İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 12/04/2019 gün ve E:2018/2159, K:2019/1075sayılı kararın istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı Kurum bünyesinde görev yapmaktayken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacının, Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin 23/01/2018 tarihli ve 2018/2570 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesince; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğu belirlenen ByLock iletişim sistemini kullandığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ..... Katılım Bankası AŞ'de (Bank ..... 2014 yılından sonra para yatırdığının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan ..... Eğitimciler Sendikası'na Şubat 2014-Temmuz 2016 yılları arasında üyeliğinin bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumunda çocuklarının 2014-2016 yılları arasında öğrenim kaydının bulunduğunun, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan ..... Derneği'nde üyelik kaydının bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen F4 Medya Dağıtım A.Ş.'ye 3.2.2014-27.12.2015 yılları arasında ödeme bilgisinin bulunduğu, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığı, davacının başvurusunun reddine dair Komisyon kararında hukuka aykırılık görülmediği, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının anılan işlemden dolayı yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının ödenmesi talebinin de kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, İdare mahkemesi kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, AİHS ile güvence altına alınan tüm ilke ve hakların ihlal edildiği, ihracına ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin amaç, konu ve süre bakımından hukuka aykırı olduğu, masumiyet karinesine aykırı davranıldığı, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, ayrımcılık yasağı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, eğitim hakkı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği, adil yargılanma hakkına ve savunma hakkına riayet edilmediği, kamu görevinden ihraç edilmesini gerektiren somut hiçbir neden bulunmadığı, devletin denetim ve gözetimi altında olan bankaya para yatırılmasının, sendika ve derneğe üye olunmasının, okula çocuğunun gönderilmesinin terör faaliyeti olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumun Anayasal hakları ihlal edeceği, işlendiği tarihte legal olan faaliyetlerin örgüt üyeliğine veya ile irtibat ve iltisakına delil teşkil edemeyeceği, ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin birinci fıkrasında; Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davalarında taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılacağı, üçüncü fıkrasında; duruşma talebinin dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabileceği kurala bağlanmıştır. Anılan maddeye göre, taraflardan birinin isteği halinde duruşma yapılması gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; avukatı bulunmayan davacının Bayburt M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu iken davasını açtığı ve 01/06/2018 tarihli dava dilekçesinde duruşma yapılmasını istediği, Mahkeme tarafından 28/03/2019 tarihinde duruşma yapılmasına karar verildiği ve duruşma davetiyesinin anılan Ceza İnfaz Kurumunda bulunan davacıya 27/02/2019 tarihinde tebliğ edildiği ancak davacının tutuklu olması nedeniyle ilgili ceza infaz kurumu tarafından (istekli olması halinde) duruşmaya katılmasının sağlanması konusunda Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ile herhangi bir yazışma yapılmadığı, 28/03/2019 tarihli ve E:2018/2159 sayılı duruşma tutanağında da davacının duruşmaya gelmediği ifadesine yer verilerek davalı İdare vekilinin katılımı ile davacının yokluğunda duruşma yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında; iptal davası niteliğindeki işbu davada davacının usule uygun şekilde yaptığı duruşma talebinin karşılanması ve duruşma tarihinde tutuklu olan davacının katılımı sağlanarak duruşma yapılması zorunlu olduğu halde davacının yokluğunda yapılan duruşma sonunda verilen Mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu durumda, davacının tutuklu olduğu hususu da dikkate alınarak, Mahkemece SEGBİS imkanı olması halinde bu sistem kullanılarak yahut Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ile yapılacak yazışma ile işbu davada duruşma yapılmasının zorunlu olduğu ve davacının duruşmaya katılmak istediğini belirtmesi halinde nakil masrafı vs. gibi herhangi bir ön koşul aranmaksızın duruşmada hazır edilmesi gerektiği hususu ihtar edilerek yeni bir duruşma yapılması ve sonrasında yeni bir karar verilmesi gerektiği açıktır.
KARAR SONUCU:
Yukarıdaki açıklamalarla birlikte Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 12/04/2019 gün ve E:2018/2159, K:2019/1075 sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı Kanun'un 45.maddesinin 5.fıkrası uyarınca, dava dosyasının mahkemesine iadesine, istinaf nedeniyle doğan yargılama giderleri nihai hüküm verilirken Mahkemesince gözetileceğinden bu konuda ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, anılan madde uyarınca kesin olarak 18/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)