İSTEMİN ÖZETİ: Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 08.01.2019 tarih ve E:2018/641, K:2019/15 sayılı kararın dilekçede belirtilen nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi'nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Diyarbakır Valiliği Lice Jandarma Komutanlığı'nda …… olarak görev yapan davacı tarafından, "mevzuatta belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmeden sözlü, yazılı veya elektronik olarak müracaat veya şikayette bulunmak" ve "mevzuata ve mesleki teamüllere aykırı hitaplarda bulunmak" fiillerini işlediğinden bahisle 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8/2-b ve h maddeleri gereği kınama cezası ile tecziyesine ilişkin 02/02/2018 tarihli ve 2018/2 sayılı karara yapmış olduğu itirazın reddine yönelik Diyarbakır Valiliği Lice Jandarma Komutanlığı'nın 19/02/2018 tarihli ve 89642950-1500-644732/Dis.Sb. sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; "... memurlarının bilgi edinme başvurularında hiyerarşik silsileye uyulması gibi bir zorunluluk bulunmadığından; davacının BİMER'e yaptığı dava konusu cezaya konu başvurunun usulsüz olduğundan yani davacının başvurusunun 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8/2-b ve 8/2-h maddesi kapsamında (Mevzuatta belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmeden sözlü, yazılı veya elektronik olarak müracaat veya şikâyette bulunmak veya "Mevzuata veya mesleki teamüllere aykırı hitaplarda bulunmak") olduğundan söz etmeye olanak bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare vekilleri tarafından; davacı tarafından BİMER'e yapılan başvurunun davalı idarenin personel ataması ile ilgili olduğu, bu nedenle konunun iç ilişki içerisine giren hiyerarşik yapı ile ilgili olduğu, davacı tarafından durumla ilgili olarak ilk amirine dahi başvurulmadığı, bu nedenle tesis edilen dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek idare mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunu'nun ''Disiplin amirlerinin soruşturmaya ilişkin yetkileri'' başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasında, maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapacağı kuralına yer verilmiştir.
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. Disiplin cezalarının sağlıklı ve objektif olması cezayı veren disiplin amirlerinin olayı objektif değerlendirebilmeleriyle mümkündür.
Disiplin cezası verilebilmesi için kusurlu halin tespitinden sonra belli yasal süreler içerisinde ilgili memur hakkında tarafsız bir soruşturmacı görevlendirerek disiplin soruşturması açılması, söz konusu soruşturmada memurun lehe ve aleyhine olan tüm delillerin toplanarak ekleriyle birlikte bir soruşturma raporunun oluşturulması ve böylelikle memurun hangi fiili, nerede, ne zaman, nasıl, ne şekilde işlediğinin somut, hukuken kabul edilebilir delillerle şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya konularak yetkili disiplin amiri veya disiplin kurulu tarafından bir disiplin cezası verilmesi gerekmektedir.
Dosyasının incelenmesinden; Diyarbakır Valiliği Lice Jandarma Komutanlığı'nda …… olarak görev yapan davacının, yapılan atamalarda şaibe bulunduğu iddiası ile BİMER'e şikayette bulunduğu, bunun üzerine davacının mevzuatta belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmeden sözlü, yazılı veya elektronik olarak müracaat veya şikayette bulunmak" ve "mevzuata ve mesleki teamüllere aykırı hitaplarda bulunmak" fiillerini işlediğinden bahisle kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacı tarafından yapılan itirazın reddedilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta, dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, davacı hakkında ceza verilmesine neden olan yapılan atamalarda şaibe bulunduğu iddiası ile BİMER'e şikayette bulunulması eyleminin 20/01/2018 tarihli bir tutanak ile öğrenilmiş olduğunun tespit edildiği, komutanı tarafından disiplin amiri sıfatıyla davacının yalnızca savunması alınarak ceza verildiği, bağımsız ve tarafsız bir soruşturmacı tayin edilmeden yalnızca davacının savunması alınarak, objektiflik ve tarafsızlık ilkesine aykırı işlem tesis edildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık, Mahkeme kararında ise sonucu yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 15/10/2020 gün ve E:2018/641, K:2019/15 sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıdaki belirtilen gerekçeyle reddine, istinaf aşamasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 69,50-TL yargılama giderinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın talep edilmemesi halinde yatıran tarafa re'sen iadesine, 15/10/2020 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY
Dava, Diyarbakır Valiliği Lice Jandarma Komutanlığı'nda ….. olarak görev yapan davacı tarafından, "mevzuatta belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmeden sözlü, yazılı veya elektronik olarak müracaat veya şikayette bulunmak" ve "mevzuata ve mesleki teamüllere aykırı hitaplarda bulunmak" fiillerini işlediğinden bahisle 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8/2-b ve h maddeleri gereği hakkında tesis edilen kınama cezası ile tecziyesine ilişkin 02/02/2018 tarihli ve 2018/2 sayılı karara yapmış olduğu itirazın reddine yönelik Diyarbakır Valiliği Lice Jandarma Komutanlığı'nın 19/02/2018 tarihli ve 89642950-1500-644732/Dis.Sb. sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 14. maddesinin 1. Fıkrasında; "Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Disiplin cezası verilecek fiiller" başlıklı 8. maddesinin; 2-b bendinde "Mevzuatta belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmeden sözlü, yazılı veya elektronik olarak müracaat veya şikâyette bulunmak" ve 2-h bendinde "Mevzuata veya mesleki teamüllere aykırı hitaplarda bulunmak" kınama cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır. Anılan hükümler, dava konusu işlem ve işleme konu eylem tarihinde yürürlükte olan 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de de yer almaktadır.
Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Personel Yönetmeliğinin "Müracaat, şikâyet ve dava açma" kenar başlıklı 32. maddesinde, "(1) Personel, kurumlarıyla ilgili resmî ve şahsi işlerinden dolayı müracaat; amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikâyet ve dava açma hakkına sahiptir. (2) Müracaat ve şikâyetler söz veya yazı ile en yakın amirden başlayarak silsile yolu ile şikâyet edilen amirler atlanarak yapılır..." kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda anılan mevzuat hükümlerinin bir arada değerlendirilmesinden, kamu personeli olarak görev yapan kişilerin kendi kurumlarıyla ilgili müracaat ve şikayetlerini öncelikle kendi özel mevzuatında öngörülen usule uyarak yapmaları gerekmektedir.
Dosyasının incelenmesinden; Diyarbakır Valiliği Lice Jandarma Komutanlığı'nda …….. olarak görev yapan davacının, yapılan atamalarda şaibe bulunduğu iddiası ile BİMER'e şikayette bulunduğu, bunun üzerine davacının "mevzuatta belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmeden sözlü, yazılı veya elektronik olarak müracaat veya şikayette bulunmak" ve "mevzuata ve mesleki teamüllere aykırı hitaplarda bulunmak" fiillerini işlediğinden bahisle kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacı tarafından yapılan itirazın reddedilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, somut olayda uygulanması gereken usul hükmü olan ve yukarıda yer verilen 7068 Kanun'un 14. maddesinin 1. fıkrasına göre, ilgili disiplin amiri tarafından, her bir somut olaya özgü değerlendirme ile olayın araştırılmasına kanaat getirilirse bizzat ya da atayacağı kişilerce soruşturma yapılabileceği belirtilmiştir. Anılan hükme göre, 7068 sayılı Kanun kapsamındaki eylemler nedeniyle disiplin cezası işlemi tesis edilirken her halde mutlak olarak soruşturma açılması gerekmediği, bu yönde disiplin amirine bir takdir hakkı tanındığı açıktır. Bu durumda, disiplin amirince her somut olay bazında yapılacak değerlendirmede olayın soruşturma yapılmasını gerektirmeyecek kadar açık olduğu kanaatine varılması hallerinde soruşturma açılmaksızın, Kanun'da belirtilen diğer zorunlu usule ilişkin hükümlerin de ikmal edilmesiyle, disiplin cezası işleminin tesis edilebileceğinin kabul edilmesi gerekmektedir. Davaya konu somut olayda ise, dosyada yer alan 23/01/2018 tebliğ tarihli savunma istem yazısında davacıya atfedilen eylemin "22.05.2017 tarihinde BİMER'e yaptığı başvuru" olduğu, söz konusu eylemin BİMER tarafından kayda alınıp ilgili birimlere gönderildiğinin anlaşılmış olması nedenleriyle ve mahiyeti de gereği anılan eylem iddiasının soruşturma yapılmasını gerektirmeyecek kadar açık olduğu, diğer bir anlatımla, yapılan başvurunun tespiti için soruşturma açılması halinde mevcut durumdan farklı olarak davacının lehine ya da aleyhine olabilecek başkaca bilgi ve belgelerin toplanılabilecek olduğundan bahsedilemeyeceği, kaldı ki yapılacak savunmaya göre somut olayın sanıldığı gibi yeterince açık olmadığı anlaşılırsa bu aşamadan sonra da atfedilen fiil hakkında soruşturma yapılabileceği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde bu yönden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davacının yapılan atamalarda şaibe bulunduğu iddiasını içerir başvurusunu Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Personel Yönetmeliğinin 32. maddesi uyarınca en yakın amirine yapması gerekirken, Başbakanlık İletişim Merkezine başvurduğu anlaşılmakta olup, üzerine atılı usulüne uygun olarak müracaatla bulunmamak fiili sübut bulan davacının, eylemine uyan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/2-b maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde bu yönden hukuka aykırılık bulunmasa da, aynı işlemle davacının 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/2-h maddesi gereğince de cezalandırıldığı, söz konusu başvuru metni içeriğinde "mevzuata veya mesleki teamüllere aykırı hitaplarda bulunmak" fiilini sabit kılacak herhangi bir ifade bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık, Mahkeme kararında ise sonucu yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinafa konu idare mahkemesi kararı hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden de bulunmadığından, istinaf başvurusunun yukarıdaki gerekçe ile birlikte reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)