(2577 S. K. m. 45)
BAŞVURUNUN KONUSU: Asıl borçlu şirket .... Gıda Tic. Ltd. Şti.'ne ait ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen 13/03/2019 tarih ve 2019031366PHv0000003,4,5,6 ana takip dosya numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davada; davacının kanuni temsilcisi olduğu .... Gıda Tic. Ltd. Şti.'nin 2011 ve 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi borçlarının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ edilmesine rağmen ödenmediği ve yapılan mal varlığı araştırması neticesinde amme alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı ileri sürülerek, ilgili dönemlerde kanuni temsilci olan davacıdan tahsili amacıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği, dava dosyası ve ticaret sicil kayıtlarının tetkikinden; davacının şirkette 18.02.2011 - 19.04.2012 tarihleri arasında ortak ve kanuni temsilci sıfatını taşıdığı, 09.10.2015 tarihli kararla şirketin ticaret sicil kaydı terkin edilerek tüzel kişiliğinin sona erdiği, dava konusu 2019031366PHv0000003 sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan borçların asıl borçlu şirketin süresinde verdiği muhtasar beyannamelere istinaden tahakkuk ettiği, bu tahakkukların ödenmemesi üzerine şirket adına düzenlenen 2012012766PHr/159, 2011112466PHr/220, 2011092266PHr/297, 2011082666PHr/473 ve 2011060666PHr/461 sayılı ve vadeleri 2011 yılı olan ödeme emirlerinin 2011 ve 2012 yılları içerisinde usule uygun olarak şirket adresinde muhataba tebliğ edildiği, 2012 yılında banka hesabına uygulanan haciz sonucunda kısmi tahsilat yapıldığı, tahsilat ile kesilen ve 2013 takvim yılı başından itibaren yeniden işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin 31.12.2017 tarihinde dolduğu, dava konusu ödeme emrinin ise alacak zamanaşımına uğradıktan sonra 15.04.2019 tarihinde tebliğ edildiği, dava konusu 2019031366PHv0000004 sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan borçların şirketin süresinden sonra verdiği muhtasar beyannamelere istinaden tahakkuk eden gelir stopaj vergisi, vergi ziyaı cezası ile özel usulsüzlük cezasına ilişkin olduğu, bu tahakkukların ödenmemesi üzerine şirket adına düzenlenen 2012112466PHr/279, 2012092166PHr128, 2012082466PHr/240, 2012052566PHr/364, 2012050466PHr/89, 2012032966PHr/826 sayılı ödeme emirlerinin ise 2012 yılında posta yolu ile şirkete tebliğ edilememesi üzerine ilanen tebliğ edildiği, ancak tebliğ edilemediğini gösterir tebliğ alındılarında, 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinde öngörülen şekilde komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memurunun imzasına yer verilmediği, dolayısıyla ilanen tebliğ şartları oluşmadığından ilanen yapılan tebliğin de usulsüz olduğu anlaşılmış olup; usulsüz tebliğin zamanaşımını kesmesi de mümkün olmadığından, şirket tüzel kişiliği sona erdikten sonra kanuni temsilciden tahsili için zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılmadığı ve alacakların zamanaşımına uğradığı, şirket adına 2013041566PHr/1189 sayılı ödeme emrinin ise 26.12.2017 tarihinde adrese ikinci kez gidildiğinde kapalı olması nedeniyle posta yoluyla tebliğ yapılamadığı ve ilanen tebliğ edildiği ancak bu tarihte şirket sona ermiş olduğundan hukuken var olmayan şirket adına yapılan tebliğ işleminin de yok hükmünde olması nedeniyle, zamanaşımı süresini kesmesi mümkün olmayan usulsüz tebliğ işlemi dikkate alınmadığından, kanuni temsilciden tahsili için zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılmadığı ve alacağın zamanaşımına uğradığı, ayrıca dosyaya ibraz edilen adres tespit tutanaklarının da herhangi bir ödeme emri ile ilişkilendirilmediği, mevzuatta öngörülmeyen bu tutanakların geçerli bir tebliğ belgesi olarak sayılmasının da olanaksız olduğu, dava konusu 2019031366PHv0000005 sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan borçların şirket adına 2011/2,3,4,5 dönemleri için takdir komisyonu kararlarına istinaden yapılan ve ilanen tebliğ edilen vergi ziyaı cezalı gelir stopaj tarhiyatlarına ilişkin olduğu, 15.05.2017 tarih ve 2017051566PHr/679 sayılı ödeme emrinin dayanağı olan 2012101213PIs0000020,21,22,23 sayılı vergi/ceza ihbarnamelerinin 2016 ve 2017 yılında ilanen tebliğ edildiği ancak ilan tarihlerinde şirket tüzel kişiliğinin sona ermiş olması nedeniyle ilanın yok hükmünde sayıldığı ayrıca posta yoluyla tebliğin yapılamadığını gösterir tebliğ alındılarının idarece sunulmamış olduğu dikkate alındığında şirket hakkında kesinleşmemiş olan amme alacaklarının tahsili için borcun doğduğu 2011 yılını takip eden yılın başından itibaren 5 yıl içerisinde 31.12.2016 tarihine kadar davacı kanuni temsilci hakkında işlem tesis edilmediği ve zamanaşımına uğramış olan alacak için ödeme emri tanzim ve tebliğ edildiği, dava konusu 2019031366PHv0000006 sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan borçların ise şirketin 2012 kurumlar vergisi ile 2012/10-12 dönemi kurum geçici vergisi beyannamelerini vermemesi nedeniyle kesilen özel usulsüzlük cezalarına ilişkin olduğu, ancak kurumlar vergisi beyannamesinin hesap dönemi kapandıktan sonra gelen 2013 yılının dördüncü ayında ve 2012/10-12 dönemi kurum geçici vergisi beyannamesinin de 2013 yılının ikinci ayında verildiği, davacının kanuni temsilcilik görevinin ise 19.04.2012 tarihinde sona ermiş olduğu göz önüne alındığında, beyanname vermeme nedeniyle ceza kesilen dönemde şirketle ilişiği ve beyanname verme sorumluluğu bulunmayan davacının, sorumlu tutulamayacağı borçları ödemediğinden bahisle adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu 2019031366PHv0000003,4,5 sayılı ödeme emirleri içeriğindeki borçların zamanaşımına uğramış olması, 2019031366PHv0000006 sayılı ödeme emri içeriğindeki borçlardan ise davacının dönem itibariyle sorumlu olmaması nedeniyle, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar veren İstanbul 13. Vergi Mahkemesi'nin 16/09/2019 tarih ve E:2019/739, K:2019/1558 sayılı kararına davalı idare tarafından istinaf başvurusunda bulunularak; kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Kararın hukuka uygun olduğu, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Altıncı Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında işin gereği görüşüldü:
Dava dosyasının incelenmesinden, dayandığı gerekçeler karşısında, istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu anlaşıldığından ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine, istinaf aşamasına ait 54,20-TL yargılama giderinin istinaf yoluna başvuran davalı idare üzerinde bırakılmasına, tahsil edilen posta avansından artan kısmın ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 17.07.2020 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)