İSTEMİN KONUSU: Ankara 21. İdare Mahkemesi'nce verilen 14/05/2019 gün ve E:2018/1630, K:2019/589 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 24.07.2018 tarih ve 2018/26529 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığını öne sürdüğü parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 21. İdare Mahkemesi'nce; davacının, GSM hattı ile FETÖ/PDY terör örgütünün örgüt içi kriptolu haberleşme sistemi olarak kullanılan ByLock programına girdiği, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank ...... isimli banka hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde artırdığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan ..... Eğitimciler Sendikasına Ağustos 2012 - Mart 2013 tarihleri arasında 9 ay, Şubat 2014 - Nisan 2016 tarihleri arasında 27 ay süreyle olmak üzere toplam 36 ay sendika üyelik kesintisinin olduğu, örgüte aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan ...... Derneğine SMS ile para gönderdiği, bu nedenlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı sabit olduğu anlaşılmakla; kamu görevine iadesi talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, yoksun kaldığını ileri sürdüğü özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tahsili yönündeki isteminin de reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, İdare Mahkemesi kararının birçok açıdan hukuka ve maddi gerçeklere aykırı olduğu, hakkında OHAL komisyonu kararında ve İdare Mahkemesi kararında somut gerekçelere yer verilmediği, bu durumun savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlaline neden olduğu, Anayasa'nın 15 ve 121. maddeleri uyarınca OHAL döneminde sadece OHAL'in gerektirdiği ölçüde ve OHAL'e neden olan konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirlerin alınabileceği, masumiyet karinesinin ihlal edilemeyeceği, yasal düzenleme ve KHK ile kişi ya da kişi gruplarının suçlu ilan edilemeyeceği, bu durumun fonksiyon gasbına yol açacağı, hakkında açılan ceza kovuşturmasının devam ettiği, hakkında kesinleşen mahkumiyet kararı bulunmadığı, sendika üyeliğini ihraç kararında gerekçe gösterilmesinin hukuka aykırı olduğu, Bylock kullanmadığının Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tespit edildiği, İdare Mahkemesi kararında yer alan Bylock kullandığı yönündeki belirlemelerin hatalı ve eksik olduğu, Bank ......'nın devlet kurumlarının verdiği izne dayalı olarak kurulduğu ve devlet kurumlarının denetim ve gözetimi altında yasal olarak bankacılık faaliyetinde bulunduğu, Bank ...... para yatırmak gibi işlendiği zaman suç olmayan bir faaliyetin suç delili olarak gösterilerek terör örgütü suçuna dayanak yapılması ve bu nedenle sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğinin kararlaştırılmasının AİHS'nin 7. ve Anayasa'nın 38. maddesinin ihlali anlamına geldiği, Anayasa'da yer alan ölçülülük ilkesine aykırı davranıldığı, ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacı tarafından kamu görevinden çıkarılmasını sağlayan KHK ile anılan KHK'nın onayına ilişkin kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi istenilmiş ise de; Anayasa'nın 148 ve 152.maddelerinde yer alan kurallar birlikte değerlendirildiğinde bu iddianın ciddi olduğu kanaatine ulaşılamamaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarihli E:2017/956, K:2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli E:2015/3, K:2017/3 sayılı kararda; bylock iletişim sisteminin, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı karara bağlanmıştır. Bu durumda, bylock iletişim sistemini kullandığı tespit edilen kişilerin FETÖ/PDY örgütü ile üyelik, iltisak ve irtibatının bulunduğu ve kamu görevinden çıkarılma için hukuki gerekçe olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Buna karşın, bylock programının kişinin iradesi dışında, kullanmakta olduğu iletişim cihazına yüklendiğinin ve hiç bir şekilde iletişimde kullanılmamış olduğunun tespiti halinde, bu durumun tek başına irtibat veya iltisak sebebi sayılamayacağı, Dairemizce istikrarlı olarak vurgulanmaktadır.
İstinaf konusu, İdare Mahkemesi kararında Bylock iletişim sistemini kullandığı tespit edilen davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile en az irtibat ve iltisak düzeyinde bağı olduğunu kabulü gerektiğinin belirtildiği görülmekte ise de, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2017/42 esasına açılan davada verilen 25/07/2018 tarih ve K:2018/256 sayılı karar incelendiğinde, HTS analizine ilişkin bilirkişi raporu ile Bylock içeriklerinden, söz konusu hattın (bylock kullanıldığı belirlenen) davacının eşi ……. tarafından kullanılmakta olduğunun, davacının ise Bylock kullanıcısı olmadığının tespit edildiği ve davacı hakkında "terör örgütüne hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" suçu kapsamında ceza verildiği görülmüştür.
Bu itibarla, anılan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, Bylock kullanmadığı belirlenen ve "terör örgütüne hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" suçu kapsamında mahkumiyet kararı verilen davacı hakkında, Bylock kullanıcısı olduğu ve "terör örgütüne üye" olma suçu kapsamında hapis cezası ile cezalandırıldığı şeklinde İdare Mahkemesi kararında yer verilen tespitin isabetli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Ancak, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Bylock delili dışındaki gerekçeler sabit ve hukuken geçerli olduğundan İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Yapılan açıklamayla birlikte;
1-Ankara 21. İdare Mahkemesi'nce verilen 14/05/2019 gün ve E:2018/1630, K:2019/589 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
3-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
4-Fazladan yatırılan 44,40 TL harcın istek halinde ilgili tahsil dairesince istinaf başvurusunda bulunana iadesine,
5-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra mahkemesince istinaf başvurusunda bulunana re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 21/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)