(6183 S. K. m. 55, 58, 102) (213 S. K. m. 10) (2004 S. K. m. 184, 193, 251, 253, 255)
BAŞVURUNUN KONUSU: Davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen 2019041766HMV0000001-2-3-5-6 sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davada; asıl borçlu şirketin Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/01/2003 tarih ve 2003/2 sayılı ilamı ile iflasına karar verildiği, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/09/2017 tarih ve E:2016/950 K:2017/923 sayılı ilamı uyarınca iflasın kapatılmasına karar verildiği, Defterdarlık Muhakemat Müdürlüğü tarafından davalı idareye yazılan 05/09/2016 tarih ve 107964 sayılı yazı ile amme alacaklarına ilişkin olarak İstanbul Anadolu 3. İcra İflas Müdürlüğü'nce aciz vesikası düzenlendiği, bu nedenle asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilememesi nedeniyle kanuni temsilci adına dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği, dava konusu ödeme emirleri içeriği alacakların vadelerinin 1999, 2000, 2009, 2010, 2011 yıllarına denk geldiği, asıl borçlu şirket hakkında aciz vesikası düzenlendiği ve amme alacağının tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından doğrudan şirketin kanuni temsilcisine ödeme emri düzenlendiği, dava konusu ödeme emirlerinin davacı kanuni temsilciye 04/05/2019 tarihinde tebliğ edilmesi karşısında amme alacağının vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmediği ve dava konusu ödeme emri içeriği alacakların zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar veren İstanbul 5. Vergi Mahkemesi'nin 04/10/2019 tarih ve E:2019/970, K:2019/1854sayılı kararına davalı idare tarafından istinaf başvurusunda bulunularak; kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Kararın hukuka uygun olduğu, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Altıncı Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen 2019041766HMV0000001-2-3-5-6 sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hükme bağlanmış olup, aynı Kanunun 58. maddesinde de, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilciler, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu kişilerin bu ödevlerini yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin vergi veya sorumlularının malvarlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin malvarlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 184. maddesinde, "iflas açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil edeceği ve alacakların ödenmesine tahsis olunacağı, iflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen malların masaya gireceği, müflis namına gelen mektupların iflas idaresi tarafından açılacağı ve sair mevrudelerin de masaya gönderilmesinin posta idaresine bildirileceği; 193. maddesinde, iflasın açılmasının borçlu aleyhine haciz yoluyla takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durduracağı, iflas kararının kesinleşmesiyle bu takiplerin düşeceği, iflasın tasfiyesi müddetince müflise karşı birinci fıkrasındaki takiplerden hiçbirinin yapılamayacağı"; 251. maddesinde, "idarenin paraları dağıtırken alacağının tamamını alamamış olan her alacaklıya ödenmemiş miktar için aciz vesikası vereceği, fakat müflis yeni mal iktisap etmedikçe hakkında yeniden takip talebinde bulunulamayacağı"; 253. maddesinde, "evvelce kaydedilmemesinden dolayı tasfiyeye girmemiş olan alacaklara aciz vesikası verilen alacaklar hakkındaki hükümlerin tatbik olunacağı"; 255. maddesinde, "iflas kapandıktan sonra tasfiyeden hariç kalmış bir mal bulunduğu haber alınırsa iflas dairesinin o mala vaziyed edip sattıktan sonra başka bir merasime hacet kalmaksızın bedelini eksik alan alacaklılara sıralarına göre dağıtılacağı" hükme bağlanmıştır.
Söz konusu düzenlemeler uyarınca, iflasın açılması ile birlikte amme alacaklarının da alacağın iflas masasına kaydı suretiyle ve İcra İflas Kanunu hükümlerine göre takibi zorunlu olup, anılan düzenlemeler gereği iflas masasını teşkil eden borçlunun haczi kabil bütün mallarının da iflas İdaresince tasfiyeye tabi tutulması gerekmektedir. Ancak, amme borçlusunun iflası ve iflasının kapanması üzerine tahsil edilemeyen ve aciz halinde bulunan amme borçlularından söz konusu alacakların takibi, amme alacağının kamu idarelerince tahsiline ilişkin olarak düzenlenmiş olan 6183 sayılı Kanunda yer alan amme alacağının güvence altına alınmasına ilişkin olarak düzenlenen hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmemektedir.
6183 sayılı Kanunun 102. maddesinde; "Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur." hükmü,
103. maddesinde de; "Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir:
1. Ödeme,
2. Haciz tatbiki,
3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat.
4. Ödeme emri tebliği,
5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,
6. Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbikı veya bunlar tarafından yapılması,
7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,
8. Amme alacağının teminata bağlanması,
9. kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,
10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi,
11. Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.
Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararıyla kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rasladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rasladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür." hükmü getirilmiştir.
İncelenen uyuşmazlıkta, asıl borçlu İflas Halinde F1 İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31.01.2003 tarih ve 2003/2 sayılı ilamı ile iflasına, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/09/2017 tarih ve E:2016/950 K:2017/923 sayılı ilamı uyarınca da iflasının kapatılmasına karar verildiği, Defterdarlık Muhakemat Müdürlüğü tarafından davalı idareye yazılan 05/09/2016 tarih ve 107964 sayılı yazı ile amme alacaklarına ilişkin olarak İstanbul Anadolu 3. İcra İflas Müdürlüğü'nce aciz vesikası düzenlendiği, bu nedenle asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilememesi nedeniyle kanuni temsilci adına dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği görülmüştür.
İstinafa konu kararda, dava konusu ödeme emirleri içeriği alacakların vadelerinin 1999, 2000, 2009, 2010, 2011 yıllarına denk geldiği, asıl borçlu şirket hakkında aciz vesikası düzenlendiği ve amme alacağının tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından doğrudan şirketin kanuni temsilcisine dava konusu ödeme emirlerinin düzenlenip 04/05/2019 tarihinde tebliğ edilmesi karşısında amme alacağının vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmediği ve tahsil zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, tahsil zamanaşımını kesici etkiye sahip olan şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ süreci değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verilmiş ise de; Dairemizin 18.06.2020 tarihli ara kararı uyarınca davalı idare tarafından gönderilen belgelerin incelenmesinden, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinden önce asıl borçlu şirket hakkında 04.01.2000 tarih ve 62 sayılı, 24.10.2000 tarih ve 19024 sayılı, 02.03.2001 tarih ve 253 sayılı, 28.06.2000 tarih ve 1275 sayılı, 06.06.2000 tarih ve 1138 sayılı, 05.04.2000 tarih ve 918 sayılı, 07.09.2000 tarih ve 1501 sayılı, 19.09.2000 tarih ve 1539, 1540 sayılı, 11.12.2000 tarih ve 1954 sayılı, 20.06.2000 tarih ve 1207 sayılı, 18.03.2003 tarih ve 167, 168 sayılı, 02.12.2009 tarih ve 1 sayılı, 19.10.2010 tarih ve 22, 23, 24, 32, 38, 39, 44 sayılı, 18.07.2011 tarih ve 1 sayılı, 08.02.2011 tarih ve 22 sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği, bu ödeme emirlerinden bir kısmının tebliğ belgelerinin ara kararına rağmen gönderilmediği, bir kısmının ise 2000, 2002, 2003, 2005 ve 2009 yıllarında tebliğ edildiği görülmüştür.
Bu durumda, davalı idare tarafından, asıl amme borçlusu hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin bir kısmının tebliğ belgelerinin gönderilmemesi, bir kısmının ise tebliğ belgeleri gönderilmesine rağmen tebliğ tarihlerini takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde kamu alacağına ilişkin takibin devam etmesini sağlayacak herhangi bir zamanaşımını kesen işlem tesis edildiğinin ortaya konulamaması karşısında 1999, 2000, 2009, 2010, 2011 vadeli borçlara ilişkin tahsil zamanaşımı süresi dolduktan sonra kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde bu yönüyle hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı idare istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 5. Vergi Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 04/10/2019 tarih ve E:2019/970, K:2019/1854 sayılı kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen gerekçe uyarınca davanın kabulüne, davacı tarafından yapıldığı anlaşılan ve aşağıda dökümü gösterilen 150,80-TL yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.890,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, istinaf aşamasında davalı idare tarafından yapılan 49,00-TL yargılama giderinin davalı idare üzerine bırakılmasına, tahsil edilen posta avansından artan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesinolarak17/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)