(213 S. K. m. 10) (6183 S. K. m. 54, 55, 58, 62, 102, 103)
BAŞVURUNUN KONUSU: Davacının Bayburt İli, .... Mah. 683 parsel ve 201 parselde bulunan 2 adet taşınmazı üzerine uygulanan e-haciz işleminin iptali istemiyle açılan davada; davacının kanuni temsilcisi olduğu İflas Halinde ....Teks. San. ve Tic. A.Ş. hakkında kesinleşmiş bulunan muhtelif dönemlere ait vergi borçlarına ilişkin olarak mal varlığı araştırması sonucu amme alacağının şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı, tüzel kişilikten tahsil edilemeyen amme alacağının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla davacı adına 6183 Sayılı Kanun uyarınca 04.10.2018 tarih ve 10 ila 19 Sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği ve şirketin bilinen adresinde bulunamaması nedeniyle ödeme emirlerinin tebliğinin Vergi Usul Kanunu'nun 485 numaralı tebliğe göre yapıldığı ve amme alacağının ihtilafsız kesinleştiğinden ve ödenmediğinden bahisle tahsili amacıyla, davacının Bayburt İli, .... Mah., 683 Parsel ve 201 parselde bulunan 2 adet taşınmazı üzerine dava konusu haciz işleminin uygulandığı, haciz tatbikinden önce davacıya usulüne uygun ödeme emri tebliğ edilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulması amacıyla Mahkemelerince 22/05/2019 tarihli "YD Savunma ve Ara Kararından Sonra" kararı ile 08/07/2019 tarihli "YD Ara Kararından Sonra" kararı alındığı, davalı idare tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin tetkikinden ise; davacı adına düzenlenen 04.10.2018 tarih ve 10 ila 19 Sayılı ödeme emirlerinin, davacının "...Beldesi .... Mah. İstanbul Cad. 19A/A" olan bilinen adresine iki kez tebliğe çıkarıldığı, ilk tebliğ evrakında "Muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrıldığı komşu ... tarafından beyan edilmiş, imzadan imtina edilmiştir. Muhatabın yeni adresi belirlenememiş olup, tebligat Misinli Mahalle Muhtarı onayı ile iade edilmiştir." şerhinin yer aldığı, aynı adrese ikinci kez çıkarılan tebliğ evrakına da aynı şerh düşülmüş olup, tebliğ yapılamaması nedeniyle tebligat pusulası düzenlendiği ancak tebligat pusulasının, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini ihtiva etmediği, tebliğ alındı belgesine de bu durumun şerh düşülmediği, bu haliyle Kanunun tebligata ilişkin olarak gerekli koşulların sağlanmadığı, dava konusu haciz işleminin dayanağı ödeme emirleri için yapılan tebligatın bu yönüyle usulüne uygun olmadığı, bu durumda haciz tatbikinden önce ödeme emri tebliğ edilmesi gerekirken davacıya usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmeden uygulanan dava konusu haciz işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar veren İstanbul 8. Vergi Mahkemesi'nin 17/10/2019 tarih ve E:2019/916, K:2019/2052 Sayılı kararına davalı idare tarafından istinaf başvurusunda bulunularak; kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
Karar veren İstanbul Altıncı Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacının Bayburt İli, .... Mah. 683 parsel ve 201 parselde bulunan 2 adet taşınmazı üzerine uygulanan e-haciz işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilciler, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu kişilerin bu ödevlerini yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin vergi veya sorumlularının malvarlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin malvarlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.
6183 Sayılı Amme Alacakları Tahsili Usulü Hakkındaki Yasa'nın 54. maddesinde; ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının cebren tahsil olunacağı, “haczin”de cebren tahsil yolu olduğu belirtildikten sonra 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, "Ödeme Emrine İtiraz" başlıklı 58. maddesinde de; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi mahkemesi nezdinde itirazda bulunabilecekleri, 62. maddesinde ise; borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul mallar ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarın tahsil dairesince haciz olunacağı kurala bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 102. maddesinde; amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı bildirildikten sonra, 103. maddesinde de; ödeme, haciz i cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, ödeme emri tebliği, mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, bu muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, ihtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, amme alacağının teminata bağlanması, kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, iki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi, amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması, tahsil zamanaşımını kesen haller olarak sayılmış, kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden yıl başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, asıl borçlu olan İflas Halinde .... Teks. San. ve Tic. A.Ş.'nden tahsil edilemeyen 1999 ila 2009 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi, ceza ve gecikme faizlerinin kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili için adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ edildiği, akabinde davacı adına haciz varakaları da düzenlenerek taşınmazları üzerine haciz işlemi tesis edildiği ve iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, dava konusu haczin dayanağı ödeme emirleri davacıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş ise de, söz konusu ödeme emirleri içeriği borçların vade tarihlerinin 1999 ila 2012 yılları olduğu, bu borçlara ilişkin olarak şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ belgelerinin büyük kısmının ibraz edilmediği, ibraz edilenlerin tebliğ tarihlerinin 2000 ve 2005 yıllarına ait olduğu, öte yandan şirketin 25.3.2003 tarihinde iflasının açıldığı, 22.4.2014 tarihinde Mahkeme kararı ile kapatıldığı, 19.3.2003 tarihinde 4811 Sayılı yapılandırma Yasasından faydalandığı, tahsil zamanaşımını kesen başkaca bilgi-belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, buna göre en geç 2005 yılında şirkete tebliğ edilen ödeme emirlerinin, 2006 yılından itibaren işlemeye başlayan tahsil zamanaşımı süresinin 31.12.2011 yılında sona erdiği, bunların dışında en son 2012 yılı vadeli borçlara ilişkin olarak davalı idarece davacıya ödeme emri tebliğine kadar zamanaşımını kesen herhangi bir bilgi-belgenin sunulmaması karşısında, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin 2018 yılında tebliğ edildiği dikkate alındığında, borcun tahsil zamanaşımına uğradığı anlaşılmış olup, zamanaşımına uğrayan borç nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla davacının taşınmazları üzerine uygulanan haciz işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davalı idare istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 8. Vergi Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 17/10/2019 tarih ve E:2019/916, K:2019/2052 Sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, dava konusu haciz işleminin iptaline, davacı tarafından yapıldığı anlaşılan ve aşağıda dökümü gösterilen 212,00-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, istinaf aşamasına ait 95,00-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, tahsil edilen posta avansından artan kısmın ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 02.07.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)