; "... ili,... ilçesi, ... ada,... sayılı parsel üzerinde bulunan... YİBF nolu yapının 4708 sayılı Yasa’nın 2. maddesinin c) ve g) fıkralarında öngörülen esaslara uygun olarak denetlenmediğinden bahisle ... Yapı Denetim Ltd. Şti.'ne verilen 1 (bir) yıl yeni iş almaktan men cezası süresi içinde kuruluş ortağı (inşaat mühendisi, proje ve uygulama denetçisi) olan davacının yeni iş almaktan men cezası süresi içinde herhangi bir yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunda idari veya teknik bir görev almaması ve başka bir yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunda ortağı olmaması için Bakanlıkça kayıtlarının tutulmasına ilişkin 13/01/2017 tarihli, 1183 sayılı Bakanlık olurunun; şirketin cezalandırılmasına dayanak gösterilen fiillerin, 904898 YİBF numaralı yapının, şirketin denetim sorumluluğunda bulunduğu 2013-2014 yılları arasında işlendiği; 4708 sayılı Kanunun bu tarihlerde yürürlükte bulunan halinde şirket tüzel kişiliği bünyesindeki fiilden dolayı kuruluş ortaklarının, kuruluş ortağı sıfatıyla cezalandırılmasını öngören bir hüküm bulunmadığının anlaşıldığı, bu durumda fiil işlendiğinde doğan yaptırım sonraki düzenleme ile daha lehe hale gelmişse fiil tarihindeki değil yaptırımın uygulanacağı tarihteki lehe düzenlemenin uygulanması gerektiği açık olmakla birlikte dava konusu olayda, eylemin işlendiği belirtilen tarihlerde şirketin ortağı olan davacının cezalandırılması imkanı bulunmadığı halde, davalı idarece eylem tarihinde yaptırım doğurmayan hukuki duruma sonraki tarihli ve aleyhe düzenleme getiren mevzuat hükümleri uygulanmak suretiyle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle" iptaline karar verildiği ve anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Dairemizin 06/03/2019 tarihli, E:2018/1213, K:2019/491 sayılı kararıyla reddedildiği anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.
Davacı hakkında tesis edilen işlem yargısal denetim sonucunda hukuka aykırı bulunarak iptal edildiğine göre, davacının bu işlem nedeniyle oluşan parasal hak kayıplarının tazmini Anayasal bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrası; "Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler." hükmünü içermekte iken, anılan maddeye, 30/04/2013 tarih ve 28633 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle, "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." hükmü eklenmiştir.
Olayda, davacının Bakanlıkça kayıtlarının tutulmasına ilişkin işlemin Resmi Gazete'de yayımlandığı 19/01/2017 tarihinden Mahkemece bu işlemin iptaline ilişkin olarak verilen kararın davalı idarece uygulandığı tarihe kadar geçen sürelere ilişkin yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının, adı geçenin sigortalı olarak herhangi bir işte çalışarak gelir elde ettiğinin tespit edilmesi halinde bu tutarlar mahsup edilmek suretiyle. TMMOB Yönetim Kurulu tarafından " 2017 yılı işe giriş bildirgesinde baz alınacak asgari brüt ücretin" esas alınması ve bu meslek grubunun çalıştığı dönemde varsa hak edeceği diğer parasal hakları da eklenmek suretiyle, dava tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince anılan hususlar araştırılarak, belirlenecek parasal hak kaybına göre, davacıya 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16/4. maddesinde düzenlenen miktar artırımı yapma hakkının tanınması, bu hakkın kullanılması durumunda da dava dosyası tekemmül ettirildikten sonra maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, davacının manevi tazminat istemine gelince;
Kanun'da belirtilen suç tipine uygun bulunmayan fiili nedeniyle davacı hakkında kuruluş ortağı sıfatıyla “ 1 (bir) yıl yeni iş almaktan men cezası süresi içerisinde her hangi bir yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunda idari veya teknik bir görev almaması ve başka bir yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunun ortağı da olmaması için Bakanlıkça kaydının tutulması" yönündeki işlemin tesis edildiği, dolayısıyla idari işlemde saptanan hukuki sakatlığın bir dereceye kadar ağır ve önemli olduğunun kabulü gerektiği, dolayısıyla davacının bir dönem çalışamadığı nazara alındığında; İdare Mahkemesince manevi tazminat ödenmesi için lazım gelen şartların bu davada gerçekleştiğinin ve manevi tazminatın niteliğinin göz önünde bulundurulması suretiyle tazminat miktarının takdir edileceği de tabiidir.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde İdare Mahkemesince uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, Ankara 9. İdare Mahkemesince verilen 20/06/2019 tarih ve E:2018/1364, K:2019/1345 sayılı kararın KALDIRILMASINA, işin esası hakkında karar verilmek üzere dosyanın MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE; Mahkemece kaldırma kararı üzerine uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verileceğinden, bu aşamada yargılama giderleri yönünden ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 25/03/2021 tarihinde oybirliğiyle 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca kesin olarak karar verildi. (¤¤)