İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, 18.03.2013 tarihli açıklamasında, 12.01.2013-28.01.2013 tarihleri arasında 575.766-TL nominal değerli Şirket payının satıldığı belirtilmiş olmasına rağmen, Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş.(MKK) kayıtlarından anılan tarihlerde ........ tarafından herhangi bir satış işleminin yapılmadığının tespit edildiği dikkate alınarak, söz konusu açıklamanın Mülga Tebliğ'in 22 ile Tebliğ'in 24 üncü maddelerine aykırı olarak yanlış biçimde yapılması nedeniyle, ........ hakkında, Kanun'un 103 üncü maddesi uyarınca 2013 yılı için belirlenen asgari idari para cezası tutarı olan 20.000-TL tutarındaki idari para cezasının uygulanmasına, davacının, şirket sermayesindeki pay oranının 14.09.2012-01.03.2013 tarihleri arasında %15 ve %10 dilimlerinin altına; 19.08.2013-30.09.2013 tarihleri arasında da %5 diliminin altına düşmesine rağmen, Mülga Tebliğ'in 5 ile Tebliğ'in 12 inci maddelerine aykırı olarak davacı tarafından konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmaması nedeniyle, davacı hakkında, Kanun'un 103 üncü maddesi uyarınca 2013 yılı için belirlenen asgari idari para cezası tutarı olan 20.000-TL'nin Kanun'un 105 inci maddesi uyarınca iki kat arttırılması suretiyle hesaplanan 60.000-TL tutarında idari para cezası uygulanmasına, şirketin 14.434.211,99-TL nominal değerli paylarına ilişkin 2013 takvim yılı içerisinde; 699.927-TL nominal değerli paylarına ilişkin 2016 takvim yılı içerisinde davacı tarafından borsada ve borsa dışında gerçekleştirilen işlemlerin Mülga Tebliğ'in 19 ile Tebliğ'in 11 inci maddelerine aykırı olarak kamuoyuna duyurulmaması nedeniyle toplam 1.056.851,00TL idari para cezası verilmesine ilişkin Sermaye Piyasası Kurulunun 18.01.2018 tarih ve 3/61 sayılı kararı ile bahsi geçen karara konu idari para cezasının ödenmesi talebini içeren idari para cezası bildirim tutanağının iptali istemiyle açılan davada; Sermaye Piyasası Kurulunun 21.12.2017 tarih ve DT-17 sayılı İnceleme Raporuna dayanılarak, Kurul Karar Organı'nın 18.1.2018 tarih ve 3/61 sayılı kararıyla idari para cezasının tesis edildiği, ancak (Ğ)bendinde, davacının 18.03.2013 tarihli açıklamasında 12.01.2013-28.01.2013 tarihleri arasında 575.766 TL nominal değerli Şirket payının satıldığı belirtilmiş olmasına rağmen, Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. kayıtlarından anılan tarihlerde herhangi bir satış işleminin yapılmadığının tespit edildiği dikkate alınarak 20.000 TL tutarında idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, yani 2013 yılındaki eylemden dolayı aradan beş yıl geçtikten sonra 2018 yılında idari para cezası verildiği, oysa cezanın miktarı göz önüne alındığında bu ceza için 5326 Sayılı Kabahatler Kanununun 20. maddesinde üç yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, (H)bendinde davacının Şirket sermayesindeki pay oranının 14.09.2012-01.03.2013 tarihleri arasında %15 ve %10 dilimlerinin altına; 19.08.2013-30.09.2013 tarihleri arasında da %5 diliminin altına düşmesine rağmen, Mülga Tebliğ'in 5 ile Tebliğ'in 12 nci maddelerine aykırı olarak davacı tarafından konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmaması nedeniyle, 60.000 TL tutarında idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, burada da 2013 yılındaki eylemden dolayı aradan beş yıl geçtikten sonra 2018 yılında idari para cezası verildiği, oysa cezanın miktarı göz önüne alındığında bu ceza için 5326 Sayılı Kabahatler Kanununun 20. maddesinde dört yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, bu nedenle (Ğ) bendindeki eylemlerin üzerinden 3 yıldan daha uzun bir süre ve (H) bendindeki eylemlerin üzerinden 4 yıldan daha uzun bir süre geçtikten sonra idari para cezası verilemeyeceği, bu itibarla dava konusu işlemdeki (Ğ) ve (H) bentleri açısından, davacı hakkında soruşturma zamanaşımı süresi geçtikten sonra verilen idari para cezalarının, zamanaşımına uğramış olması nedeni ile dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık görülmediği, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. maddesinde, her kişiye veya olaya özgü ceza tutarlarının belirlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle cezaların bireyselleştirilmesi için yasa koyucu tarafından cezanın alt ve üst sınırlarının gösterildiği, ancak bu iki sınır arasında bir ceza belirleme konusunda da idareye takdir yetkisi verilmekle birlikte alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir hakkının makûl ve ölçülü olmayan şekilde kullanılması hallerinde ise bir eşitsizliğe, haksızlığa ve keyfiliğe yol açabileceği, diğer taraftan, Sermaye Piyasası Kurulu'nun, 26.03.2013 tarihli ve 10/363 sayılı "6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Çerçevesinde Tesis Edilecek İdarî Para Cezalarına İlişkin Uygulama Esasları" başlıklı ilke kararında; idari para cezası uygulamalarında, ilgililerin Kurul görevlileri ve çalışanları ile süreç içerisinde olan işbirliği, ilgili hakkında daha evvel aynı ihlâl nedeniyle idarî para cezası tesis edilmesi, ihlâlin önemliliği, ihlâlin doğurduğu zararın büyüklüğü, ihlâlin gerçekleştirilme şekli, ilgilinin kusurunun yoğunluğu, ilgilinin savunmasındaki samimiyeti, ihlâl nedeniyle doğan zararın tazmini ve/veya aykırılığın giderilip giderilmediği, yatırımcıların zarar görüp görmediği, ilgili tarafından elde edilen menfaatin büyüklüğü gibi kıstaslar çerçevesinde yapılacak değerlendirmeler neticesinde ve bu ölçüde Kanun ile belirlenen alt limitten uzaklaşması yoluna gidileceği, hizmet birimlerince Kurul'a sunulacak öneri yazılarında Kanun ile belirlenen alt limitten uzaklaşılarak idarî para cezası tesis edilmesinin talep edilmesi hallerinde bu talebin gerekçelerinin de açıkça belirtilmesi gerektiği yönünde düzenlemelere yer verildiği, bakılan davada, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davacının yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu Şirket'in 14.434.211,99 TL nominal değerli paylarına ilişkin 2013 takvim yılı içerisinde; 699.927 TL nominal değerli paylarına ilişkin 2016 takvim yılı içerisinde borsada ve borsa dışında gerçekleştirdiği işlemlerin Mülga Tebliğ'in 19 ile Tebliğ'in 11 inci maddelerine aykırı olarak kamuya duyurulmaması nedeniyle, ayrıca davacının, gerek sahip olduğu payları kardeşi ........ 'in hesabına transfer ettiği, gerekse ........'ın bu paylara ilişkin direktifleri doğrultusunda işlem gerçekleştirilmesini sağladığı ve bu işlemlere ilişkin açıklama yükümlülüklerinin yerine getirilmediği, ........ hesabından gerçekleştirilen işlemlerde dâhil olmak üzere toplam 45 adet işlemin kamuya açıklanması gerekirken, konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığı hususunun sabit olduğu, bu nedenle davacı hakkında, 6362 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesi uyarınca 2016 yılı için belirlenen azami idari para cezası tutarı olan 325.617 TL'nin 6362 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi uyarınca iki kat artırılması suretiyle hesaplanan 976.851,00 TL tutarında idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin, "(Ğ) bendinde belirtilen 20.000,00 TL tutarında idari para cezası uygulanmasına ve (H) bendinde belirtilen 60.000,00 TL tutarında idari para cezası uygulanmasına ilişkin kısmı yönünden iptaline; davanın; (I) bendinde belirtilen 976.851,00 TL tutarında idari para cezası uygulanmasına ilişkin kısmı yönünden ise reddine ilişkin olarak, Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 18/02/2019 tarih ve E:2018/711, K:2019/315 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılması istenilmektedir.
DAVACI TARAFIN SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALI İDARENİN SAVUNMASININ ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 18/02/2019 tarih ve E:2018/711, K:2019/315 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren bir neden bulunmadığından, tarafların istinaf başvurusunun REDDİNE, yargılama giderlerinin başvuruda bulunan taraflar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde ilgili tarafa iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay ilgili Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere, 06/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)