İSTEMİN KONUSU: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 21/03/2019 gün ve E:2018/1417, K:2019/1236 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 04/04/2018 tarih ve 2018/10062 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan parasal haklarının ihraç tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt içi haberleşme programı olan ... iletişim sistemini kullandığının tespit edildiği, hakkında yürütülen adli muhakeme esnasında alınan ifadelerden örgüt ile irtibat içinde olduğu, örgüte iltisaklı Bank ... isimli banka hesabındaki mevduatında 2014 yılından itibaren artış meydana getirdiği, bu verilerin yanı sıra, örgüte müzahir yayın organına muhtelif ödemelerde bulunduğu, örgüte müzahir okulda veli kaydının olduğu, bu eylemlerinin FETÖ/PDY ile normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir ilişki içerisine girdiğini ortaya koyduğu, bu durumun davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğu şeklinde değerlendirilmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği kanaatine varıldığından, ilgili Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarılması üzerine kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, idare mahkemesince dava dilekçesindeki iddia ve hukuka aykırılık nedenlerinin değerlendirilmediği ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, Anayasaya aykırılık iddialarının gerekçe gösterilmeksizin reddedildiği, isnat edilen geçmişteki eylemlerin hukuk içindeki davranışlar ve temel hakların kullanılması bağlamında olduğu, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine ilişkin somut bir tespit bulunmadığı, savunma hakkı tanınmadan ihraç edildiği ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, ihraç işleminin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, iltisak ve irtibat kararlarının soyut olduğu ve ihraç gerekçesi olamayacağı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının yanlış yorumlandığı, İhraç işleminin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
İlk derece mahkemesi kararında; davacının Bank... hesap hareketleri davanın reddi gerekçeleri arasında sayılmış ise de örgüte üye olma suçundan yapılan yargılama sonunda Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 09/07/2019 tarih ve E:2019/552, K:4862 sayılı onama kararında, davacının bankasyadaki hesap hareketliliğinin rutin bankacılık işlemleri kapsamında kaldığı, örgütün talimatına uygun para artışının bulunmadığı tespitlerine yer verilmiş olup, bu tespitler çerçevesinde davacının Bank... hesap hareketlerinin bakılmakta olan dava bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dairemizce öteden beri, yasal bir hakkın kullanımı halinde ilgilinin iltisak ve irtibatlı sayılabilmesi için her bir durum temel hak ve özgürlükler temelinde ayrı ayrı değerlendirilmekte, öte yandan ceza yargısı ve idari yargının kendine özgü usul ve amaçları dikkate alınarak aynı maddi olayın yorumlanmasında ulaşılan farklı sonuçların mahkemelere güven duygusunu zedelememesi için, karar verilmeden önce ceza mahkemesi dosyaları da erişilebildiği ölçüde incelenmektedir.
Bank... yasal yol ve yöntemlerle kurulmuş olduğundan ve bu bankaya para yatıranların en azından bir kısmı örgüte yardım kastı olmaksızın yasal haklarını kullandıklarından, anılan bankaya her para yatıranın değil sadece FETÖ/PDY sözde liderinin çağrısı üzerine hiç bir ticari amacı olmaksızın sırf anılan çağrıya uyarak yardım saikiyle para yatıranların irtibat ve iltisaklı olduğu kabul edilmektedir.
Nitekim istikrarlı hale gelmiş kararlarımızda; “FETÖ/PDY lideri tarafından çağrının yapıldığı 25/12/2013 tarihinden, bankanın TMSF'ye devir edildiği 29/05/2015 tarihine kadar, yeni hesaplar açma, para yatırma ve açılmış olan hesaplardaki mevduat tutarlarını artırma işlemlerine devam edildiği, 29/05/2015 tarihinden sonra hesap açma ve para yatırma işlemlerinin büyük ölçüde azaldığı dikkate alındığında; belirtilen tarih aralığında bankacılık açısından tamamen riskli konuma geldiği bilinebilen bankada yeni hesaplar açtırtmanın ve para yatırmanın, "eylemlerini bir grubun, örgütün ya da yapının bireysel iletişim, yazılı ve görsel basın, sosyal medya paylaşımları üzerinden gelen mesajları, işaretleri, talimatları veya yönlendirmeleri çerçevesinde belirleme hali" şeklinde tanımlanan iltisak ve irtibat düzeyinde FETÖ/PDY ile ilişkinin varlığını ortaya koyduğu, parası bulunmasa bile başka bankalardan faizli kredi kullanmak suretiyle elde ettikleri kaynakları örgüt liderinin talimatlandırdığı bankaya yatıranların durumunun ise ancak örgüt liderine samimi bir bağ ve örgütle kurulmuş olan kuvvetli irtibat ile izah edilebileceği, FETÖ/PDY liderinin talimatını yerine getirme uğruna maddi varlıklarını ve manevi değerlerini aşındıran bu kişiler bakımından, iltisak ve irtibat düzeyinin ötesine geçildiği" belirtilmiştir.
Buna karşın Dairemizce; "25/12/2013 tarihinden önce ve 29/05/2015 tarihinden sonra Bank ...'da hesap açtırmanın, tutarı ne olursa olsun para yatırmanın ve diğer bankacılık işlemleri yapmanın, anılan tarih aralığındaki hesap açma ve para yatırma şeklindeki hareketlerin ise; konut, ihtiyaç, araç vb. kredilerin geri ödemesi, kredi kartı ödemesi, okul taksidi ödemesi, sosyal güvenlik prim ödemesi, vergi ödemesi, bireysel emeklilik ödemesi gibi gerçek bir ticari, iktisadi ve beşeri nedenle meydana geldiğinin ortaya konulması halinde iltisak ve irtibat olarak görülemeyeceği" vurgulana gelmiştir. (Dairemizin 14.11.2019 tarihli E:2019/2027, K:2019/1766 sayılı kararı)
Görüldüğü üzere Bank...'ya para yatırmanın iltisak veya irtibat hali olarak kabul edilmesinin yegane gerekçesi, FETÖ/PDY sözde liderinin çağrısı üzerine bu bankanın bozulan finansman yapısının düzeltilmesine katkı amacıyla hareket edilmiş olmasıdır ki bu nedenle; ancak 25.12.2013 tarihinden sonra ve anılan bankanın TMSF'ye devredildiği 29.05.2015 tarihinden önce para yatırma işlemleri değerlendirmeye alınmakta, bu tarih aralığı dışındaki para yatırma işlemleri gerek idari yargı gerekse ceza yargısı tarafından hiç bir şekilde değerlendirmeye dahi alınmamaktadır.
Bu durumda, ceza yargılamasında örgüte yardım suçunun manevi unsuru(bilerek ve isteyerek yardım)ile Dairemizin iltisak ve irtibat halinin tanımındaki “eylemlerini bir grubun, örgütün ya da yapının bireysel iletişim, yazılı ve görsel basın, sosyal medya paylaşımları üzerinden gelen mesajları, işaretleri, talimatları veya yönlendirmeleri çerçevesinde belirleme" yani terör örgütü liderinin çağrısına göre hareket hali aynı amaçtan doğmuş olmaktadır.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde; Yargıtay 16.Ceza Dairesinin yukarıda sözü edilen kararındaki tespitler dikkate alındığında, davacının bank... hesap hareketlerinin Bankasyaya yardım amacına matuf olmadığı kesin hükümle tespit edildiğinden ve bu tespitin dayanak ve gerekçeleri bakılmakta olan dava bakımından da Dairemizce uygun bulunduğundan Bank... hesap hareketlerinin davacının iltisak veya irtibatına delil oluşturamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
İdare mahkemesi kararındaki diğer tespit ve değerlendirmeler ise hukuki ve yerinde olduğundan anılan kararın kaldırılması mümkün olmayıp istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamayla birlikte;
1-Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 21/03/2019 gün ve E:2018/1417, K:2019/1236 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda "...belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine..." şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince;"...belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin işbu kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalıya ödenmesine..." olarak DÜZELTİLMESİNE,
3-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
4-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 09/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)