(3194 S. K. m. 4, Geç. m. 16, Ek m. 1) (2577 S. K. m. 45) (2863 S. K. m. 3, 8, 16)
İSTEMİN KONUSU: İstanbul 13.İdare Mahkemesinin 11/09/2019 tarih ve E:2018/2203, K:2019/1759 sayılı kararının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Fatih İlçesi, ….. Mahallesi, …. Sokak, No:17, 123 ada, 6 parselde yer alan taşınmaz üzerindeki yapının 12.12.2018 Çarşamba günü saat 09.30 da yıkılacağının bildirilmesine yönelik 15.11.2018 tarih ve 142064 sayılı Fatih Belediye Başkanlığı Fen İşleri Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk derece mahkemesi
Kararının özeti: İstanbul 13. İdare Mahkemesinin 11/09/2019 tarih ve E:2018/2203, K:2019/1759 sayılı kararı ile;"...Gelinen noktada dava konusu yıkım işlemini ilgilendiren yapı kayıt belgesi hukuk aleminde varlığını devam ettirdiğinden, yapı kayıt belgesi ile sağlanan hukuki korumanında devam etmesi idari işlemlerin hukuka uygunluk karinesinden faydalanır ilkesinin gereği olduğu, İstanbul İli, Fatih İlçesi, ….. Mahallesi, ….. Sokak, No:17, 123 ada, 6 parselde yer alan taşınmaz üzerindeki yapının yıkımına ilişkin 15.11.2018 tarih ve 142064 sayılı davalı idare işleminde yasal isabet bulunmadığı" gerekçesi ile dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verilmiştir.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI İDDİALARI: Davalı idare tarafından; mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu, 2863 sayılı Kanunun 3194 sayılı Kanunun 4. Maddesinde sözü edilen istisnai Kanunlardan olduğundan ancak özel kanunlara aykırı olmayan hükümlerin uygulanmasının mümkün olduğu iddiaların doğrular nitelikte, Yargıtay ve Bölge İdare Mahkemesi Kararlarının bulunduğu, yapı kayıt belgesinin 2863 sayılı yasanın uygulandığı mahallerde uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞI İDDİALARI: Davalı idare tarafından; mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu, yapı kayıt belgesinin koruma kurulu kararından üstün sayılamayacağı, tescilli eserler maliki tarafından izinsiz ve kaçak şekilde yıkılarak betonarme şekilde yeniden yapıldığı, koruma kurulu kararının icrasına yönelik işlem tesis edildiği, yapı kayıt belgesinin iptali istemiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığına başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun sonuçlanmasının beklenmesi gerektiği ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında; "İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz" hükmüne, 3. fıkrasında; "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." hükmüne, 4. fıkrasında; "Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir." hükmüne, 5. fıkrasında; "Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir." hükmüne yer verilmiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun "Tanımlar ve Kısaltmalar:" başlıklı 3. maddesinde; "Kültür varlıkları; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır." hükmüne, "Korunma alanı ile ilgili karar alma yetkisi" başlıklı 8. Maddesinin birinci fıkrasında; "Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tesbiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir. Korunma alanlarına dair koruma bölge kurulu kararları, 7201 sayılı Kanun uyarınca maliklere tebliğ edilir. Koruma Kurullarının kararına 61 inci maddenin ikinci fıkrasına göre itiraz edilebilir." hükmüne, "İzinsiz müdahale ve kullanma yasağı" başlıklı 9. maddesinde; "Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.
"hükmüne," Ruhsatsız yapı yasağı" başlıklı 16. maddesinde ise; "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanlarında ruhsatsız olarak inşaat yapmak yasaktır. Buralarda ruhsatsız olarak yapılacak inşaatlar ile, koruma amaçlı imar planlarında, plana; sitlerde, sit şartlarına aykırı olarak inşa edilen yapılar hakkında imar mevzuatına göre işlem yapılır.
"hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri bir bütün halinde yorumlandığında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve 2863 Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun kabulü suretiyle ülkede tarih, kültür ve tabiat varlıkları ile sit alanlarının korunması ve yaşatılması hususunda, gerek Anayasa koyucu gerekse yasa koyucu tarafından özel bir önem atfedildiği anlaşılmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun "GENEL HÜKÜMLER" başlıklı birinci bölümünün "İstisnalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında;"2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu,2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ve 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun yerleşim ilkelerini ve esaslarını düzenleyen genel nitelikte bir kanun olduğu, 2863 sayılı Kanununun ise kültür ve tabiat varlığı potansiyelinin geliştirilmesi amacıyla istisna kapsamına alınarak yasa koyucu tarafından kabul edilmiş özel nitelikte kanun olduğu, özel kanunlarla belirlenen alanlarda özel kanun hükümlerinin uygulanmasında zorunluluk bulunduğu, bu doğrultuda İmar Kanununda yer alan hükümler içerisinden ancak özel kanunlarla öngörülen hükümlerin lafzına ve ruhuna aykırılık teşkil etmeyenlerinin tatbik edileceği hususunda duraksama bulunmamaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesinde;
"Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir.
Yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında alınacak kayıt bedeli başvuru sahibi tarafından genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. 6306 sayılı Kanun kapsamında kullanılmak üzere kaydedilen gelirler karşılığı Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir. Bu ödenek, dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılarak kullanılır. Kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir.
Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun ve 2960 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.
Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir. Bu durumda, ikinci fıkrada belirtilen bedelin iki katı ödenir.
Beşinci fıkra uyarınca kat mülkiyetine geçilmiş olması 6306 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez.
Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu durumda elde edilen gelirler bu maddenin ikinci fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedilir. Ayrıca bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazlar rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan satılır.
Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz.
Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır.
Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir." hükmüne yer verilmiş olup;
Anılan Yasa hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 6 Haziran 2018 tarihli ve 30443 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin 6. maddesinde, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapıların maliklerinin, bu belgenin bir örneğini belediye ve mücavir alan sınırları içinde ilgili belediyesine, bu sınırlar dışında il özel idaresine vermek zorunda oldukları, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edileceği belirtilmiş, 20 Eylül 2018 tarihli ve 30541 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik yapılmasına Dair Usul ve Esasların 5. maddesi ile değişik 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise; “(2) Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez ve belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca, "yapı kayıt belgesi"; yapının kullanılması amacıyla düzenlenen belgeler olup belli şartların varlığı halinde söz konusu yapıların kullanımına izin verilmekte bu doğrultuda yapılara elektrik, su, doğalgaz aboneliği bağlanabilmesi imkanı tanınmakta hatta kamu taşınmazlarının ilgiliye satışı, cins değişikliği yapılabilmesi ve kat mülkiyeti kurulabilmesi mümkün kılınmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesi uyarınca düzenlenen "yapı kayıt belgesi"nin sağladığı haklar ile 2863 sayılı Yasa kapsamında bulunan alan ve taşınmazlar için yasa koyucu tarafından özel kanun hükümleri ile getirilen hukuki rejim karşılaştırıldığında; İmar Kanununa eklenen geçici 16. maddesinin, aynı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hüküm gereği özel Kanun olan 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa aykırı hükümler içerdiği, bu haliyle tescile konu edilen bir taşınmazda ya da yapı yapımına sınırlama getirilmiş sit alanı olarak tespit edilmiş herhangi bir mahalde 3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesi hükümlerinin uygulanma kabiliyeti bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının maliki olduğu İstanbul İli, Fatih İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:17, 123 ada, 6 parselde yer alan taşınmaz üzerindeki eski eser tescilli yapı üzerinde ruhsatsız imalatlar yapıldığı gerekçesiyle 01.04.1994 tarihli, 2/4 sayılı ve 06.09.1994 tarihli, 3/28 sayılı yapı tatil tutanakları tutulduğu, akabinde söz konusu yapı tutanaklarına istinaden 3194 sayılı İmar Kanununun 32. Maddesi uyarınca 07.06.1994 tarihli 773 ve 06.09.1994 tarihli, 1757 sayılı belediye encümeni kararları ile yıkım kararı alındığı, 12.12.2018 tarihli 142594 sayılı yazı ile yıkım yapılacağının bildirilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Söz konusu yapı için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 29.09.2018 tarihli, 1942408 başvuru numaralı, E20H6RN9 belge nolu Yapı Kayıt Belgesinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bakılan davada, dava konusu işlemlere konu olan tescilli yapının İstanbul 1. Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 13.01.1993 tarihli, 4341 sayılı kararı ile rölevesinin, 20.08.1999 tarihli, 11030 sayılı kararı ile ise restitüsyon ve restarosyon projesinin onaylandığı, bu haliyle 2863 sayılı yasa kapsamında tescil kaydı bulunan yapı üzerinde yapılacak her türlü inşai faaliyetin ilgili koruma kurulu kararına tabi olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesince, "yapı kayıt belgesi hukuk aleminde varlığını devam ettirdiğinden, yapı kayıt belgesi ile sağlanan hukuki korumanında devam etmesi idari işlemlerin hukuka uygunluk karinesinden faydalanır ilkesinin gereği olduğu, İstanbul İli, Fatih İlçesi, Küçükayasofya Mahallesi, ... Sokak, No:17, 123 ada, 6 parselde yer alan taşınmaz üzerindeki yapının yıkımına ilişkin 15.11.2018 tarih ve 142064 sayılı davalı idare işleminde yasal isabet bulunmadığı" gerekçesine yer verilerek, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; 2709 sayılı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 63. maddesi, 2863 sayılı Kanun hükümleri ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 4. maddesi ile yukarıda yer verilen açıklamalardan da anlaşılacağı üzere 2863 sayılı Kanun kapsamında tescilli kültür varlığı olarak tescil edilen taşınmazlarda 3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesi hükümlerinin uygulanma imkanı bulunmadığı açıktır.
Diğer taraftan, ilk derece mahkemesi sıfatıyla uyuşmazlığa bakan idare mahkemesince dava konusu edilen işlemin esası yönünden doğru olup olmadığı davalı idarece işlemin dayanağı olarak gösterilen 01.04.1994 tarihli, 2/4 sayılı ve 06.09.1994 tarihli, 3/28 sayılı yapı tatil tutanakları ile söz konusu yapı tutanaklarına istinaden 3194 sayılı İmar Kanununun 32. Maddesi uyarınca yapının yıkımı yolunda alınan 07.06.1994 tarihli 773 ve 06.09.1994 tarihli, 1757 sayılı belediye encümeni kararlarına karşı açılmış bir dava bulunmadığı hususunda işin esası incelenmeksizin hüküm kurulmuş olması karşısında, 2577 sayılı Kanunun istinaf kanun yoluna ilişkin hükümleri uyarınca Dairemizce işin esasına girilmesi mümkün görülmemiş, kararın bu kısmın kaldırılması ve 2577 sayılı Yasanın 45/5. maddesi gereği bu kısım hakkında yeniden bir karar verilmesi için dosyanın mahkemesine iade edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, 10.12.2018 tarihli dava dilekçesinde (dilekçenin bir kısmı okunamamaktadır.) hasım olarak gösterilen idarelerden "Kültür Bakanlığı Koruma Bölge Müdürlüğü" yerine doğru hasım olan "Kültür ve Turizm Bakanlığı" marifetiyle dava dosyasının tekemmül ettirilmesine karşın, İdare Mahkemesince bu yönde alınmış bir hasım düzeltme kararının bulunmadığı görülmektedir. Bu haliyle, dava dosyasının doğru hasım olan Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde tekemmül ettirildiği nazara alınarak, yeniden tekemmüle gerek olmaksızın, İdare Mahkemesince işin esası hakkında yeniden karar verilmeden önce hasım düzeltme kararı alınması gerektiği tabiidir.
Diğer taraftan, dava dilekçesinde sözü edilen 12.12.2018 tarihli, 142594 sayılı işlemin dava dosyasında bulunmadığı anlaşılmış olup söz konusu işlemin ilgili idareden istenilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesinin 4.fıkrası uyarınca davalı idareler İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE,
2.İstanbul 13. İdare Mahkemesinin 11/09/2019 tarih ve E:2018/2203, K:2019/1759 sayılı kararının KALDIRILMASINA
3.2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yukarıda belirtilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4.Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına,
5.2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine,
6.2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca kesin olarak 21/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)