(2577 S. K. m. 13)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacılar tarafından, Mardin İli, Nusaybin İlçesinde meydana gelen terör olayları nedeniyle yakınları olan E. G.'ün 20/12/2015 tarihinde hayatını kaybetmesi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığı olarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalınarak şimdilik eşi .... için 1.000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi, çocukları .... için 1.000,00-Tl maddi, 100.000,00-TL manevi, ..... için, 1.000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi, H. G. için, 1.000,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi, .... için, 1.000,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi, M. G. için 1.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; "... davacı tarafından tazminat ödenmesi istemiyle 2577 Sayılı Kanun'un 13.maddesi kapsamında davalı idareye yapılan bir idari başvurunun bulunmadığı, zira genel hükümler kapsamında 2577 Sayılı Kanun'un 13. madde düzenlemesi ile 5233 Sayılı Kanunla belirlenen usul hükümlerinin farklı olduğu, uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle yukarıda anılan Yasa hükmü uyarınca davalı idareye başvuruda bulunularak ön karar alınması gerekirken, 5233 Sayılı Kanun hükümleri kapsamında uğranılan zararların tazmini istemiyle yapılan başvuruya dayanılarak doğrudan işbu davanın açıldığı görülmektedir. Bu durumda, görülmekte olan davada idari merci tecavüzü bulunduğundan, dava dilekçesi ve eklerinin İçişleri Bakanlığı'na tevdii edilmesi gerekmektedir....'' gerekçesiyle davanın İçişleri Bakanlığı'na tevdii yolunda Mardin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 10/10/2019 gün ve E:2019/1908, K:2019/1661 Sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu, uygulamada içişleri Bakanlığı'na yapılan benzer başvurularının incelenmeksizin Valiliğe gönderildiği, uyuşmazlığın valilikçe sonuçlandırılacak olmasının davacı tarafı beklentiye soktuğu, bu nedenle başvurusunun İçişleri Bakanlığının yapılmadığı ileri sürülerek, istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde, bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği, aynı yasanın 15. maddesinin (1/e) bendinde ise, dilekçeler üzerine yapılan ilk incelemede, idari merciye başvurulmadığının anlaşılması üzerine dilekçelerin idare merciine gönderilmesi hükme bağlanmıştır.
Yukarıda belirtilen düzenlemeler birlikte incelendiğinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari yargıda dava açmadan önce ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini talep etmeleri gerekmektedir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde idari yargıda dava açılması imkanı tanınmıştır. Bir başka ifadeyle idari yargıda dava açabilmek için ilgili idareye başvurup ön karar alma şartı getirilmiştir.
Buna göre, idari eylemlerden doğan tam yargı davalarında, idareye başvurarak ön karar alınması zorunlu olmakta, ancak böyle bir ön karar alındıktan sonra tam yargı davası açılabilmektedir.
Olayda; davacılar tarafından, Mardin İli, Nusaybin İlçesinde meydana gelen terör olayları nedeniyle yakınları olan E. G.'ün 20/12/2015 tarihinde hayatını kaybetmesi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığı olarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalınarak şimdilik eşi B. G. için 1.000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi tazminat, çocukları B. G. için 1.000,00-Tl maddi, 100.000,00-TL manevi tazminat, A. G. için, 1.000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi, H. G. için, 1.000,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi, V. G. için, 1.000,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi, M. G. için 1.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, davacılar tarafından 25/01/2016 tarihli başvuru dilekçesi ile "5233 Sayılı Kanun uyarınca Mardin İli, Nusaybin İlçesi'nde meydana gelen terör olayları neticesinde yakınları E. G.'ün ölümü sebebiyle uğranıldığı iddia edilen zararların karşılığı olarak maddi ve manevi tazminat ödenmesi isteminin yanında, aynı yakınlar için 2577 Sayılı yasanın 13. maddesi anlamında destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat" istemiyle Mardin Valiliği'ne başvuruda bulunulduğu, başvurunun reddi üzerine ise, meydana gelen olayda davalı idarenin kusurlu/kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ileri sürülerek uğranılan zararların 2577 Sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında tazminin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar tarafından Mardin Valiliği'ne yapılan 25/01/2016 tarihli başvurunun, destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talebini de içerdiğinden, Anayasanın 123. maddesinde, idarenin kuruluş ve işleyişiyle bir bütün olduğu şeklinde tanımlanan idarenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesine göre İçişleri Bakanlığı'na yapıldığının kabulü gerekmektedir.
Nitekim, 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu uyarınca, vali; ilde Devletin ve Hükümetin temsilcisi, ayrı ayrı her Bakanın temsilcisi ve idari ve siyasi yürütme vasıtası, ilin genel idaresinden her bakana karşı ayrı ayrı sorumlu kişi olarak tanımlanmıştır.
Kaldı ki; benzer uyuşmazlıklarda bu kapsamda yapılan maddi ve manevi zararın ödenmesine yönelik başvuruların, İçişleri Bakanlığı'nca, zarar tespit komisyonları tarafından karara bağlanmak üzere valiliklere gönderildiği gözetildiğinde, Mardin Valiliği tarafından davacıya verilen yanıtın, merciine tevdi kararıyla ulaşılmak istenilen amaca bu suretle ulaşılmasını sağladığı açık olduğundan, bu aşamadan sonra dilekçenin İçişleri Bakanlığı'na tevdiinde de herhangi bir taraf yararı veya usul kurallarına uygunluk bulunmamaktadır.
Bu durumda; Mahkemece davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken; dava dilekçesinin İçişleri Bakanlığı'na tevdii yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüyle Mardin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 10/10/2019 gün ve E:2019/1908, K:2019/1661 Sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 Sayılı Kanun'un 45/5. maddesi uyarınca uyuşmazlık hakkında mahkeme heyetince yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 27/02/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)