İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket adına, pos tefeciliğinden elde ettiği faiz geliri karşılığında belge düzenlemediğinden bahisle, hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunu done alan vergi inceleme raporuna istinaden, 2013/1-12 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasını ihtiva eden ihbarnamenin iptali istemiyle açılan davanın, "...İncelenen olayda, özel usulsüzlük cezası kesilmesine dayanak alınan vergi inceleme raporunda yer alan tespitlerin, hizmeti veren veya hizmetten yararlananların hazır olduğu bir sırada yapılmadığı, bu haliyle olayda 213 sayılı V.U.K.’nin 353/1. maddesinin uygulanmasını gerekli kılan koşullar oluşmadığından, ceza gerektiren eylemin ve eylemle fail arasındaki bağlantı açıklıkla saptanmayıp, usulsüzlük eylemi bütün unsurlarıyla ortaya konulmadığından kesilen özel usulsüzlük cezasının yasaya uygun olmadığı..." gerekçesiyle kabulü yönünde verilen İstanbul 5. Vergi Mahkemesi'nin 30/05/2019 tarih ve E:2018/2426, K:2019/1186 sayılı kararının, davalı idare vekilince, davacı hakkında düzenlenen 31.05.2018 tarih ve 2018-A-3374/16 sayılı vergi inceleme raporunda davacının 2013 yılında pos tefecilik/ikrazatçılık faaliyeti nedeniyle faiz geliri elde etmesine rağmen belge düzenlemediğinin tespit edildiği, davacı adına düzenlenen vergi inceleme raporunun davacıya tebliğ edildiği, yapılan işlemlerin yerinde ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Cevap dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
İstinaf, davacı şirket adına, pos tefeciliğinden elde ettiği faiz geliri karşılığında belge düzenlemediğinden bahisle, hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunu done alan vergi inceleme raporuna istinaden, 2013/1-12 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasını ihtiva eden ihbarnamenin iptali istemiyle açılan davanın, yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne karar veren ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1.fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2.fıkrasında, istinafın, temyizin şekli ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında ise, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir hükümleri yer almaktadır.
Dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden, aynı vergi incelemesi kapsamında, davacı şirketin, 2013 yılına ait hesap ve işlemlerinin pos tefecilik yönünden incelenmesi neticesinde hakkında düzenlenen 31.05.2018 tarih ve 2018-A-3374/15 sayılı vergi tekniği raporunu done alan 31.05.2018 tarih ve 2018-A-3374/16 sayılı vergi inceleme raporuna dayanılarak, davacı şirketin pos tefecilik faaliyetinden dolayı elde ettiği faiz gelirini kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle adına 2013 yılı için re'sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisine karşı açılan davanın reddi yönündeki İstanbul 5. Vergi Mahkemesi'nin 30/05/2019 tarih ve E:2018/1587, K:2019/1185 sayılı kararına vaki davacı istinaf istemi hakkında verilen İstanbul 4. Vergi Dava Dairesinin 19.12.2019 tarih ve E:2019/2390; K:2019/3199 sayılı kararı ile,
"davacı şirketin yetkilisi hakkında Tefecilik Yapmak ve 5464 sayılı kanuna muhalefet etmek suçlarından ceza davasının açıldığı ve yargılamanın İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/670 esas sayılı dosyasında görüldüğü, UYAP veri tabanından, ceza dava dosyası incelendiğinde, uyuşmazlık konusu olayla ilgili re'sen bilirkişi incelemesi yapıldığı ve bir bankacı, bir mali müşavir ve bir de bilişim uzmanından oluşan bilirkişi heyetince düzenlenen raporda, "Dosyaya konu olan vakada ise kontör ve TL satışı işlemlerinde müşteriler ile sanık ..... (Davacı şirket yetkilisi) isimli şahsın karşı karşıya gelmediği, müşterilere ait kredi kartları ile işlemleri alt bayilerin gerçekleştirdikleri, dolayısıyla rastgele seçildiği belirtilen ve tanık olarak beyanları alınan müşterilere ait kredi kartı ile yapılan işlemlerin de ilgili alt bayiler tarafından gerçekleştirildiği, tanık olarak beyanda bulunan şahısların sanık ..... isimli şahsı tanımadıkları ve yüz yüze gelmedikleri, adı geçen tanıkların kredi kartları üzerinden gerçekleştirildiği anlaşılan usulsüz işlemlerin (tefecilik suçuna konu olan işlemler) sanık ..... tarafından bizzat gerçekleştirilmediği, ilgili alt bayiler tarafından gerçekleştirildiği, yapılan usulsüz işlemlerde (tefecilik suçuna konu olan işlemler) sanık ..... isimli şahsın yetkilisi olduğu ..... Bilgisayar Teknik Servis ve İnternet Hizmetleri Ltd. Şti. isimli firmaya ait ..... isimli internet sitesi ve bankada bulunan SANAL POS'unun kullanıldığı ancak sanık ..... ile alt bayiler arasında yapılan sözleşmelere istinaden müşterilere ait kredi kartları üzerinden gerçekleştirilecek yasal olmayan işlemlerde sorumluluğun alt bayilerde olduğu, 2013 dönemine ait olarak 16/03/2015 tarihinde yapılan Vergi Müfettişi incelemesinde aynı muhasebe kayıtları, faturalar, firmaların incelendiği ve herhangi bir olumsuz hususun tespit edilmediğinin tutanak altına alındığı anlaşıldığından, dosyaya konu olan tefecilik suçu failinin sanık ..... isimli şahıs olmadığı, tefecilik suçu failinin suça konu işlemleri gerçekleştiren alt bayiler olduğu, SANAL POS'larda sistemin özelliği gereği slip alınmadığından 5464 sayılı kanunun 36. maddesine aykırı davranılmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır" şeklinde görüş bildirildiği, İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/670 esasında görülen davada, sanık ..... (Davacı şirket yetkilisi) hakkında üzerine atılı suçları işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiği görülmüştür. Davacı şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer verilen tespitler ve ulaşılan sonuçla, ceza yargılaması sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu yapılan tespitler ve ulaşılan sonucun birlikte değerlendirilmesinden; davacı şirketin pos tefecilik faaliyetinde bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda; davacı şirketin pos tefecilik faaliyetinde bulunduğu ve elde ettiği faiz gelirini beyan etmediğinden bahisle davacı şirket adına re'sen kurumlar vergisi tarh edilmesinde ve kurumlar vergisi üzerinden üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. " gerekçesiyle istinaf isteminin kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakla, davacı şirketin tefecilik faaliyetinde bulunmadığı sonucuna vararak, davacı şirket yetkilisinin beraatine hükmeden ceza mahkemesi kararına atıfla verilen İstanbul 4. Vergi Dava Dairesi kararıyla, davacının, belge düzenlemesini gerektirecek pos tefeciliğinden elde ettiği bir faiz geliri bulunmadığı ortaya konulmakla, istinaf isteminin bu gerekçeyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf istemine konu; İstanbul 5. Vergi Mahkemesi'nin 30/05/2019 tarih ve E:2018/2426 K:2019/1186 sayılı kararında yasada sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden istinaf isteminin yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, istinaf aşamasında yapılan 54,20-TL istinaf yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu tutar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/b bendinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 02/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)