İSTEMİN ÖZETİ: Şanlıurfa 2.İdare Mahkemesi'nce verilen 26/12/2018 tarih ve E:2016/786, K:2018/1141 sayılı kararın dilekçede belirtilen nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı hakkında tesis edilen işlemde mevzuata aykırı bir hususun bulunmadığı, davacının dilekçesinde ileri sürülen hususların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
ŞANLIURFA VALİLİĞİ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi'nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, Şanlıurfa ili Suruç ilçe Emniyet Müdürlüğü Koruma Büro Amirliği'nde polis memuru olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, Nizip İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde görev yaptığı dönemde mesai arkadaşı tarafından davacıya verilen silahı geri iade etmemesi nedeni ile davacı hakkında emniyeti suistimal iddiası ile yürütülen disiplin soruşturması neticesinde, davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunca tesis edilen 04.05.2016 tarih ve 2016/245 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare mahkemesince; davacının, polis memuru olduğu ve disiplin soruşturmasında vermiş olduğu ifadesinde kar amacı gütmeden arkadaşlarına yardımcı olmak amacıyla silah satışlarında aracılık yaptığını kabul ettiği, polis memuru arkadaşından vekalet almak suretiyle daha önce de satışa aracılık ettiği, hatta silah alıp satmak amacıyla internet üzerinden kendine ait com uzantılı siteyi aktive ettiği, mesai arkadaşlarının davacı hakkında farklı tarihlerde Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduğu ve Nizip 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/356 Esas sayılı dosyası ile de sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırıldığı, suç tarihinin Şubat 2014/28.05.2014 tarihleri arasında olduğu ve dava konusu işlemin de iki yıllık ceza verme zamanaşımı süresi içerisinde yer alan 05/04/2016 tarihinde tesis edildiği ve davacının birlikte çalıştığı mesai arkadaşına hayatın olağan akışına uygun olarak güvenmek suretiyle herhangi bir belge tanzim etmeksizin teslim ettiği birlikte değerlendirildiğinde, davacının emniyeti suistimal suçunu işlediği gerekçesi ile "meslekten çıkarma" cezası ile tecziye edilmesine ilişkin dava konusu kararda hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; disiplin soruşturmasına konu edilen vakaların tamamen hayal ürünü olduğu, kendisine kumpas kurulduğu, meslek içi çekişmelerden kaynaklı sürtüşmelerden kaynaklı çekememezlik ve kıskançlıktan ötürü hakkında iftira atıldığının tespiti gerektiği, masumiyet ilkesi uyarınca hakkında bir mahkumiyet kararı verilmemesine rağmen peşinen cezalandırılma yoluna gidildiği, olay tarihinden itibaren 2 yıllık zaman aşımı süresi geçtikten sonra ceza verildiği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek idare mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
Dava konusu işleme esas eylem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde; "Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme, veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira," fiilleri meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmış, aynı Tüzüğü'nün 9. maddesinde; "Memurluktan çıkarma cezası için Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir.
İlerleyen süreçte, Anayasa Mahkemesi'nin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Söz konusu KHK daha sonra TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek, 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 7068 sayılı "Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun" ile kanunlaşmıştır.
7068 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinde, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur. 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 23/1/2017 tarihinde devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak; a) Bu Kanunun usule, yetkili disiplin amiri ve yetkili disiplin kurullarına ilişkin hükümleri derhal uygulanır. b) Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce personelin tabi olduğu disiplin mevzuatının ceza hükümleri ile bu Kanunun ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanır.(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur.(4) Sahil güvenlik ve jandarma teşkilatlarında görev yapan Milli Savunma Bakanlığı personelinin disiplin işlemleri, görevleri süresince bu Kanun hükümlerine göre yürütülür." kuralına yer verilmiş, aynı Kanunun "Devlet memurluğundan çıkarma" başlıklı 9. maddesinde ise; Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/1-E-(g) maddesinde ise; "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili Devlet memurluğundan çıkarma cezası gerektiren eylem ve davranışlar arasında sayılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Şanlıurfa ili Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğü Koruma Büro Amirliği'nde polis memuru olarak görev yapmakta olan davacının, Nizip ilçe Emniyet Müdürlüğü'nde görev yaptığı dönemde mesai arkadaşı olan M. M.'ın üzerine kayıtlı bulunan silahı satmak amacıyla teslim aldığı ancak sonrasında ne silahı ne de silahın parasını iade etmediği bu nedenle silahın sahibi M. M.'in gerek bizzat kendisi gerekse de diğer mesai arkadaşları ile beraber davacıdan ya silahını ya silahın parasını istemesine rağmen davacının iade etmemesi nedeni ile M. M. tarafından davacı hakkında Nizip Cumhuriyet Başsavcılığı'na müracaat ederek şikayetçi olması üzerine Nizip 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2014/269 sayılı iddianamesi ile "Güveni Kötüye Kullanma" suçundan işlem yapılması üzerine davacı hakkında disiplin soruşturması yapıldığı, yapılan soruşturma neticesinde de, davacının üzerine atılı "emniyeti suistimal" fiilini işlediği sabit olduğu gerekçesi ile Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6 maddesi gereğince ''meslekten çıkarma" cezası ile tecziye edilmesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'nun 04.05.2016 tarih ve 2016/245 sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda; Nizip 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16/06/2015 tarih ve E:2014/356, K:2015/668 sayılı kararı ile davacının üzerine atılı olan güveni kötüye kullanma suçunu işlediği sabit görülerek verilen mahkumiyet hükmünün Yargıtay 15.Ceza Dairesi'nin 27/02/2020 tarih ve E:2019/10492, K:2020/2963 sayılı kararı ile "Sanık hakkında “güveni kötüye kullanma” suçundan dava açıldığı ve gerekçeli kararda "güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin sabit olduğu" belirtildiği halde, "görevi kötüye kullanma" suçunun düzenlendiği TCK'nın 257/1. maddesi uyarınca ceza tayin edilerek hükümde karışıklık yaratılması suretiyle CMK.nun 232/6 maddesine muhalefet edilmesi, ...Sanığa yüklenen “güveni kötüye kullanma suçu” hakkında, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu," gerekçeleri ile bozulduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlıkta; bir örneği dava dosyasında bulunan 21/01/2016 tarih ve 2012014/151 sayılı disiplin soruşturma raporunda özetle; "Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görevli 236746 sicil sayılı polis memuru H. G.in polis memuru M. M. isimli personelin üzerine kayıtlı bulunan silahı satmak için aldığı ancak silahı satmadığı, iade etmeyip emniyeti suistimal ettiği gerekçesi ile hakkında disiplin soruşturmasına başlanıldığı ve yapılan disiplin soruşturmasında ifadesi alınan müşteki polis memuru M. M. beyanında özetle; "H. G.'e kendisine ait olan Sarsılmaz marka silahını yanlarında kimsenin bulunmadığı bir zamanda teslim ettiğini ancak silah ruhsatını müdürlük bahçesinde teslim ederken mesai arkadaşları olan ve yine H. tarafından mağdur edilen polis memuru H. A.'in de bulunduğu, daha sonra mesai arkadaşı S. K.ile birlikte H. G.'in evine silahı almak amacıyla gittiklerini yanında bulunan eşi ve çocukları ile birlikte hastaneye gittikleri gerekçesi ile evde olduğunu söylediği silahını vermediğini, daha sonra H.'in silahı sattığını söylemesi üzerine söylediği kişiye vekalet verdiğini H.'in polis memurları H. A., S. K.ve R. B.'yi aynı şekilde mağdur ettiğini" beyan ettiği, tanık polis memuru H. A. beyanında özetle; "H. G.'in kendisine ait silahı başka birisine göstermek amacıyla istemesi üzerine verdiğini ancak uzun süre geri vermemesi nedeni ile aralarında problem olduğunu silahını sorduğunda ya kasada olduğunu ya babasının Malatya'da bulunan evinde olduğunu, ya kayıp olduğunu söylediğini, polis memuru M. M.'ın silahını aldığını ve geri vermediğini bildiği için haberleşerek H. G.'in evine gittiklerini silahı sorduklarını M.'in silah ruhsatını çıkarak verdiğini ancak silahların birtakım ruhsatlarla birlikte kaybolduğunu söylediğini ve silahları vermediğini" beyan ettiği, tanık polis memuru S. K. beyanında özetle; "H. G.'in evine M.'in silahı almak amacıyla gittiklerini H.'in, yanında bulunan eşi ve çocukları ile birlikte hastaneye gittikleri ve silahın evde olduğunu gelince vereceğini söylemesi üzerine M.'in iki dakika sürmez çıkıver getir diye ısrar etmesine rağmen eve giderek silahı getirmediğini, bir hafta sonra tekrar H.'in evine M. ile birlikte gittikleri, H.'in, evin altında bulunan ofisini babasının yaşadığı yer olan Malatya'ya taşıdığını ve silahların da kolilerin içerisinde Malatya'ya gittiğini söylemesi üzerine M.'in Malatya'ya gidip silahı alalım demesi üzerine H.'in babasının Almanya'ya gittiğini ve silahın babasının kasasında olduğunu ve kasanın anahtarının da babasında gittiğini söylediğini bunun üzerine M.'le birlikte Nizip Cumhuriyet Başsavcılığına gittiklerini ve M.'in H.'ten davacı olduğunu" beyan ettiği, tanık polis memuru R. B. beyanında özetle; "Kendisine ait olan silahı başkasına göstermek amacıyla H.'in aldığını, defalarca istemesine rağmen silahını geri vermemesi nedeni ile Nizip Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/2911 soruşturma nolu dosyası ile şikayette bulunduğunu ancak takipsizlik kararı verildiğini, M. ile H. arasındaki konuyu da M. ile yaptıkları telefon görüşmesi nedeni ile bildiğini" beyan ettiği, bilgisi alınan H. G.'in babası A. G.'in beyanında özetle; "Kendisinin yurtdışına hiç gitmediğini, evinde kasasının olmadığını, oğlu H.'in ruhsatlı veya ruhsatsız silah bırakmadığını," beyan ettiği, hakkında disiplin soruşturması yapılan H. G.'in alınan ifadesinde özetle; "Polis memurları M. M., R. B. ve H. A. ile görevle ilgili nöbet hususunda tartışmalarının olduğunu, tartışma sonunda kendisine "sana gününü farklı bir şekilde göstereceğiz" şeklinde beyanda bulunduklarını, R. B. ve H. A.'in yaptıkları şikayetlere takipsizlik kararı verildiğini, bu şahıslara MKE'nin yapmış olduğu kampanya ile almış oldukları silahları satmak konusunda yardımcı olduğunu, sadece R. B.'nin vekaletini aldığını, diğerlerine ise sadece aracı olduğunu, bu aracılık işlemlerinden kar amacı gütmediğini, M. M.'ın ne silahını ne de silah ruhsatını almadığını, evinin önünde kesinlikle görüşmediklerini, www.ikincielsilahal.com isimli internet sitesinin kendisine ait olduğunu, hobi amaçlı kurduğunu, kar veya ticaret amacı gütmediğini, babasının Malatya ili Doğanşehir Sögüt Köyü'nde ikamet ittiğini, il dışına dahi çıkmadığını, suçlamaları kabul etmediğini," beyan ettiği görülmüştür.
Bu durumda, her ne kadar yapılan ceza yargılaması sonunda davacıya isnat edilen emniyeti suiistimal fiili uzlaşmaya tabi olduğu gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulmuş ise de; davacının bu eylemlerin (tipiklik bakımından isnad edilen suçları oluşturup oluşturmadığı hususuna ilişkin ceza yargılamasından bağımsız olarak) disiplin hukuku ilkelerine göre değerlendirilmesi sonucunda emniyeti suistimal fiilini oluşturduğu, davacının emniyeti suistimal fiilinin de 657 sayılı Yasa'nın 125/E-(g) maddesi kapsamında "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasını gerektirdiği sonucuna ulaşıldığından, bu fiili gerek disiplin soruşturması kapsamında, gerekse de ceza yargılaması esnasında alınan ifadelerden sübuta erdiği anlaşılan davacının eylemine uyan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 7068 sayılı Kanunun yollamada bulunduğu 657 sayılı Yasa'nın 125/1-E-(g) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarılması gerekmekte iken, fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan ve hakkında disiplin soruşturması yürütülen davacı yönünden lehe hüküm ve sonuç doğuracağı anlaşılan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi gereğince "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık, davanın reddine yönelik idare mahkemesi kararında ise sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Şanlıurfa 2.İdare Mahkemesi'nce verilen 26/12/2018 tarih ve E:2016/786, K:2018/1141 sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıdaki belirtilen gerekçeyle reddine, istinaf aşamasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 205,30-TL yargılama giderinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın talep edilmemesi halinde yatıran tarafa karar kesinleştikten sonra re'sen iadesine, kararın tebliğini izleyen tarihten itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 18/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)