(2709 S. K. m. 125) (6446 S. K. m. 7, Geç. m. 9) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Kırıkkale ili, .... ilçesi, .... mevkiinde kurulması planlanan "Eser Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali" için davacı şirkete verilmiş olan 49 yıl süreli, 15.08.2012 tarihli ve EÜ/3970/2405 numaralı üretim lisansının sona erdirilmesi talepli dilekçe verildikten sonra, bu talebin geri alınması istemiyle 13.05.2013 tarihinde yapılan başvurunun reddedilerek lisansının sonlandırılmasına ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) 31.10.2013 tarihli ve 4675-6 Sayılı kararının, Ankara 16. İdare Mahkemesi'nin 07.10.2016 tarihli ve E:2016/2812, K:2016/2356 Sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, anılan Kurul kararı nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararlarına karşılık olarak şimdilik 490.000,00-TL maddi, 10.000,00-TL manevi tazminatın iptal davası tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; bakılan davada, lisansın sona erdirilmesine ilişkin Kurul'un 31.10.2013 tarihli ve 4675-6 Sayılı kararına karşı açılan davanın Ankara 16. İdare Mahkemesi'nin 31.10.2014 tarihli ve E:2013/1859, K:2014/1343 Sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine davacı şirketçe, davalı idareye 08.12.2014 tarihli yazı yazılarak 150.000,00-TL bedelin yatırılması için makul bir süre verilmesinin ve teminat mektuplarının muhafaza edilmesinin istenildiği, davalı idarenin 25.01.2015 tarihli yazısı ile davacı şirkete anılan bedelin yatırılması ve teminat mektuplarının iade edilmesi gerektiği hususunun bildirildiği, davacı şirketin 06.02.2015 tarihli yazısıyla istenen bedelin kanuni dayanağının bulunmadığı belirtilerek lisans iptali yönünde işlem tesis edilmemesinin talep edildiği, anılan bedelin nakden tahsil edilememesi sebebiyle 19.03.2015 tarihli ve 5517-30 Sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararı ile davacı şirketin teminat mektuplarından birinin 150.000,00-TL'lik bölümünün irat kaydedilmek suretiyle tahsiline, bu mektubun kalan kısmının ve diğer iki mektubun ilgili bankalara iadesine karar verildiği, Ankara 16. İdare Mahkemesi kararının Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23.02.2015 tarihli ve E:2014/5164, K:2015/699 Sayılı kararıyla bozulmasına, bu karar aleyhine yapılan karar düzeltme başvurusunun da reddine karar verilmesi üzerine 09.02.2017 tarihli ve 6904-6 Sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararı ile söz konusu lisansın yeniden yürürlük kazanmasına, yeniden belirlenen 9.164.900,00-TL teminatın davalı idareye 90 gün içerisinde sunulmasına, tahsil edilen 150.000,00-TL'nin ise davacı şirkete iadesine karar verildiği ve bu kapsamda 150.000,00-TL'nin iadesi için davacı şirketten banka hesap numarası bildirilmesinin istenildiği, davacı şirket tarafından 11.04.2017 tarihli yazı ile teminat sunulmasının mümkün olmadığı hususunun davalı idareye bildirildiği, banka hesap numarası da bildirilmediği, davalı idarece 18.05.2017 tarihli yazıyla aynı hususların davacı şirkete tekrar bildirildiği, ayrıca belirlenen takvim çerçevesinde teminatın sunulmaması halinde lisansın iptal edilebileceği hususunun da ihtar edildiği, bu yazının ayrıca davacı şirketin elektronik posta adresine de gönderildiği, verilen 90 günlük sürenin sonuna isabet eden 28.05.2017 tarihi itibariyle davacı şirket tarafından halen teminat yatırılmadığı görüldüğünden Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 03.08.2017 tarihli ve 7216-8 Sayılı kararı ile "lisans verilmesine esas şartların kaybedilmesi" sebebiyle söz konusu lisansın sona erdirilmesine karar verildiği, anılan karara karşı açılan davanın "davacı şirketin lisansının sonlandırılmasına yönelik 31.10.2013 tarihli ve 4675-6 Sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararı üzerine idarenin teminat mektuplarını uhdesinde tutmasının beklenemeyeceği, mevzuatta da bu yönde bir kural bulunmadığı, Ankara 16. İdare Mahkemesi kararının bozulmasına ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesi kararı davalı idareye tebliğ edilene dek teminat mektuplarının ilgili bankalara iade edilmesi sebebiyle bozma kararı üzerine lisansın yeniden yürürlük kazanabilmesi için belirlenen teminatın davacı şirketçe yatırılmasının 6446 Sayılı Kanun'un 7/5. maddesinin ilk cümlesi uyarınca mecburi olduğu, davalı idareye bu hususta bir takdir yetkisi tanınmadığı, tam tersine hükmün emredici nitelikte bulunduğu, davacı şirketin ekonomik durumu ve kredibilitesi itibariyle teminat mektubu temin edememesinin kendi işletmesinden kaynaklanan bir durum olduğu, davacı şirkete verilen sürede belirlenen teminatın yatırılmadığı ve davacı şirket tarafından mevzuata göre yerine getirilmesi gereken bu yükümlülüğün ifa edilmediği, bu sebeple lisans verilmesine esas şartların kaybedildiğinin açık olduğu" gerekçesiyle Ankara 5. İdare Mahkemesi'nin 06.12.2018 tarihli ve E:2017/2968, K:2018/2522 Sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın istinaf incelemesinde olduğu, davacı şirket tarafından dava dilekçesinde, yargı kararı ile iptal edilen Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 31.10.2013 tarihli ve 4675-6 Sayılı kararı nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararların menfi ve müspet zararlar adı altında iki kısım olarak belirtildiği, uyuşmazlıkta her iki kısım kalemlerin ayrı ayrı incelenmesi gerektiği, dava dilekçesinde, menfi zarar kalemleri; lisans bedelleri, teminat mektubu komisyon bedelleri, resmi kurum harç ve lisans ücretleri, lisans/proje kaynaklı etüt, mühendislik, danışmanlık masrafları, proje ve inşaat için teknik personel istihdamı, proje ile ilgili inşaat işleri ve imar planı masrafları, proje geliştirme masrafları ve ortaklık sözleşmeleri masrafları, proje ile ilgili seyahat ve konaklama masrafları, lisans iptalinden kaynaklı dava masrafları olarak belirtildiği görülmekte olup, lisans iptalinden kaynaklı dava masrafları dışındaki masrafların doğrudan davacı şirketin lisansının sonlandırılmasına ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 31.10.2013 tarihli ve 4675-6 Sayılı kararından dolayı katlanılmak zorunda olunan masraflar olmadığı, anılan masrafların söz konusu projenin hayata geçirilmesi için lisans aşamasında katlanılan giderler olduğu, anılan masrafların davacı şirketin ekonomik durumunun yetersizliği ve kredibilitesinin düşüklüğü nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 03.08.2017 tarihli ve 7216-8 Sayılı kararı ile lisansın sona erdirilmesi sonucu katlanmak zorunda olduğu masraflar olduğu, bir başka ifadeyle davacı şirketin anılan masraflara katlanmasının kaynağının bankalardan teminat alamaması olduğu, dolasıyla anılan zararlar ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun yargı kararı ile iptal edilen 31.10.2013 tarihli ve 4675-6 Sayılı kararı arasında illiyet bağının bulunmadığı, ayrıca, tazmini istenilen lisans iptalinden kaynaklı dava masraflarının ise Ankara 16. İdare Mahkemesi'nin 07.10.2016 tarihli ve E:2016/2812, K:2016/2356 Sayılı kararıyla davalı idareden alınarak davacı şirkete verilmesine karar verildiği, bu miktarı aşan ve yapıldığı iddia edilen masrafların ise yargılama giderleri kapsamında karşılanmasının mümkün olmadığı, olayda, uğranıldığı ileri sürülen müspet zarar kalemleri incelendiğinde, davacı şirket tarafından, uğranıldığı ileri sürülen müspet zarar kalemlerinin; projenin hayata geçmesiyle davacı şirketin elde edebileceği kar ve gelir kaybı ile hisse devirleri karşılığında projenin gerçekleştirilmesi amacıyla A... Power ile yapılan hisse alım sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle uğranılan zarar, yine İ... ile imzalanan protokolün İ... tarafından sona erdirilmiş olması nedeniyle yoksun kalınan devir bedelleri ile finansman taahhütleri olarak belirtildiği, öğretide ve Danıştay içtihatlarında, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için, idarenin eylem veya işleminden gerçek, miktarı belli, uğranıldığı kanıtlanmış bir zararın doğması ve idarenin eylem veya işlemiyle meydana gelen zarar arasında bir nedensellik bağının bulunması gerektiği kabul edildiği, idarenin tazmin sorumluluğunun bulunup bulunmadığının da kesin olarak ortaya çıkmış, miktar olarak belirgin, gerçek bir zararın bulunduğu aşamada incelenebilmesinin mümkün olduğu, tazminat davası açılabilmesi için gerekli ön koşul olan, gerçekleşmiş bir zararın henüz bulunmadığı, ortaya konulamadığı bir aşamada idarenin hizmet kusurunun olup olmadığının irdelenmesine de gerek bulunmadığı, davacı şirket tarafından, anılan zarar kalemlerinin tazmini talep edilmekte ise de; davacı şirketin mahrum kaldığını ileri sürdüğü müspet zararların, ancak anılan projenin başarılı bir şekilde hayata geçirilmesi halinde elde edilebileceği, bu çerçevede uğradığını ileri sürdüğü zarar kalemlerinin varsayıma dayandığı ve varsayıma dayalı olarak tazminata hükmedilemeyeceği sonucuna varıldığı, bu durumda, davacı şirket tarafından menfi ve müspet zararlar adı altında iki kısım olarak belirtilen maddi tazminat talebinin reddedilmesi gerektiği, manevi tazminat istemine gelince; bakılan davada, lisansının sonlandırılmasına ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 31.10.2013 tarihli ve 4675-6 Sayılı kararının, Ankara 16. İdare Mahkemesi'nin 07.10.2016 tarihli ve E:2016/2812, K:2016/2356 Sayılı kararıyla iptal edilmiş olmasının manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli olmadığı, bir başka ifadeyle her hukuka aykırılığın manevi tazminatı gerektirmediği, olayda davalı idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğundan söz edilemeyeceği, diğer bir ifadeyle olayda manevi tazminata hükmedilmesi için gerekli koşullar oluşmadığı anlaşıldığında, davacı şirketin manevi tazminat talebinin kabul edilmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak, Ankara 14. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/03/2019 tarih ve E:2018/1115, K:2019/663 Sayılı kararın; davacı tarafından hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun kabulüyle anılan kararın kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesince 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR : Dava; Kırıkkale ili, .... ilçesi, .... mevkiinde kurulması planlanan "Eser Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali" için davacı şirkete verilmiş olan 49 yıl süreli, 15.08.2012 tarihli ve EÜ/3970/2405 numaralı üretim lisansının sona erdirilmesi talepli dilekçe verildikten sonra bu talebin geri alınması istemiyle 13.05.2013 tarihinde yapılan başvurunun reddedilerek lisansının sonlandırılmasına ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun ( Kurul ) 31.10.2013 tarihli ve 4675-6 Sayılı kararının, Ankara 16. İdare Mahkemesi'nin 07.10.2016 tarihli ve E:2016/2812, K:2016/2356 Sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, anılan Kurul kararı nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararlarına karşılık olarak şimdilik 490.000,00-TL maddi, 10.000,00-TL manevi tazminatın iptal davası tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davanın; davacının şimdilik 490.000,00-TL maddi tazminat talebinin reddine ilişkin karar usul ve hukuka uygun olup istinaf başvurusunun kabulunü gerektiren bir neden bulunmadığından kararın anılan kısmına ilişkin istinaf başvurusunun reddi gerekmektedir.
Davanın; davacının 10.000,00-TL manevi tazminatın iptal davası tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısmına gelince;
Anayasanın 125. maddesinde: "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu anayasal hüküm gereği idarelerin tazmin yükü altında olması için kural olarak; kişilerin zarar görmüş olması, bu zararın idarenin kusur veya kusursuz sorumluluğunu doğuracak herhangi bir işlem ya da eyleminden kaynaklanması ve kişilerin gördüğü zararla idarenin işlem veya eylemi arasında illiyet bağı bulunması gerektiği bilinmektedir.
Tüzel kişilerin kişilik haklarını, saygınlık, ticari itibar, sosyal ilişkiler bakımından sahip olunan değer, diğer kurumlar nezdindeki algılanış, mesleki çevrelerdeki konum, güvenilirlik gibi değerler oluşturmaktadır. Bu anlamda, idari işlem veya eylem sonucunda saygınlığını yitirmesinin, değer kaybına uğramasının veya amaçlarını gerçekleştirmek bakımından zor duruma düşürülmesinin ve ticari itibar kaybının, tüzel kişiler bakımından tazmin edilmesi gereken manevi zararlar olduğu açıktır.
Manevi tazminat, kişilik haklarının ihlali halinde meydana gelen eksilmenin, başka türlü giderim yolunun bulunmaması nedeniyle uğranılan zararın kısmen de olsa giderilmesini sağlayan bir manevi tatmin aracıdır. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirkete Kırıkkale İİi, Yahşihan İlçesinde kurulması planlanan 806 MWe gücündeki kombine elektrik çevrim santrali için 15.08.2012 tarihinde 49 yıllığına üretim lisansının verildiği, devam eden süreçte davacı şirket tarafından 6446 Sayılı Kanun'un Geçici 9. maddesinin üçüncü fıkrasından istifade ettirilmek suretiyle lisansının sonlandırılması ve teminatlarının iade edilmesi istemiyle 30.04.2013 tarihinde davalı Kuruma başvuruda bulunulduğu, Kurum tarafından bu konuda henüz bir karar verilmeden davacının 13.05.2013 tarihinde yeniden Kuruma başvurarak, finans kuruluşlarıyla yapılan görüşmelerde, projenin finansmanı konusunda olumlu sonuçlar alındığı, projeyi vaktinde bitirme imkânının oluştuğu ve yatırımı gerçekleştirme kararının alındığından bahisle lisansın sonlandırılması işleminin iptal edilerek geri çekilmesi, lisansın devam ettirilmesi yönünde talepte bulunduğu, Kurul'un 31.10.2013 tarihli ve 4675-6 Sayılı kararıyla; davacı şirket tarafından 30.04.2013 tarihli yazı ile yapılmış olan talepten vazgeçilmesine ilişkin 13.05.2013 tarihli yazı ile yapılan talebin reddine, talep konusu lisansın, davacı şirket tarafından 30.04.2013 tarihli yazı ile yapılmış olan talep doğrultusunda sona erdirilmesinin uygun bulunmasına, lisansa konu kurulu güç için 2013 yılı için geçerli lisans alma bedeli olan 150.000,00-TL'nin, lisansın sona erdirilmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Kurul kararının şirkete tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde Kurum hesabına yatırılarak, bedelin yatırıldığına ilişkin belgenin Kuruma ibraz edilmesi halinde belgenin sunulduğu tarih itibarıyla sona erdirilmesine ve söz konusu üretim tesisi için Kuruma sunulmuş olan banka teminat mektuplarının şirkete iade edilmesine karar verildiği, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin Ankara 16. İdare Mahkemesi'nin 31.10.2014 tarihli ve E:2013/1859, K:2014/1343 Sayılı kararının, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23.02.2015 tarihli ve E:2014/5164, K:2015/699 Sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak söz konusu Kurul kararının "davacı şirket vekilinin 30.04.2013 tarihli lisans sonlandırma başvurusu hakkında davalı idarece herhangi bir işlem tesis edilmemiş ve başvuruya ilişkin herhangi bir hukuki sonuç doğmamış iken, davacı şirketin lisans sonlandırma başvurularının iptali ve lisansın devamına yönelik 13.05.2013 tarihli başvurusu dikkate alınmaksızın doğrudan lisansının sonlandırılmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle Ankara 16. İdare Mahkemesi'nin 07.10.2016 tarihli ve E:2016/2812, K:2016/2356 Sayılı kararıyla iptal edildiği, anılan kararın Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30.05.2017 tarihli ve E:2017/780, K:2017/1705 Sayılı kararı ile onandığı, karar düzeltme isteminin de aynı Dairenin 05.02.2018 tarihli ve E:2017/2683, K:2018/287 Sayılı kararı ile reddedildiği, söz konusu kararın davacı şirkete tebliği üzerine anılan Kurul kararı nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararlarına karşılık olarak şimdilik 490.000,00-TL maddi, 10.000,00-TL manevi tazminatın iptal davası tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan davada, lisansın sona erdirilmesine ilişkin Kurul'un 31.10.2013 tarihli ve 4675-6 Sayılı kararına karşı açılan davanın Ankara 16. İdare Mahkemesi'nin 31.10.2014 tarihli ve E:2013/1859, K:2014/1343 Sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine davacı şirketçe, davalı idareye 08.12.2014 tarihli yazı yazılarak 150.000,00-TL bedelin yatırılması için makul bir süre verilmesinin ve teminat mektuplarının muhafaza edilmesinin istenildiği, davalı idarenin 25.01.2015 tarihli yazısı ile davacı şirkete anılan bedelin yatırılması ve teminat mektuplarının iade edilmesi gerektiği hususunun bildirildiği, davacı şirketin 06.02.2015 tarihli yazısıyla istenen bedelin kanuni dayanağının bulunmadığı belirtilerek lisans iptali yönünde işlem tesis edilmemesinin talep edildiği, anılan bedelin nakden tahsil edilememesi sebebiyle 19.03.2015 tarihli ve 5517-30 Sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararı ile davacı şirketin teminat mektuplarından birinin 150.000,00-TL'lik bölümünün irat kaydedilmek suretiyle tahsiline, bu mektubun kalan kısmının ve diğer iki mektubun ilgili bankalara iadesine karar verildiği, Ankara 16. İdare Mahkemesi kararının Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23.02.2015 tarihli ve E:2014/5164, K:2015/699 Sayılı kararıyla bozulmasına, bu karar aleyhine yapılan karar düzeltme başvurusunun da reddine karar verilmesi üzerine 09.02.2017 tarihli ve 6904-6 Sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararı ile söz konusu lisansın yeniden yürürlük kazanmasına, yeniden belirlenen 9.164.900,00-TL teminatın davalı idareye 90 gün içerisinde sunulmasına, tahsil edilen 150.000,00-TL'nin ise davacı şirkete iadesine karar verildiği ve bu kapsamda 150.000,00-TL'nin iadesi için davacı şirketten banka hesap numarası bildirilmesinin istenildiği görülmektedir.
Tüzel kişiler lehine manevi tazminata hükmedilirken piyasadaki konumları ve ekonomik durumları dikkate alınarak olay nedeniyle piyasadaki konumlarının ve ticari itibarlarının sarsılması ile orantıyı ifade edecek, işlemin hukuka aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın belirlenmesi gerekmektedir.
Bu değerlendirmeler ışığında, Ankara 16. İdare Mahkemesi'nin 07.10.2016 tarihli ve E:2016/2812, K:2016/2356 Sayılı kararıyla hukuka aykırılığı ortaya konulan lisansın sonlandırılmasına ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 31.10.2013 tarihli ve 4675-6 Sayılı kararının davacının ticari itibarını zedelediği ve güvenilirliğini azalttığı kanaatine varılarak, bu işlem nedeniyle uğradığı manevi zararlara karşılık olarak 10.000,00 TL manevi tazminatın kabulü gerekirken, davanın bu kısmının reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile Ankara 14. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/03/2019 tarih ve E:2018/1115, K:2019/663 Sayılı kararının; manevi tazminatın reddine ilişkin kısmının KALDIRILMASINA; 10.000,00-TL manevi tazminatın iptal davası tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, davacı tarafın maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun REDDİNE, dava kısmen kabul kısmen ret ile sonuçlandığından, haklılık durumuna göre, aşağıda dökümü yapılan, mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam 360,70.-TL yargılama giderinin yarısı olan 180,35 TL ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.075,00-TL avukatlık ücreti ile kabul edilen 10.000,00 TL manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan ( 10.000x68,31/1000 ) 638,10 TL karar harcının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderinin yarısı olan 180,35 TL nin davacı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 2.075,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, dava açılırken peşin olarak alınan 8.538,75-TL nispi karar harcından, 35,90-TL maktu karar harcı ile kabul edilen 10.000,00 TL manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 638,10 TL karar harcının mahsubu sonucu kalan 7.864.75-TL ile posta gideri avansından artan miktarın ve istinaf aşamasında fazla yatırılan 44,40.-TL harcın istenilmesi halinde davacıya iadesine, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay ilgili Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere, 05.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)