İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 08/04/2019 gün ve E:2018/4362, K:2019/1020 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 16/05/2018 tarih ve 2018/16479 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğu belirlenen ByLock iletişim sistemini kullandığı ve 2012 yılında yapılan avukatlar için adli yargı hakimlik sınavında soru ve cevapları sınavdan önce elde etmek suretiyle sınavı geçtiğinin Komisyon tarafından tespit edildiği, söz konusu tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, yargılama sonucunda Ceza Mahkemesi'nce; davacının, 06/05/2012 yılında yapılan avukatlıktan hakimliğe geçiş sınavında soru ve cevapları haksız bir şekilde önceden elde ettiği tespit edildiği, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu, davacının başvurusunun reddine dair Komisyon kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 679 sayılı KHK'nın Anayasa'ya aykırı olduğu, anılan KHK'nın olması gereken niteliklere haiz olmadığından hukuken yok hükmünde olduğu, OHAL'in ortadan kalkması ile anılan KHK'nın geçerliliğini yitireceğinden işten çıkarılmasına dayanak yapılamayacağı, kamu çalışanlarının özlük haklarının kanun ile yapılabileceği, çıkarma dahil disiplin cezalarının KHK ile düzenlenemeyeceği, savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarılmasının Anayasa ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na aykırı olduğu, hakkında yapılan işlemin Anayasa ve AİHS'de düzenlenen birden çok hak ve hürriyetlere aykırı olduğu, hiçbir bilgi, belge, sebep ve dayanak gösterilmeden kamu görevinden çıkarıldığı, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin idari işlem niteliğinde olduğu, işlemin ilk etapta sakat doğduğu, savunma hakkı alınmaksızın kamu görevinden çıkarılmasının Anayasa'ya aykırı olduğu, idari işlemin yapıldığı tarihte hakkında hiç bir delil tespiti ve kovuşturma bulunmadığı, hakkında açılan ceza davasının devam ettiği, hakkında kesinleşen mahkumiyet kararı bulunmadığı, iltisak ve irtibat kavramlarının muğlak olduğu bu kavramlara işaret edilerek yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğu, eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı, davanın sonucunu esastan etkileyecek nitelikte olan bir çok iptal nedeni ve argümanın İdare Mahkemesince dikkate alınmadığı, etkili başvuru hakkının ihlal edildiği, ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
İlk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamayla birlikte;
1-Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 08/04/2019 gün ve E:2018/4362, K:2019/1020 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda "davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili için ilgili kuruma müzekkere yazılmasına" şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; "davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan tahsili için ilgili kuruma müzekkere yazılmasına" şeklinde düzeltilmesine,
3-Anılan kararda ''belirlenen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine'' şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; ''...belirlenen 1.362,00TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalıya ödenmesine'' olarak düzeltilmesine,
4-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
5-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 18/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)