İSTEMİN KONUSU: Ankara 22. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/03/2019 gün ve E:2018/444, K:2019/488sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 15/05/2018 tarih ve 2018/16148 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 22. İdare Mahkemesi'nce; davacının, örgüt içi iletişim programı olan ByLock programını kişisel telefonuna yüklediği ve kendisinin kullandığı, bu nedenle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı sabit olduğu anlaşılmakla; kamu görevine iadesi talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, Anayasa ve yasalarda bir devlet memurunun ihraç yöntemi ve usulü belirlenmişken KHK ile ihraç edilmesinin hukuka aykırı olduğu, ihraç edildiği tarihte hakkında herhangi bir iddianın bulunmadığı, ihraca gerekçe gösterilen fiillerin suç olmadığı, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine ilişkin bir tespit bulunmadığı ve bu hususa ilişkin olarak kendisine bilgilendirme yapılmadığı, ihraç işleminin masumiyet karinesinden yararlanma hakkını ihlal ettiği, iltisak ve irtibat kavramlarının ihraca gerekçe olarak alınmasının hukuki olmadığı, bylocka ilişkin içerik tespitlerinin bulunmadığı ve bylockun delil niteliğinin olmadığı, özel hayat ve aile hayatına saygı haklarına müdahale edildiği, ihraç işleminin şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırı olduğu, suç ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği, savunma hakkı tanınmadığı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun istinaf aşamasında dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında da ayrıca bir karar verilmeksizin, değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 1. fıkrasında, "İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz." hükmüne yer verilmiş; 2. fıkrasında, istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, "Temyiz dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin 7. fıkrasında, temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3. madde esaslarına göre düzenlenmediği, temyizin kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hallerde, 2 ve 6. fıkralarda sözü edilen kararların, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin olarak verileceği hükmü düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Ankara 22. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/03/2019 gün ve E:2018/444, K:2019/488 sayılı kararın, davacıya usulüne uygun olarak 17/06/2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, davacı tarafından verilen istinaf dilekçesinin 01/08/2019 tarihinde Mahkeme kayıtlarına girdiği görülmektedir.
Bu durumda, 17/06/2019 tarihinde tebliğ edilen Mahkeme kararına yönelik (30) günlük istinaf süresinin 17/07/2019 tarihinde (Çarşamba günü) sona ermesine karşın davacı tarafından, istinaf süresi geçirildikten sonra 01/08/2019 tarihinde istinaf talebinde bulunulduğu anlaşıldığından; yukarıda anılan Kanun'un 45/1. maddesi uyarınca istinaf isteminin süre aşımı nedeniyle incelenmesi olanağı bulunmamaktadır.
Ayrıca, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görülmekte olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin 3.fıkrasında yer alan; adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği düzenlemesi ile aynı Kanunun 323. maddesinde yer verilen avukatlık ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı hususları birlikte dikkate alındığında İdare Mahkemesi kararında yer alan vekalet ücretinin tahsilinin, kanun yolu incelemeleri dahil kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan vekalet ücretinin tahsil edilemeyeceği açıktır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamayla birlikte;
1-DavacınınİSTİNAF İSTEMİNİN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
2-Anılan kararda ''takdir edilen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; ''takdir edilen 1.362,00 TL vekalet ücretinin iş bukararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' olarak düzeltilmesine,
3-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
4-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 13/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)