İSTİNAF İSTEMİN KONUSU: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 04/05/2018 tarihli ve 2018/14414 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelere göre dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 24/04/2019 günlü ve E:2018/4068, K:2019/1483 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, OHAL Komisyonuna yapılacak olan başvurularla ilgili getirilen kuralların etkin ve yetkin bir savunma yapılmasını engellediği, AİHM içtihatlarına ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 13 ncü madde kriterlerine uygun bir hukuki başvuru yolu olmadığı, dava konusu işlemle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, ihraç gerekçesinin davacıya bildirilmediği gibi savunmasının da alınmadığı, masumiyet karinesine aykırı hareket edildiği, hakkında kesin bir hüküm bulunmadığı halde terör örgütüne üyeymiş gibi isminin Resmi Gazete aracılığı ile tüm dünyaya duyurulduğu, güvence altına alınan özel hayata saygı ve aile hakkı, eğitim hakkı, mülkiyet hakkı gibi temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği, kanunda suç olarak tanımlanmayan, bilakis yasal faaliyetler kapsamında bulunan hususların suç kabul edilip cezalandırma yoluna gidildiği, dava konusu işlemin yetkili bir Kurul tarafından değil Bakanlar Kurulu tarafından yerine getirildiği, ancak kararname ile Bakanlar Kurulu'na böylesine bir yetki tanınmadığı, tesis edilen işlemin yetki unsuru açısından hukuka aykırı olduğu, işlemin sebep, maksat ve konu yönlerinden hukuka aykırı olduğu, hakkında OHAL Komisyonu tarafından bylock, çocuğunun okuduğu üniversite bilgisi, hakkındaki idari ve adli kovuşturma ile diğer tespitlere dair bilgilerin kişisel veri kapsamında olduğu, bu bilgilere ancak usulüne uygun alınmış mahkeme kararı ile ulaşılabileceği, bu usule uyulmadan elde edilen bilgilerin delil değeri olmadığı, işlemin gerekçesinin tebliğ edilmediği, ... programını kullanmadığı, Bylock programının dijital platformda dağıtılan bir program olduğu, ... verileri hukuka uygun olarak elde edilmediğinden hiçbir yargılamada delil olarak kullanılamayacağı, kanuna uygun olarak kurulmuş ve faaliyet gösteren bir üniversiteye çocuğunu göndermiş olmasının disiplin hukuku kapsamında ihraç gerekçesi olarak değerlendirilemeyeceği, disiplin hukukunda, kişi hakkında idari soruşturma olmasının ihraç gerekçesi olarak tanımlanmadığı, davacı hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı, adli kovuşturma açılmasının ihraç gerekçesi yapılamayacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13.İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. uyarınca, 20.12.2019 tarihli ara kararı ile davacı hakkındaki ceza yargılaması sonucunda verilecek karar işbu davanın esası hakkında verilecek kararı etkileyebileceğinden Kayseri 2 nci ağır Ceza Mahkemesi'nin E:2019/687 sayılı dosyasında karar verilene kadar bakılmakta olan dosyanın istinaf incelemesinin bekletilmesine karar verilmiş olup, anılan dosyada karar verildiği görüldüğünden bekletme kararı kaldırılarak dava dosyası incelendi, işin gereği görüşüldü:
Kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 hazırlık numaralı dosyası kapsamında ele geçirilen Emniyet Teşkilatı personeline ait örgüt arşivinde bulunan detay bilgisinde ... (FETÖ/PDY'ye mensubiyeti, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişiler) seviyesinde kodlandırılmış durumda olduğu, hakkında üst amir kanaati olarak 05/08/2016 tarihinde yapılan değerlendirmede FETÖ/PDY terör örgütüyle kuvvetli irtibat ve iltisakı bulunduğu yönünde görüş belirtildiği, bozmadan sonra yapılan ceza yargılamasında da emniyetin mahrem yapılanması ile ele geçirilen dijital delillerin incelenmesinde davacının "..." olarak kodlandığının tespit edildiği hususları, Mahkeme kararında belirtilen diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde davacının çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görülmekte olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği düzenlemesi ile aynı Kanun'un 323. maddesinde yer verilen avukatlık ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı hususları birlikte dikkate alındığında, İdare Mahkemesi kararında yer alan yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsilinin, kanun yolu incelemeleri dahil kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan gerek Mahkeme ve gerekse istinaf safhasındaki yargılama giderleri ile vekalet ücretinin tahsil edilemeyeceği açıktır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamayla birlikte;
1-Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 24/04/2019 günlü ve E:2018/4068, K:2019/1483 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda "belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine" şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince;" belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalıya ödenmesine" olarak DÜZELTİLMESİNE,
3- Anılan kararda; "davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili amacıyla tahsil dairesine müzekkere yazılmasına" şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince; "davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili amacıyla iş bu kararın kesinleşmesinden sonra tahsil dairesine müzekkere yazılmasına" şeklinde DÜZELTİLMESİNE,
4- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
5- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere, 30.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)