(2577 S. K. m. 45) (4708 S. K. m. 1, 2, 3, 4, 8, 9, 10, 12) (672 S. KHK. m. 2)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik - Elektronik Mühendisliği bölümünde öğretim görevlisi olarak görev yapmakta iken, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, 16/04/2018 gün 6734 sayılı Bakanlık Olur'u ile Denetçi Belgesi'ne konulan takyidatın kaldırılması istemiyle 02/10/2018 günü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü'ne yapılan başvurunun reddine ilişkin 10/10/2018 tarih ve E.179863 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 23. İdare Mahkemesince verilen 24/10/2019 tarih ve E:2019/71, K:2019/2638 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesince, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik - Elektronik Mühendisliği bölümünde öğretim görevlisi olarak görev yapmakta iken, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, 16/04/2018 gün 6734 sayılı Bakanlık Olur'u ile Denetçi Belgesi'ne konulan takyidatın kaldırılması istemiyle 02/10/2018 günü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü'ne yapılan başvurunun reddine ilişkin 10/10/2018 tarih ve E.179863 sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; uyuşmazlığın yapı denetim faaliyetinin kamu hizmeti sayılıp sayılmadığı hususundan kaynaklandığı, yapı denetim faaliyetinin ilgili Bakanlıkça verilen izin ve ruhsat ile ilgili Bakanlığın denetimi altında yapıldığı, ilgili KHK'larda yer alan "kamu hizmetinde istihdam edilmezler" kuralının, KHK ile ve KHK hükümlerine dayanılarak görevinden çıkarılanların idarenin genel esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin görülmesinde çalıştırılamayacakları anlamına geldiği, yapı denetim kuruluşlarının ise bu anlamda bir kamu hizmeti yürütmediği, yapı denetim kuruluşlarında istihdam edilen mimar ve mühendislerin de kamu hizmetinde istihdam edilmiş sayılamayacağı, yine KHK'larda yer alan ilgililerin uhdelerinde taşımış olduğu büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamayacakları ve bu unvan, sınıf ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamayacaklarına ilişkin kuralla kamu görevi nedeniyle elde edilen meslek adı ve unvanların kastedildiği açık olup mimarlık ve mühendislik fakültelerinden mezun olunarak belli koşullarla kabul edinilen mimarlık ve mühendislik mesleğinin sağladığı unvanın bu kapsamda değerlendirilemeyeceği açık olduğundan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
01/09/2016 tarihli ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kamu personeline ilişkin tedbirler" başlıklı 2. maddesinde; "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan;
a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden,
b) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından,
c) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından,
ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından,
başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.
(2) Birinci fıkra gereğince kamu görevinden, Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından, Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından ve Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın, rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. Bu kişiler hakkında ilgili bakanlık ve kurumlarca ilgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerine ilgili pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir.
(3) Birinci fıkra kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar, varsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar." hükmü yer almaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik - Elektronik Mühendisliği bölümünde öğretim görevlisi olarak görev yapmakta iken, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının, 16/04/2018 gün 6734 sayılı Bakanlık Olur'u ile Denetçi Belgesi'ne konulan takyidatın kaldırılması istemiyle 02/10/2018 günü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü'ne yapılan başvurunun yapı denetimi faaliyetinin "dolaylı da olsa kamu hizmeti" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle reddine ilişkin 10/10/2018 tarih ve E.179863 sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla öncelikle 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuatı uyarınca yapı denetimi faaliyetinin "kamu hizmeti" sayılıp sayılamayacağının irdelenmesi gerekmektedir.
4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; Kanunun amacı can ve mal güvenliğini teminen, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olarak belirlenmiş, 2. maddesinde; bu Kanun kapsamına giren her türlü yapının; Bakanlıktan aldığı izin belgesi ile çalışan ve münhasıran yapı denetimi ile uğraşan tüzel kişiliğe sahip yapı denetim kuruluşlarının denetimine tabii olduğu öngörülmüştür.
4708 sayılı Kanun uyarınca, yapı denetim kuruluşlarının aşağıda belirtilen;
"a) Proje müelliflerince hazırlanan, yapının inşa edileceği arsa veya arazinin zemin ve temel raporları ile uygulama projelerini ilgili mevzuata göre incelemek, proje müelliflerince hazırlanarak doğrudan kendilerine teslim edilen uygulama projesi ve hesaplarını kontrol ederek, ilgili idareler dışında başka bir kurum veya kuruluşun vize veya onayına tabi tutulmadan, ilgili idareye uygunluk görüşünü bildirmek.
b) Yapı denetimini üstlendiğine dair ilgili idareye taahhütname vermek, yapı ruhsatının ilgili bölümünü imzalamak, bu yapıya ilişkin bilgileri yapı ruhsatı düzenleme tarihinden itibaren yedi gün içinde Bakanlığa bildirmek.
c) Yapının, ruhsat ve ekleri ile mevzuata uygun olarak yapılmasını denetlemek.
d) Yapım işlerinde kullanılan malzemeler ile imalatın proje, teknik şartname ve standartlara uygunluğunu kontrol etmek ve sonuçlarını belgelendirmek, malzemeler ve imalatla ilgili deneyleri yaptırmak
e) Yapılan tüm denetim hizmetlerine İlişkin belgelerin bir nüshasını ilgili idareye vermek, denetimleri sırasında yapıda kullanılan malzeme ve imalatın teknik şartname ve standartlara aykırı olduklarını belirledikleri takdirde, durumu bir rapor ile ilgili idareye ve il sanayi ve/veya ticaret müdürlüklerine bildirmek.
f) İşyerinde, çalışmaların, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına göre düzenlenmesi gereken sağlık güvenlik planına uygun olarak yapıldığını kontrol etmek ve gerekli tedbirlerin alınması için yapı müteahhidini yazılı olarak uyarmak, uyarıya uyulmadığı takdirde durumu ilgili Çalışma ve İş Kurumu il müdürlüğüne bildirmek,
g) Ruhsat ve eklerine aykırı uygulama yapılması halinde durumu üç iş günü içinde ilgili idareye bildirmek.
h) Yapının ruhsat eki projelerine uygun olarak kısmen veya tamamen bitirildiğine dair ilgili idareye rapor vermek.
ı) Zemin, malzeme ve imalata ilişkin deneyleri, şartname ve standartlara uygun olarak laboratuvarlarda yaptırmak" görevlerini yerine getirmekle yükümlü oldukları kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un 3 üncü maddesinde, Kanunun uygulamasında yapı denetim kuruluşlarının imar mevzuatı uyarınca öngörülen fenni mesuliyeti ilgili idareye karşı üstleneceği ve sorumlu personeli ile birlikte yapının ruhsat ve eklerine, fen, sanat ve sağlık kurallarına aykırı, eksik, hatalı ve kusurlu yapılmış olması nedeniyle ortaya çıkan yapı hasarından dolayı yapı sahibi ve ilgili idareye karşı kusurları oranında sorumlu oldukları hükme bağlanmıştır.
Yine bu maddede, yapı denetim kuruluşlarının "denetim" faaliyeti dışında başka bir ticari faaliyette bulunmaları, bu kuruluşun denetçi, mimar ve mühendislerinin de denetim faaliyeti süresince başkaca bir mesleki ve inşaat işleri ile ilgili ticari faaliyette bulunmaları yasaklanmıştır.
Aynı Kanun'un "İdari müeyyideler ve teminat" başlıklı 8 inci maddesinde ise, bu Kanunda ve ilgili mevzuatta öngörülen esaslara göre denetim görevini yerine getirmeyen yapı denetim kuruluşları, laboratuvar kuruluşları, ortakları ve görevli personeline, tespit edilen fiil ve hallere göre idari para cezası, 1 yıl yeni iş almaktan men cezası, yapı denetim kuruluşunun izin belgesinin iptal edilerek faaliyetine son verilmesi cezası gibi idari yaptırımların uygulanması öngörülmüş, 9 uncu maddesinde de, Kanun hükümlerinin uygulanmasında "görevini kötüye kullanan" yapı denetim kuruluşu ortakları, yöneticileri, mimar ve mühendislerinin altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile, denetimlere İlişkin olarak gerçeğe aykırı belge düzenlenmesi durumunda da Türk Ceza Kanunun resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılmaları yönünde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca Kanunun 10 uncu maddesinde, Bakanlığın bu Kanunun uygulanmasında yapı denetim kuruluşlarının işlem ve faaliyetlerini denetleme yetkisine sahip olduğu açıkça hükme bağlanmıştır.
4708 sayılı Kanun'un 1'inci, 4'üncü, 8'inci ve 12'inci maddelerine dayanılarak çıkartılan05/02/2008 tarihli ve 26778 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde de, yapı denetim kuruluşunun görev ve sorumlulukları düzenlenmiştir.
4708 sayılı Kanun'un Genel Gerekçesinde; "17/08/1999 ve 12/11/1999 tarihlerinde yaşanan depremler sonrasında meydana gelen can ve mal kayıpları, denetimsiz yerleşme ve yapılaşmaların yol açabilecekleri zararlar", "3194 sayılı Kanunda yapım işlerinde rol alan teknik uygulama sorumlusunun (fenni mesul), yapı projelerini ve uygulamalarını denetlemekle sorumlu olan belediyeler ve valiliklerin, uygulamayı hiç denetleyemedikleri" "yapı denetim sistemi ve yapım aşamasında görev alan fennî mesullerin sorumluluklarını yeniden düzenlemek ve kağıt üzerinde denetlenmiş gibi görülen, ancak hemen hemen hiç denetlenmeyen yapıların teknik uygulama sorumlusu fennî mesullere verilecek cezalar ile ilgili yeni bir kanuni düzenleme getirmek" ifadeleri yer almaktadır.
Yukarıda yer alan 4708 sayılı Kanun, Kanunun genel gerekçesi ve anılan Kanun'un Uygulanmasına ilişkin Yönetmelik hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; yapı denetimi sisteminin denetimsiz yerleşme ve yapılaşmaların yol açabilecekleri zararların önlenmesi ve imar mevzuatı kapsamında denetim ve uygulama sorumluluğu bulunan kişi ve idarelerin görevlerini yerine getirmedeki eksiklik ve aksaklıklardan kaynaklanan ve özellikle 17/08/1999 ve 12/11/1999 tarihlerinde yaşanan depremler sonrasında meydana gelen can ve mal kayıpları, denetimsiz yerleşme ve yapılaşmaların yol açabilecekleri zararların önlenmesi ve kamusal bir ihtiyacın karşılanması amacıyla getirildiği; dolayısıyla idarenin denetim ve gözetim sorumluluğu altında yürütülen "kamu hizmeti" niteliği taşıdığı sonucuna varılmıştır.
Yapı denetim faaliyetinin kamu hizmeti niteliği taşıması sebebiyle de dava konusu edilen 16/04/2018 tarihli ve 67634 sayılı Olur ile, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamelerin ekinde bulunan listelerde isimleri yer alan ve 4708 sayılı Kanun kapsamında denetçi mimar ve mühendis, kontrol elemanı, yardımcı kontrol elemanı, yapı denetim kuruluşu ve laboratuvar kuruluşu ortakları ile şirket müdürlerinin ve halihazırda yapı denetim faaliyeti içinde belirtilen türde görev yapmakta olan kişilerin faaliyetlerinin, ilgili kurumlardan bilgilerinin temin edilmesi sonrasında engellenerek görevlerinin sonlandırılması, söz konusu listelerde yer alan kişilerin bundan sonra denetim faaliyeti yapmalarına izin verilmemesi ve bu yönde yapılacak başvuruların reddedilmesi, ayrıca bu hususa ilişkin olarak 81 İl Valiliğinin talimatlandırılması yönünde işlem tesis edilmiştir.
İstanbul Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacının da söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinde yer alan kamu görevinden uzaklaştırılanlar hakkındaki dolaylı da olsa "kamu hizmeti kapsamında değerlendirilemez." hükmü gereği 16/04/2018 tarih ve 67634 sayılı Bakanlık Makam Olur'u doğrultusunda 4708 sayılı Kanun kapsamında denetim faaliyetinde (Denetçi Kontrol Elemanı, Kurucu, Şirket Müdürü) olarak istihdam edilemeyeceği açık olduğundan dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Ankara 23. İdare Mahkemesince verilen 24/10/2019 tarih ve E:2019/71, K:2019/2638 sayılı kararın; KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasa'nın 45/4. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda DAVANIN REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan, mahkeme safhasına ait 342,30TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacının adli yardım talebi Mahkemece kabul edildiğinden tahsili için İl Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına, istinaf safhasına ait 49,00TL yargılama gideri ile yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.700,00 TL vekalet ücretinin ise davacı tarafından davalı idareye ödenmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde taraflara iadesine, 25/02/2020 tarihinde oybirliğiyle 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak karar verildi. (¤¤)