(2464 S. K. m. 97) (213 S. K. m. 112)
BAŞVURUNUN KONUSU: Davacı tarafından; kendisine ait olan ve toplu taşıma faaliyetinde kullanılan 45 J 06.. plakalı araca ilişkin olarak "J plaka devir temlik ücreti" adı altında tahsil edilen 6.355,93-₺'nin iadesi istemiyle yapılan şikayet başvurusunun reddine ilişkin 16.07.2019 tarih ve 66647 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; uyuşmazlık konusu olayda, bireylere karşı bir hukuki güvence oluşturmak bakımından son derece önemli olan "Vergilerin Kanuniliği İlkesi" gereği mali yükümlülük anlamında getirilen sorumlulukların, doğrudan kanunla düzenlenmesi gerektiği, davacı adına yapılan tahakkukun dayanağının 2464 sayılı Kanunun 97'nci maddesi kapsamında belediye meclis kararı ve bu karar uyarınca düzenlenen gelir tarifesi olduğu, ancak söz konusu kanun maddesinin bahsedilen tarifeye hukuki dayanak noktasında uygulanamayacağı, zira yukarıda belirtilen madde metninden de anlaşılacağı üzere bu kanun uyarınca harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı ifa edilen hizmetler için alınacak bedellere ilişkin olarak belediye meclisine yetki verileceği belirtildiği, uyuşmazlık konusu olayda davalı Belediyece yapılmış bir hizmetin bulunmadığı, bu durumda, kanuni dayanağı olmaksızın davalı belediye meclisi kararı ile belirlenen gelir tarifesine göre yapılan tahakkukun kaldırılması ve ödenen tutarın iadesi amacıyla yapıldığı görülen şikayet başvurusunun reddine dair dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, davacının faiz istemine gelince; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112'nci maddesinin (6322 sayılı kanunun 14'üncü maddesiyle değişen fıkra; Yürürlük 15.06.2012) 4'üncü fıkrasında; "Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergiler, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120 nci madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edilir." hükmüne yer verildiği, bu bağlamda; Anayasa'nın 125/son maddesinde yer verilen "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmü ile 213 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 112/4'üncü madde hükmü uyarınca, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlem nedeniyle davacıya iadesi gereken ücretin, tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu düzeltme-şikayet başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali ile tahsil edilen devir ücretinin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine ilişkin Manisa Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 18.10.2019 tarih ve E:2019/960, K:2019/1323 sayılı kararın; davanın seri olarak açılan onbeşten fazla dosyadan birisi olduğu, vekalet ücretinin buna göre verilmesi gerekirken tam olarak verilmesinin usule aykırı düştüğü, 45 J 06.. plaka tahsisli aracın tahsis sahibi olan C. K. tarafından, davacı adına tahsis devriyle ilgili yapmış oldukları başvuruları üzerine anılan Yönerge doğrultusunda gerekli bir işlemlerin yapıldığı, Ticari Plaka Tahsis/Devir Belgesi'nin düzenlenerek ilgili notere gönderilmek suretiyle 09.11.2016 tarih ve 33244 nolu Ticari Plaka Satış Sözleşmesi yaptırıldığı, tahsis hakkını devir alan davacı ile araç sürücüsüne ait evrak ve yeterliliklerinin kontrolü ile J plakaya tahsis edilecek aracın Yönergeye göre Uygunluk Tespit Muayenesinin yapılması sonrasında Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğünden aracın tescilinin devir alan adına yaptırılarak yeni alıcı adına tahsis devri ile yeni çalışma ruhsatının düzenlendiği, bu işlemler esnasında Yönetmelik ve Yönerge gereği araç teknik muayenesi dahil yapılan hizmetlerin karşılığı olarak ücretin alındığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Manisa Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 18.10.2019 tarih ve E:2019/960, K:2019/1323 sayılı karar usul ve yasaya uygun olup, kararın kaldırılmasını gerektiren başka bir neden de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan 200,90-₺ yargılama giderinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına, 492 sayılı Harçlar Kanunu ve buna bağlı tarife uyarınca belirlenen 54,40-₺ istinaf karar harcının davalı idareden tahsili için mahkemesince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın tebligat işlemlerinin tamamlanmasından sonra mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333'üncü maddesi uyarınca yatırana iadesine, kesin olarak 15.01.2020 tarihinde esasta oybirliğiyle, vekalet ücreti yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU:
Davalı Vergi Dairesi tarafından istinaf dilekçesinde, davacı vekili Avukat tarafından aynı konuda, aynı idareye karşı açılmış 15' den fazla dava olduğu, bu davaların seri dava olarak görülmesi gerektiği ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ''seri davalarda ücret'' başlıklı 22'nci maddesine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan tam ücret üzerinden hüküm kurulduğu iddia edildiğinden, Dairemizce, Manisa Vergi Mahkemesinde Avukat ….. tarafından aynı konuda, aynı idareye karşı açılmış davalar araştırılarak ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22'nci maddesi değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği görüş ve düşüncesi ile bu araştırma yapılmadan verilen istinaf başvurusunun reddine ilişkin karara katılmıyorum. (¤¤)