İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, pos tefeciliğinden elde ettiği faiz gelirini beyan dışı bıraktığından bahisle, .... hakkında düzenlenen 24.08.2017 tarih ve 2017-A-1591/5 sayılı Vergi Tekniği Raporunu done alan takdir komisyonu kararlarına istinaden, adına 2012 yılına ilişkin resen 3 kat vergi ziyaı cezalı olarak salınan gelir vergisi ile 01-03,04-06,07-09/2012 dönemlerine ilişkin resen 3 kat vergi ziyaı cezalı olarak salınan gelir geçici vergisi tarhiyatlarını ihtiva eden ihbarnamelerin iptali istemiyle açılan davanın, "...olayda, 2012 vergilendirme dönemi matrahının tespiti için zamanaşımının dolmasına çok kısa süre kala 10.10.2017 tarihinde takdir komisyonuna sevk edilen davacı adına, 24.08.2017 tarihli vergi tekniği raporunu dayanak alan takdir komisyonunun 25.01.2018 tarihli kararları uyarınca tarhiyat yapılmış olup cezalı tarhiyatların esas itibarıyla, tanzim edilen rapora dayandığı, matrah takdiri amacı dışında, zamanaşımını durdurma saikiyle takdir komisyonuna başvurulduğundan, ortada bir takdir komisyonu kararının bulunmasının, tarhiyatın, söz konusu rapora göre yapıldığı gerçeğini değiştirmeyeceği, bu durumda, 2012 vergilendirme dönemi için 24.08.2017 tarihli vergi tekniği raporuna dayanılarak düzenlenen vergi ve ceza ihbarnamelerinin 01.03.2018 tarihinde düzenlenmiş ve tebliğ edilmiş olması karşısında, zamanaşımına uğradığı açık olan dava konusu cezalı tarhiyatlarda hukuka uygunluk görülmediği..." gerekçesiyle kabulü yönünde verilen İstanbul 1. Vergi Mahkemesi'nin 22/03/2019 tarih ve E:2018/894, K:2019/561 sayılı kararının, davalı idare vekilince, davacının, hakkında yapılan tespitlere istinaden, zamanaşımı süresi dolmadan takdir komisyonuna sevk edildiği, vergi müfettişi .... tarafından düzenlenen 24.08.2017 tarih ve 2017-A-1591/5 sayılı vergi tekniği raporunda yer verilen tespitleri done alan takdir komisyonu kararlarına istinaden dava konusu cezalı tarhiyatların yapıldığı, idarece yapılan işlemin usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
İstinaf başvurusu, davacı tarafından, pos tefeciliğinden elde ettiği faiz gelirini beyan dışı bıraktığından bahisle, .... hakkında düzenlenen 24.08.2017 tarih ve 2017-A-1591/5 sayılı Vergi Tekniği Raporunu done alan takdir komisyonu kararlarına istinaden, adına 2012 yılına ilişkin resen 3 kat vergi ziyaı cezalı olarak salınan gelir vergisi ile 01-03,04-06,07-09/2012 dönemlerine ilişkin resen 3 kat vergi ziyaı cezalı olarak salınan gelir geçici vergisi tarhiyatlarını ihtiva eden ihbarnamelerin iptali istemiyle açılan davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne karar veren ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1.fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2.fıkrasında, istinafın, temyizin şekli ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında ise, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir hükümleri yer almaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 113. maddesinde, zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanun'un 114. maddesinin ikinci fıkrasının zamanaşımının durma süresinin belirsizliğinin Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinin 15/10/2009 tarihli ve E:2006/124, K:2009/146 sayılı kararı ile iptal edilmesinden sonra 23/7/2010 tarihli ve 6009 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle yeniden düzenlenen ve 1/7/2010 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe giren halinde "Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamaz." düzenlemesine yer verilmiştir.
Kanun'un 30. maddesinin birinci fıkrasında "Resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanunî ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı resen takdir olunmuş sayılır." hükmü yer almaktadır.
213 Kanun'un 72 ila 75. maddelerinde takdir komisyonunun kuruluşu, üyelerin seçilmesi, görev ve yetkileri sayılmış, aynı Kanun'un 31. maddesinde, takdir komisyonunca belli edilen matrah veya matrah kısmının takdir kararına bağlanacağı belirtilmiştir.
Anılan Kanun'un 74. maddesinin "a" işaretli fıkrasında ise, takdir komisyonlarının maddede sayılan görevlerini yaparken takdir sebeplerinin bulunup bulunmadığını inceleyemeyeceği, yalnız hatalı gördüğü işlemlerde ilgili vergi dairesini yazı ile ikaz etmeye mecbur olduğu hükme bağlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinde sayılan re'sen vergi tarhını gerektiren sebeplerin varlığı halinde vergi inceleme elemanlarınca ilgili dönem matrahı re'sen takdir edilebileceği gibi takdir komisyonuna başvurularak da matrahın takdir edilmesi sağlanabilecektir. Anılan maddede sayılan hallerde matrahın takdir komisyonu tarafından takdir edilebileceği tartışmasız olup bu durumdaki bir mükellefin takdire sevk edilmesine ve düzenlenen inceleme raporlarının takdir komisyonunca done olarak kullanılmasına yasal bir engel bulunmamaktadır. Ayrıca Kanun'un 74. maddesindeki kuraldan takdir komisyonunun takdir nedenlerinin bulunup bulunmadığı hususunda bir inceleme yapamayacağı anlaşılmaktadır.
İstinaf istemine konu kararda idare tarafından takdire sevk tarihi dikkate alınarak takdir komisyonuna sevkin zamanaşımını durdurmak amacıyla yapıldığı kabul edilmiş ve tarhiyatın hukuka uygunluğu bu yönüyle değerlendirilmiştir. Ancak yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, Kanun'da takdir komisyonuna başvurulmasına bağlanan ve belirlilik ve öngörülebilirlik arz eden hukuki sonuç zamanaşımının durması olduğundan takdir komisyonuna sevkle tarh zamanaşımının durduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu nedenle takdir komisyonu kararının verildiği tarih itibarıyla resen tarh nedeninin bulunup bulunmadığı ve resen takdir edilen matrahın hukuka uygun olup olmadığı hususları da araştırılarak işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken dava konusu vergi ve cezaların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle verilen istinaf istemine konu kararın gerekçesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının, dava dışı 3. şahıs ....'ın mükellefiyet kaydı üzerinden, ortaklık kurmak sureti ile faiz/komisyon karşılığında borç ödemesi veya nakit temini işlemi (pos tefeciliği) yaptığının, tefecilik faaliyetini gizlemek amacıyla .... adına sahte belgeler düzenlendiğinin adı geçen hakkında vergi müfettişi .... tarafından düzenlenen 24.08.2017 tarih ve 2017-A-1591/5 sayılı vergi tekniği raporuyla tespit edildiğinden bahisle, 2012 hesap yılına ait matrahının takdiri için sevk edildiği takdir komisyonu tarafından ....hakkında tanzim edilen Vergi Tekniği Raporu dayanak gösterilerek takdir edilen matrahlara istinaden davacı adına dava konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyatların yapılarak tebliğ edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümünde, .... hakkında düzenlenen 24.08.2017 tarih ve 2017-A-1591/5 sayılı vergi tekniği raporunda yer verilen tespitlerin değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
.... (mükellef) hakkında düzenlenen 24.08.2017 tarihli Vergi Tekniği Raporunda, mükellefin, Beykoz-İstanbul adresinde, telekomünikasyon teçhizatının perakende ticareti faaliyetiyle iştigal etmek üzere tesis ettirdiği mükellefiyetinin 31.12.2012 tarihi itibarıyla resen terkin edildiği, 2012 yılı yasal defter-belgelerinin incelemeye ibraz edildiği, 2012 yılı gelir vergisi beyannamesiyle yaklaşık 31 bin TL kazanç beyan edildiği, KDV matrahlarının "0" olarak beyan edildiği, muhtasar beyannamelerinde çalışan beyanının bulunmadığı, mükellefe ait pos cihazından, 2012 yılında yaklaşık toplam 8 milyon TL tahsilat yapıldığı, mükellefin hesabının bulunduğu banka nezdinde yapılan araştırmada, mükellef hesabından 2012 yılında gerçekleştirilen para yatırma-çekme ve diğer işlemlerin .... (mükellef), .... ve .... adlı şahıslarca gerçekleştirildiği, mükellefin .... ve .... adlı şahıslara vekalet verdiği, adı geçen 2 şahsın da, mükellefle birlikte, bu vekaletnamelere istinaden mükellef adına bankacılık işlemleri gerçekleştirdiği, mükellefin ifadesinde, o dönemde aslında, ....'in eşi ....'in yanında çalışmakla birlikte işlerin .... tarafından yürütüldüğünü, ....'in, .... Medya Grubunun İstanbul/Boğaz bölgesinin dergi ve gazete dağıtım bayisi olduğunu, çalıştığı dönemde kendisini ara sıra bankaya gönderip para çektirdiklerini, çektiği bu paraların, gazete dağıtımı yaptıkları bayilerin gönderdikleri paralar olduğunu düşündüğünü, çektiği paraları .... Medya A.Ş.'nin banka hesabına yatırdığını, adına kayıtlı pos cihazından ve adına çıkartılan vekaletnameden, bankanın pos cihazı kullanım bedelini talep etmesiyle haberdar olduğunu, bunun üzerine pos cihazını ve adına çıkartılan vekaletnameyi iptal ettiğini, hiç kimseye borç para vermediğini ve hiç kimseden borç para almadığını, yanında çalıştığı ....'in, maaşlarını yatırmak amacıyla bankada adlarına hesap açtırmak üzere kendisinden noterde evrak imzalatmak suretiyle vekaletname aldığını, vergi dairesinden adına gelen belgeden sonra vekaletnamenin içeriğinin başka olduğunu anladığını, muhasebeciyle görüştüğünde, adına gözüken işyerinin tüm evrakının .... tarafından muhasebeye getirildiğinin söylendiğini, ....'i ise tanımadığını ifade ettiği, ....'in bilgi isteme yazısına cevap vermediği, ....'e ise MERNİS adresinde ulaşılamadığından bilgisine başvurulamadığı, muhasebeci ....'in ifadesinde, ....'ı tanıdığı, telefon kontör ve araç-gereçleri işi yapmak üzere 2011 yılında faaliyete başladığını, muhasebe işlemlerinin tarafınca yürütüldüğünü, muhasebe işleri için mükellefin kendisine vekaletname verdiğini, mükellefin 2012 yılı sonunda işi bıraktığını, mükelleften önce, aynı adreste, aynı faaliyeti yürüten ....'in muhasebe işlerini de kendisinin yürüttüğünü ifade ettiği, işe başlama aşamasında mükellefin .... ile mali müşavirlik sözleşmesi imzaladığı, yine mükellef tarafından muhasebeciye vekaletname verildiği ve mükellef adına düzenlenen bir ihbarnameyi de, 04.07.2012 tarihinde mükellefin bizzat tebellüğ ettiği, mükellefin tüm alış-satış faturalarının telefon kontörüne ilişkin olduğu, bunun haricinde mal-hizmet satışı olmadığı, mükellefin 2012 yılında yüksek tutarda alış gerçekleştirdiği iki mükellef hakkında, faiz/komisyon karşılığında borç ödemesi veya nakit temini işlemi (tefecilik) yaptıkları yönünde düzenlenen raporların bulunduğu, alış yapılan 3 mükellef hakkında aynı yönde incelemelerin devam ettiği, alış yapılan diğer 3 mükelleften ikisi hakkında, tefecilik faaliyetinde bulundukları yönünde tespit yapılamadığı yönünde rapor bulunduğu, biri hakkında ise olumsuz rapor bulunmadığı, mükellef banka hesabından gönderilen EFT ve havalelerin hemen hemen tamamına yakınının ...., .... Dağıtım A.Ş. ile … adlı şahsa yapıldığı, 2012 yılında K8'tan gerçekleştirilen alış tutarı ile adı geçen şahsa gönderilen para arasında çok yüksek tutarda farklılık bulunduğu, 2012 yılında para gönderilen ....'den ise herhangi bir alış yapılmadığı, mükellefe ait pos cihazından kredi kartları çekilmek suretiyle işlem gerçekleştirilen şahısların ifadelerinde, K9'ın, mükelleften herhangi bir alış yapmadığını, kredi kartı borcunu ödeyemediğinden, mükellefe ait pos cihazından, kredi kartına takla attırdığını, kendisinin mükellefi tanımadığını, işyerine gitmediğini, çalıştığı yerdeki arkadaşının kendisine yardımcı olduğunu, o dönemde, birkaç kredi kartı olduğunu, .... Bank kartı haricinde, …. Bankası kartını da bu şekilde kullandığını ve her iki bankadan toplam yaklaşık 16 bin TL işlem yapıp elden 465 TL faiz ödediğini, o dönem bu tip işler için %3 civarında faiz alındığını beyan ettiği, ....0'in, mükellefle herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, mükellefi tanımadığını, kendisinin borca ihtiyacı bulunmadığını, kredi kartının, geçmiş dönemde, .... adlı arkadaşı tarafından farklı amaçlı kullanılmış olabileceğini beyan ettiği, ....'in, mükellefle herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, mükellefi tanımadığını, kartını eşine verdiğini, onun da, kartı eski ortağı ve yakın dostu ....'e verdiğini, .... adlı şahsın kendilerini dolandırdığını, adı geçen şahsın o dönemde çok fazla kişiden para alıp gittiğini, ne iş yaptığını bilmediklerini, müfettişliğin gösterdiği resmin, kendi tanıdıkları ....'e ait olmadığını beyan ettiği, ....'ın, mükellefle herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, mükellefi tanımadığını, o dönem kartının kopyalandığını, neden böyle bir işlem yapıldığını bilmediğini beyan ettiği, ....'in, mükellefi tanımadığını, üzerinden uzun zaman geçtiği için tam hatırlayamamakla birlikte, dönem dönem nakte sıkıştığında kredi kartını farklı amaçla kullanmış veya borçlu olduğu kişilere kullandırmış olabileceğini, o dönemde pos tefeciliğinde %2,5 gibi faiz oranından bahsedildiğini beyan ettiği, ....4'nin, mükelleften herhangi bir alış yapmadığı, ek kartının, maddi anlamda sıkışan babası tarafından %2,5-3 komisyon karşılığında kredi kartına takla attırmak amaçlı kullanıldığını beyan ettiği, ....'in 10.11.2010 tarihinde tesis ettirdiği mükellefiyetinin 31.12.2011 tarihi itibarıyla resen terkin edildiği, adı geçenin mükellefe 2012 yılında yaklaşık 1,5 milyon satış bildirdiği tespit edilerek, mükellefin 2012 yılında faiz/komisyon karşılığında borç ödemesi veya nakit temini işlemi (tefecilik) yaptığı, söz konusu fiili, mükellef ...., .... ve davacı ....'in birlikte gerçekleştirdiği, söz konusu mükellefin 2012 yılında düzenlediği kontör satış faturalarının tefecilik faaliyetini gizlemek amacıyla düzenlenen ve mal teslimine dayanmayan sahte belgeler olduğu ve adı geçen 3 kişi hakkında eşit hisseli adi ortaklık tesis ettirilerek, elde edilen komisyon geliri nedeniyle şahıslar adına, gelir vergisi tarhiyatlarının gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yukarıda alıntısına yer verilen tespitler bir arada değerlendirildiğinde, kredi kartları ....'a ait pos cihazından gerçek bir alım-satım olmaksızın çekilen ve ifadelerine başvurulan kart sahiplerinin hiçbirinin davacıyı tanımadığı, davacıyı ismen zikreden bir kart sahibinin ise kendisine gösterilen davacıya ait resmi teyit etmediği, pos cihazı üzerinden işlem gerçekleştirilen ....'ın da davacıyı tanımadığı, gerek ....'ın, gerekse davacının, inceleme sırasında kendisine ulaşılamayan ....'in çalışanı olduklarını beyan ettikleri, adı geçen kişinin, mükellef ....'tan önce, aynı adreste aynı nitelikte faaliyet yürüttüğü, bunun dışında, mükellef .... tarafından, ....'in yanı sıra davacıya da vekalet vermiş ve bu vekaletnameye dayanılarak, mükellefin banka hesabında davacı tarafından işlem gerçekleştirilmiş olmasının, davacının, mükellefe ait pos cihazını kullanmak suretiyle komisyon geliri elde ettiğini ortaya koymaya yeterli bulunmadığı, dava konusu cezalı tarhiyatın bu gerekçeyle hukuka uygun olmadığı ve istinaf isteminin bu gerekçeyle reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf istemine konu; İstanbul 1. Vergi Mahkemesi'nin 22/03/2019 tarih ve E:2018/894 K:2019/561 sayılı kararında yasada sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden istinaf isteminin yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, istinaf aşamasında yapılan29,00-TL istinaf yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu tutar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/b bendinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 09/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)