(3194 S. K. m. 4, 32, 42, Geç. m. 16) (2577 S. K. m. 45) (2560 S. K. m. 20) (2872 S. K. m. 1, 4, 6) (Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar m. 6)
İSTEMİN KONUSU: İstanbul 11. İdare Mahkemesi Hakimliğinin 18/07/2019 tarih ve E:2019/236, K:2019/1549 sayılı kararının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: …., 213 ada, 399 parsel sayılı yerde ruhsat ve eklerine aykırı olarak çatı katı yapıldığından bahisle düzenlenen 27/09/2018 günlü yapı tatil tutanağına istinaden 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesi uyarınca 17.585,03-TL para cezası verilmesine dair 03.01.2019 gün ve 2018/12/1273 sayılı ceza ihbarnamesi ile dayanağı 06.12.2018 gün ve 2410 karar sayılı Arnavutköy Belediyesi Encümen Kararının iptali istenilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının özeti: İstanbul 11. İdare Mahkemesi Hakimliğinin 18/07/2019 tarih ve E:2019/236, K:2019/1549 sayılı kararı ile; " ... uyuşmazlığa konu yapı için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 28/09/2018 tarihli, 1023903 başvuru numaralı, …. belge nolu Yapı Kayıt Belgesinin düzenlendiği, bu durumda; Yapı Kayıt Belgesi ile kayıt altına alındığı 28/09/2018 tarihinden sonra uyuşmazlığa konu yapı nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin belediye encümeni kararında ve para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ceza ihbarnamesinde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
İSTİNAFA BAŞVURANIN
İDDİALARI: Davalı İdare tarafından; İSKİ'nin 26.09.2018 tarihli yazısına istinaden yapılan incelemede 1. Normal kat üzerine çatı katı yapıldığının 27.09.2018 tarihli yapı tutanağı ile tespit edildiği, aykırılığın31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı, bu nedenle 3194 sayılı Kanunun geçici 16. maddesi uyarınca imar barışından yararlanamayacağı ileri sürülerek dava konusu işlemin iptali yolundaki mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN
SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, ...Mahallesi, 213 ada, 399 parselde bulunan yapıda ruhsatsız çatı katı yapıldığı tespit edilerek 27/09/2018 günlü yapı tatil tutanağı düzenlenmiştir.
Anılan tutanağa dayanılarak Arnavutköy Belediye Encümeninin 06/12/2018 gün ve 2410 sayılı kararıyla 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32.maddesi uyarınca anılan yapının yıkımına ve aynı Kanun'un 42. maddesi uyarınca davacıya 17.585,03-TLidari para cezası verilmiştir.
Anılan encümen kararının davacıya 17.585,03-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı ile 03.01.2019 gün ve 2018/12/1273 sayılı ceza ihbarnamesinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 5. fıkrasında, “Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir.” hükmü yer almaktadır.
2560 sayılı İstanbul Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Kanalizasyon şebekesine verilemeyecek maddeler" başlıklı 20. Maddesinde, "Kanalizasyon şebekesine verilmesi sakıncalı maddeler ile içme suyu alınan havzaların korunması için gereken tedbir ve düzenlemeler, 2872 sayılı Çevre Kanunu hükümleri çerçevesinde Çevre ve Orman Bakanlığının uygun görüşü alınarak Genel Müdürlükçe çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir." hükmüne; İSKİ İçme Suyu Havzaları Yönetmeliği'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde "Bu Yönetmeliğin amacı; İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları dahilinde ve haricinde bulunan ve İstanbul’a su temin edilen ve edilecek olan yüzeysel ve yeraltı su kaynaklarının kirlenmesinin önlenmesi ile ilgili usul ve esasları belirlemektir. "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; "İçmesuyu havzaları (Havza): Bir akarsu, göl, baraj rezervuarı veya yeraltı suyu haznesi gibi bir su kaynağını besleyen yeraltı ve yüzeysel suların toplandığı bölgenin tamamıdır....Kısa Mesafeli Koruma Alanı (300.-1000 m.): Mutlak koruma alanı üst sınırından itibaren yatay 700 metre genişliğindeki kara alanıdır. Bahse konu alanın, havza sınırını aşması halinde kısa mesafeli koruma alanı havza sınırında son bulur." "Özel hükümler" başlıklı 6/9-ç bendinde; "İmar planı bulunmayan içme suyu havzalarında, imar planları hazırlanıncaya kadar yapılaşmaya izin verilmez." hükmü kurala bağlanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun "GENEL HÜKÜMLER" başlıklı birinci bölümünün "İstisnalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında;"2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu,2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ve 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun yerleşim ilkelerini ve esaslarını düzenleyen genel nitelikte bir kanun olduğu, 2560 sayılı Kanununun ise yasa koyucu tarafından kabul edilmiş özel nitelikte kanun olduğu, özel kanunlarla belirlenen alanlarda özel kanun hükümlerinin uygulanmasında zorunluluk bulunduğu, bu doğrultuda İmar Kanununda yer alan hükümler içerisinden ancak özel kanunlarla öngörülen hükümlerin lafzına ve ruhuna aykırılık teşkil etmeyenlerinin tatbik edileceği hususunda duraksama bulunmamaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesinde;
"Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir.
Yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında alınacak kayıt bedeli başvuru sahibi tarafından genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. 6306 sayılı Kanun kapsamında kullanılmak üzere kaydedilen gelirler karşılığı Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir. Bu ödenek, dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılarak kullanılır. Kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir.
Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun ve 2960 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.
Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir. Bu durumda, ikinci fıkrada belirtilen bedelin iki katı ödenir.
Beşinci fıkra uyarınca kat mülkiyetine geçilmiş olması 6306 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez.
Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu durumda elde edilen gelirler bu maddenin ikinci fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedilir. Ayrıca bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazlar rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan satılır.
Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz.
Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır.
Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir." hükmüne yer verilmiş olup;
Anılan Yasa hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 6 Haziran 2018 tarihli ve 30443 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin 6. maddesinde, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapıların maliklerinin, bu belgenin bir örneğini belediye ve mücavir alan sınırları içinde ilgili belediyesine, bu sınırlar dışında il özel idaresine vermek zorunda oldukları, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edileceği belirtilmiş, 20 Eylül 2018 tarihli ve 30541 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik yapılmasına Dair Usul ve Esasların 5. maddesi ile değişik 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise; “(2) Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez ve belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca, "yapı kayıt belgesi"; yapının kullanılması amacıyla düzenlenen belgeler olup, belli şartların varlığı halinde söz konusu yapıların kullanımına izin verilmekte bu doğrultuda yapılara elektrik, su, doğalgaz aboneliği bağlanabilmesi imkanı tanınmakta hatta kamu taşınmazlarının ilgiliye satışı, cins değişikliği yapılabilmesi ve kat mülkiyeti kurulabilmesi mümkün kılınmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesi uyarınca düzenlenen "yapı kayıt belgesi"nin sağladığı haklar ile özel kanun hükümleri ile getirilen hukuki rejim karşılaştırıldığında; İmar Kanununa eklenen geçici 16. maddenin, aynı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hüküm gereği özel Kanuna aykırı hükümler içerdiği, bu haliyle 3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesi hükümlerinin uygulanma kabiliyeti bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının incelenmesinden, İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, ...Mahallesi, 213 ada, 399 parselde bulunan yapıda ruhsatsız çatı katı yapıldığı hususlarının 27.09.2018 tarihli yapı tatil tutanağı ile tespit edildiği, Arnavutköy Belediye Encümeninin 06/12/2018 gün ve 2410 sayılı kararıyla 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca davacıya 17.585,03-TL idari para cezası verilerek adına 03.01.2019 gün ve 2018/12/1273 sayılı ceza ihbarnamesinin düzenlendiği, anılan işlemlerin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu işlemlere konu olan yapının Terkos Baraj Havzasının kısa mesafeli koruma alanında kaldığı, yasa kapsamında yapı yasağı bulunan alanda yer aldığı hususunda duraksama bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesince, "Yapı Kayıt Belgesi ile kayıt altına alınan yapının, Yapı Kayıt Belgesi alındıktan sonra davalı idarece yapılan tespit ile ruhsatsız olduğundan bahisle 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesi uyarınca yıkımına yönelik belediye encümeni kararında hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesine yer verilerek, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise; yukarıda yer verilen açıklamalardan da anlaşılacağı üzere yapının 3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesi hükümlerinin uygulanma imkanı bulunmadığı açıktır.
Bu durumda; İdare Mahkemesi'nce; uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, işleme konu yapı için 3194 sayılı Kanunun Geçici 16. maddesi uyarınca yapı kayıt belgesi düzenlendiğinden bahisle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Diğer taraftan, ilk derece mahkemesi sıfatıyla uyuşmazlığa bakan idare mahkemesince işin esası incelenmeksizin hüküm kurulmuş olması karşısında, 2577 sayılı Kanunun istinaf kanun yoluna ilişkin hükümleri uyarınca Dairemizce işin esasına girilmesi mümkün görülmemiş, kararın kaldırılması ve 2577 sayılı Yasanın 45/5. maddesi gereği yeniden bir karar verilmesi için dosyanın mahkemesine iade edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca davalı idare İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE,
2.İstanbul 11. İdare Mahkemesi Hakimliğinin 18/07/2019 tarih ve E:2019/236, K:2019/1549 sayılı kararının KALDIRILMASINA
3.2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yukarıda belirtilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın kararı veren İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4.Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına,
5.2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine,
6.2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca kesin olarak 15/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)