(3194 S. K. Geç. m. 16) (634 S. K. m. 8) (2577 S. K. m. 31, 45)
İSTEMİN KONUSU: Edirne İdare Mahkemesinin 08/07/2019 tarih ve E:2018/1465, K:2019/857 sayılı kararının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Edirne İli, Enez İlçesi, .... Mahallesi, .... Mevkii, 219 ada, 11 parselde bulunan kat irtifaklı, E Blok, 9 ve 10 numaralı bağımsız bölümler için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesine göre ''Yapı Kayıt Belgesi'' verilmesi istemiyle yapılan başvuruların reddine karar verilmesi için Edirne Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yapılan 17/07/2018 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin ve söz konusu bağımsız bölümler için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesine göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca düzenlenen yapı kayıt belgelerinin iptali istenilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının özeti: Edirne İdare Mahkemesince verilen 08/07/2019 tarih ve E:2018/1465, K:2019/857 sayılı kararda; davacılar tarafından "taşınmazın kat irtifaklı olması, üçüncü kişilere ait olduğu kabul edilen arsalar üzerinde yapılan imara aykırı yapıların imar barışından faydalanamayacağı" hususları ileri sürülmekte ise de, yapı kayıt belgesi için başvuru yapılan 9 ve 10 numaralı bağımsız bölümler her ne kadar Müşterek (Paylı) Mülkiyete konu parsel üzerinde yer alsa da, başvuruya konu yapıların yazlık site içerisinde dubleks mesken olarak tapuda başvuranlara ait olduğu, diğer yandan Mahkemelerinin E:2008/897 sayılı dosyası incelendiğinde ise davacılar tarafından öne sürülen imara aykırılıkların (kaçak teras kat) 2008 yılına ilişkin olduğu, bu açıdan 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış olduğu ve mevzuatta da yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar arasında yer almadığı anlaşıldığından, davacıların söz konusu yapılar için yapı kayıt belgesi verilmemesi yönündeki başvurularının zımnen reddine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği, diğer taraftan, yapı kayıt belgesi, başvuranların beyanı doğrultusunda E-Devlet üzerinden otomatik olarak oluşturulduğundan, beyana aykırılık durumunun olup olmadığı hususunun Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca incelenerek işlem tesis edilebileceği, bu işleme karşı da ilgilisince ayrıca dava açılabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAFA BAŞVURANIN İDDİALARI :Davacılar vekili tarafından, dava dışı .... ve ....’un ".... Mevkii .... Mah. A3 Cadddesi .... Sitesi A Blok No:115 Enez/Edirne" adresinde kain, tapunun "Edirne İli, Enez İlçesi, 47 k 2b pafta, 219 ada ve 11 parselinde" kayıtlı yazlık ".... Sitesi"nin "kat irtifaklı" E Blok 9 ve 10 numaralı bağımsız bölüm vasfındaki taşınmazın yarı yarıya maliki oldukları, taşınmazın kat irtifaklı olup, "Enez Belediyesi" tarafından onaylanmış bir projesi ve bu projeye uygun verilen bir inşaat ruhsatının bulunduğu, dava dışı maliklerin 2008 yılında, onaylı projeye ve inşaat ruhsatına, dolayısı ile imar mevzuatına aykırı, site içindeki komşuları olan davacılara ait diğer bağımsız bölümlere göre devasa büyüklükte bir yapı yaptıkları, Enez Belediyesinin inşaatı durdurarak mühürlemesine rağmen mührü söküp inşaatı tamamladıkları, yapının yıkımına ilişkin işleme karşı Edirne İdare Mahkemesinin E:2008/897 esasına kayden açılan davanın reddedildiği ve söz konusu kararın Danıştay tarafından da onanmak suretiyle kesinleştiği, dava dışı maliklerin sahip oldukları bağımsız bölüm vasfındaki binanın imar barışına ilişkin düzenleme kapsamına girmediği, nitekim söz konusu binanın zaten kat mülkiyeti hukukuna tabi olan, projesi onaylanmış, tapuya onaylı projesi doğrultusunda tescil edilmiş, "kat irtifaklı" bir site içinde yer aldığı, kat mülkiyeti hukukuna tabi olan taşınmazların imar barışı düzenlemesinin dışında olması gerektiği, tebliğ hükümlerinin 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa aykırı olamayacağı, nitekim Tebliğin "Yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar" başlıklı 8. maddesinin 1/c fıkrasında, üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlar üzerinde bulunan yapılar hakkında Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyeceğinin belirtildiği, davaya konu yapı kat irtifaklı olmakla, binanın bulunduğu site arsası üzerinde her bir metrekarede her malikin hissesi oranında mülkiyet hakkının devam ettiği iddialarıyla kararın kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacılar tarafından, Edirne İli, Enez İlçesi, .... Mahallesi, .... Mevkii, 219 ada, 11 parselde bulunan E Blok, 9 ve 10 numaralı bağımsız bölümler için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesine göre ''Yapı Kayıt Belgesi'' verilmesi istemiyle yapılan başvuruların reddine karar verilmesi için 17/07/2018 tarihinde Edirne Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne başvuruda bulunulmuştur.
Bu başvurunun zımnen reddi üzerine hem bu konudaki işlemin, hem de 9 ve 10 numaralı bağımsız bölümler için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesine göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca düzenlenen yapı kayıt belgelerinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. maddesinin 5. fıkrasında, “Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir.” hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 22’nci maddesinin 1. fıkrasında, “Konular aydınlandığında meseleler sırasıyla oya konulur ve karara bağlanır.” hükmüne yer verilmiş, aynı Kanunun "kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24’üncü maddesinde ise; kararlarda; davacının ileri sürdüğü olayların ve dayandığı hukuki sebeplerin özeti istem sonucu ile davalının savunmasının özeti, kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm, tazminat davalarında hükmedilen tazminatın miktarının belirtileceği hükmüne yer verilmiştir.
Usul hukukunun en temel ilkelerinden biri olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, İdari Yargı mercilerinde açılan davalarda; İdare Mahkemelerinin, davacının istemi ile bağlı olduğu, istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar verilemeyeceği açıktır.
Dava dilekçesinde, Edirne İli, Enez İlçesi, .... Mahallesi, .... Mevkii, 219 ada, 11 parselde bulunan kat irtifaklı, E Blok, 9 ve 10 numaralı bağımsız bölümler için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesine göre ''Yapı Kayıt Belgesi'' verilmesi istemiyle yapılan başvuruların reddine karar verilmesi için Edirne Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yapılan 17/07/2018 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin, hem de söz konusu yapılar için 3194 sayılı Kanunun 7143 sayılı Kanunla eklenen Geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenen 16/08/2018 tarihli, … belge nolu yapı kayıt belgelerinin iptali istenilmesine rağmen, İdare Mahkemesince, davanın “17/07/2018 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin” iptaline yönelik olduğu kabul edilmek suretiyle ele alınıp sonuçlandırıldığı, yapı kayıt belgelerine yönelik hukuki inceleme yapılmadığı, doğal olarak bu istem hakkında bir hüküm de kurulmadığı görülmektedir.
Bu durumda; İdare Mahkemesince, dava konusu edilen hususların tamamına yönelik esas incelemesi yapılmaksızın davanın konusunun eksik biçimde ele alınıp, yapı kayıt belgeleri yönünden hüküm kurulmayarak eksik hüküm tesis edilmesi suretiyle verilen kararda usul hükümlerine uygunluk görülmemiştir.
Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrasının (f) bendinde; dava dilekçelerinin husumet yönünden inceleneceği, 15/1-c maddesinde ise; davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması durumunda dava dilekçesinin belirlenecek gerçek hasma tebliğ edileceği, aynı Kanunun 14. maddesinin 6. fıkrasında; yukarıda belirtilen usule aykırılığın ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde davanın her aşamasında 15. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş olup; buna göre, dava konusu edilen işlemin, bu işlemi tesis eden idarenin ve bunlara bağlı olarak husumet yöneltilen tarafın açık ve kesin bir şekilde dava dilekçesinde belirtileceği, yargı yerince yapılan inceleme sonucunda ise, davanın konusu esas alınmak suretiyle, davalı tarafın hatalı gösterilmiş olması halinde husumetin düzeltilmesine re'sen karar verileceği ve varsa dava konusu işlemin tesisinde ilgisi olmayan tarafın husumet mevkiinden çıkartılarak davanın doğru hasım belirlenerek görülmesine karar verileceği tabii olup, davaya konu uyuşmazlığın incelenmesi ve sonuçlandırılmasının ancak husumetin doğru olarak tespit edilmesine bağlı olması nedeniyle husumete yönelik eksiklik ya da yanlışlık içeren bir kararın bu yönden usul hükümlerine aykırılık taşıyacağı açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından, Edirne İli, Enez İlçesi, .... Mahallesi, .... Mevkii, 219 ada, 11 parselde bulunan kat irtifaklı, E Blok, 9 ve 10 numaralı bağımsız bölümler için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesine göre ''Yapı Kayıt Belgesi'' verilmesi istemiyle yapılan başvuruların reddine karar verilmesi için Edirne Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yapılan 17/07/2018 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin, hem de söz konusu yapılar için 3194 sayılı Kanunun 7143 sayılı Kanunla eklenen Geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenen 16/08/2018 tarihli, 1181551 başvuru numaralı, …… belge nolu; 16/08/2018 tarihli, .... başvuru numaralı, .... belge nolu ve 24/11/2018 tarihli, 3998087 başvuru numaralı, .... belge nolu yapı kayıt belgelerinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, İdare Mahkemesince, Edirne Valiliği husumetiyle davanın görülerek, esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; dava konusu zımni ret işleminin Edirne Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından tesis edildiği, yapı kayıt belgelerinin ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından düzenlendiği göz önüne alındığında, davanın Edirne Valiliği yanında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı husumetiyle görülüp karara bağlanması gerektiğinden, yalnız Edirne Valiliği husumetiyle karar verilmesi yönü ile de istinaf başvurusuna konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinde, bu kanunda hüküm bulunmayan haller arasında sayılan davanın ihbarı konusunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, anılan maddeye 3622 sayılı Kanunun 11. maddesi ile eklenen ve 4001 sayılı Kanunun 14. maddesi ile değiştirilen cümle ile davanın ihbarının Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılacağı hususu düzenlenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 61. maddesinde, "Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir. Dava kendisine ihbar edilen kişinin de aynı şartlarda bir başkasına ihbarda bulunması mümkündür ve bu şekilde ihbar tevali ettirilebilir." hükmü, 63. maddesinde ise; ''Dava kendisine ihbar edilen kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir.'' hükmü yer almıştır.
Aktarılan Kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davanın ihbarı konusunda taraflardan birinin talebi olmasa bile, ihbarın Danıştay, mahkeme veya hâkim tarafından re'sen yapılması gerektiği açıktır. Ayrıca, yargılanan işlem olmakla birlikte, dava sonucunda verilecek karardan doğrudan etkilenecek kişiye ihbarda bulunulmayıp onun bilgisi dışında ve uyuşmazlığa ilişkin beyanları alınmadan davanın sonuçlandırılması, Kanun'un amir hükmünün ihlâli olacağı gibi, Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da ihlâli sonucunu doğurur.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Menemen Minibüsçüler Odası/Türkiye kararında, yargıya erişim hakkının, AİHS'nin 6. maddesinin "yargılanma hakkı" ile ilgili birinci fıkrasının yalnızca bir yönünü oluşturduğuna, erişim hakkının etkin olabilmesi için, haklarına müdahale edilen bir kimsenin açık ve kesin bir şekilde bu işleme itiraz edebilmesi ve bu itirazların mahkemece tartışılabilmesi ve incelenmesi gerektiğine, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin mahkemeye erişim hakkını doğrudan etkilediğine işaret etmiştir.
Edirne İli, Enez İlçesi, .... Mahallesi, .... Mevkii, 219 ada, 11 parselde bulunan kat irtifaklı, E Blok, 9 ve 10 numaralı bağımsız bölümler için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesine göre ''Yapı Kayıt Belgesi'' verilmesi istemiyle yapılan başvuruların reddine karar verilmesi için Edirne Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yapılan 17/07/2018 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin ve söz konusu bağımsız bölümler için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesine göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca düzenlenen yapı kayıt belgelerinin iptali istemiyle açılan davada verilecek karardan, 9 ve 10 nolu bağımsız bölüm maliklerinin menfaatlerinin etkileneceği açık olduğundan, Mahkeme tarafından, davanın 9 ve 10 nolu bağımsız bölüm maliklerine ihbarı yapıldıktan sonra karar verilmesi gerekeceği de tabidir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE,
2.Edirne İdare Mahkemesinin 08/07/2019 tarih ve E:2018/1465, K:2019/857 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3.2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yukarıda belirtilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın kararı veren Edirne İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4.Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına,
5.2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine,
6.2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca kesin olarak 10/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)