İSTEMİN ÖZETİ: Davacı vekili tarafından, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Hacettepe Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 17/08/2016 tarih ve 2016/1833 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye istinaden FETÖ/PDY adlı yapıyla ile irtibatlı olduğu değerlendirilen davacının, Üniversite Yönetim Kurulu kararıyla kamu görevinden çıkarılması üzerine, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, uyuşmazlığın, davacının irtibatlı yahut iltisaklı olduğu değerlendirilen FETÖ/PDY'nin yapısı ile yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca değerlendirilmesinden; adı geçen terör örgütü üyelerinin, mensuplarının veya bu örgütle irtibatlı yahut iltisaklı olan kimselerin, terör örgütünün hiyerarşik bir yapı içerisinde legal görümün altında illegal faaliyetler yürütmesi ve gizlilik esasına dayalı olarak, takiyye ve tedbir ilkeleri gereği örgüt çevresinde, iş çevresinde, sosyal ortamda, durum, bağlam ve ortama göre değişik ve çelişkili görünüm, tavır, davranış ve görüşler sergilemeleri nedeniyle tespitlerinin gözlem ve kanaate dayalı olarak ancak görev yapılan idare tarafından yapılabileceği, kamu görevinden çıkarma tedbirinin uygulanması için de, salt örgüte üyeliğin aranmadığı, adı geçen örgüte mensubiyet, iltisak veya irtibatın varlığının yeterli olduğu, bu konuda örgütle bağın "sübut" derecesinde ortaya konulması şartının aranmadığı, ilgili idarenin bağlantılı olmayı değerlendirmesinin kamu görevinden çıkarılma tedbirinin uygulanması için yeterli görüldüğü, dolayısıyla ilgili idareye geniş bir takdir yetkisi verildiği sonucuna ulaşıldığı, bu bağlamda, FETÖ/PDY'nin yapısı ile 667 sayılı KHK hükmü uyarınca verilen takdir hakkı çerçevesinde, bu yapıyla irtibatlı veya iltisaklı olduğu değerlendirilen davacının, 15.07.2016 tarihinde yaşanan darbe girişimi sonrası kamu düzeni ve güvenliğinin yeniden tesisi için görevinin başında kalması sakıncalı görülerek süreklilik arz edecek şekilde olağanüstü bir tedbir niteliğinde kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/01/2019 gün ve E:2016/4330, K:2019/223sayılı kararın; davacı vekili tarafından, müvekkili hakkında FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği ile ilgili bir disiplin soruşturması olmadığı, hakkında bu zamana kadar açılmış bir ceza davası olmadığı, buna rağmen FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu peşin hükmüne, neden ve nasıl kapıldığının merak konusu olduğu, müvekkilinin bu konuda savunmasının dahi alınmadığı, idarece bu anlamda herhangi bir kanıt sunulmadığı, mahkemece hatalı değerlendirme ve eksik incelemeye dayalı olarak gerekçesiz karar alındığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı savunularak istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi talep edilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava; davacı tarafından, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Hacettepe Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 17/08/2016 tarih ve 2016/1833 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik Devletimize ve milletimize karşı 15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. Maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun 20.7.2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı ile Hükümete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesi üzerine, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanan anılan karar, 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu çerçevede; Bakanlar Kurulunca 22.7.2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) 23.7.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Olağanüstü hâli gerekli kılan konu, 667 sayılı KHK’nın amacı ile 3. ve 4. maddelerinde düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve mahiyeti birlikte dikkate alındığında, anılan tedbirler vasıtasıyla başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarından çıkarılarak Anayasa ile kurulan demokrasi düzeninin korunmak istendiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, KHK’nın 3. ve 4. maddelerinde öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarma; adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
Her kamu görevlisinin az veya çok kamu gücü kullandığı ve bu güç ile vatandaşlar üzerinde etkili işlemler tesis ettiği dikkate alındığında, yapılan düzenlemelerden, Kanun koyucunun, terör örgütleri ile anlayış ve davranış birliği içinde olanların kamu gücü kullanmalarını engellemek üzere kamu görevinden çıkarılmasını murad ettiği anlaşılmaktadır. Zira, FETÖ/PDY özelinde daha belirgin şekilde ortaya çıkmıştır ki, illegal yapılar önce bireysel sonra da örgütsel boyutta kamu gücünü gizli, sinsi ve yasal görünümlü yöntemlerle elde etmekte, böylece anlayış ve davranış birliği içinde olduğu grup, örgüt veya yapıya şu veya bu şekilde menfaat sağlarken diğer bireyler aleyhine işlem ve eylemde bulunmaktadırlar. Bu şekilde sarmal haline gelen güç devşirmenin amacı, bölgesel düzeyde veya ülke genelinde yönetimi ele geçirmektir.
15 Temmuz 2016 menfur darbe girişimi gecesinde olduğu gibi, Devlet ve millet bekasının gerçek ve yakın bir tehlike altına girdiği durumlarda Anayasa ve Uluslararası Hukukun çizdiği sınırlar çerçevesinde gerekli tedbirlerin alınması zorunlu olmuştur.
Bu kapsamda, ilan edilen olağanüstü halden sonra yürürlüğe sokulan667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler" başlıklı 4. maddesinde,"(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;...
d) 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla; yükseköğretim kurumları ile yükseköğretim üst kuruluşlarındaki 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Kanuna tabi personel bakımından ise yükseköğretim kurumları ile yükseköğretim üst kuruluşlarının en üst yöneticisinin teklifi üzerine, yükseköğretim kurumlarında Üniversite Yönetim Kurulunun, yükseköğretim üst kuruluşlarında ise Yükseköğretim Kurulunun kararıyla kamu görevinden çıkarılır." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye istinaden FETÖ/PDY adlı yapıyla ile irtibatlı olduğu değerlendirilen davacının, Üniversite Yönetim Kurulu kararıyla kamu görevinden çıkarılması üzerine, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yaşanan menfur darbe girişiminden sonra tüm vatandaşların huzur içinde ve hep birlikte yaşamasının temini bakımından beka konusu olan Devletin varlığını daim kılmak amacıyla getirilen düzenlemelerden birisi olan 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde, kamu görevinden çıkarma işleminin tesis edilebilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayının yeterli görüleceği hüküm altına alınmış ise de, kişilerin kamu görevinden çıkarılması gibi ağır sonuçlar doğuran işlemin temelinde yer alan bu değerlendirmenin hukuken kabul edilebilecek somut delillere dayandırılmasının, ülkemizde yaşanabilecek kargaşanın önlenmesi, adaletin sağlanması, subjektif ve kötü niyete dayanabilecek tasarrufların önlenmesi ve kamu düzeninin devamlı olarak temin edilmesi bakımından hukuk devletinin bir gereği olduğu açıktır.
Olayda, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu hususuna, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu değerlendirilen Hacettepe Üniversitesi eski Rektörü K5 döneminde Milli Kütüphane Başkanlığında Kültür ve Turizm uzmanı olarak çalışmakta iken, 02/03/2012 tarihinde Hacettepe Üniversitesine Enstitü sekreteri olarak atanması gerekçe gösterilmiş, bunun dışında davalı idarece davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu hususunu ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belge sunulmamıştır.
Bu bağlamda, uyuşmazlığın çözümü amacıyla, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olup olmadığı hususunun ortaya çıkarılabilmesi için, Dairemizin 19/12/2019 tarihli ara kararıyla Hacettepe Üniversitesinden, davacının kamu görevinden çıkarılmasına dayanak oluşturan soruşturma raporu mevcut ise, söz konusu soruşturma raporunun, mevcut değilse görevden çıkarmaya dayanak oluşturan her türlü bilgi ve belgenin, Emniyet Genel Müdürlüğünden, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne veya yasadışı başka bir örgüte üyelikle ilgili soruşturma veya kovuşturma yürütülüp yürütülmediği hususlarında bilgi verilmesinin, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Başkanlığı'ndan ise, davacının Komisyona yaptığı başvurusunun neticelenip neticelenmediği hakkında bilgi verilmesine, neticelenmiş ise bu hususa dair belge ve karar suretlerinden birer örnek gönderilmesinin istenildiği, ara kararına cevaben Emniyet Genel Müdürlüğünün ilgili birimleri tarafından davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu yönünde herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı görülmektedir.
Öte yandan, Dairemiz ara kararına cevaben, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından, 677 sayılı KHK hükümleri uyarınca kamu görevinden çıkarılan davacının, komisyonlarının 20/11/2019 tarih ve 2019/46221 sayılı kararıyla, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu değerlendirilmeyerek kamu görevine iadesi yönündeki talebinin kabulüne karar verildiği bildirilmiştir.
Bu durumda, ara kararına cevaben gönderilen bilgi ve belgeler ile Olağanüstü Hal İşlemleri Komisyonunun verdiği kararda göz önünde bulundurulduğunda, FETÖ/PDY terör örgütüne irtibatlı ve iltisaklı olduğu ortaya konulamayan davacının, bu sebeple kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk görülmediğinden, dava konusu işlemin iptaline hükmedilmesi gerekirken, aksi yönde alınan mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Diğer taraftan, Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğuna ilişkin kural gereğince davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği ise açıktır.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılmasına; dava konusu işlemin iptaline, davacının iptal edilen işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük haklarının davanın açıldığı 14/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, aşağıda dökümü yapılan mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam 343,50 TL yargılama giderinin ve işbu kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen 2.590,00 TL vekalet ücretinin davalı idarece davacıya verilmesine istinaf aşamasında fazladan yatırılan 44,40 TL karar harcının ve artan tebligat avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, 2577 sayılı Yasanın 46. maddesinin (c) bendi gereğince 30 gün içerisinde Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere,05/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)