İSTEMİN KONUSU: Ankara 20. İdare Mahkemesince verilen 29/03/2019 gün ve E:2018/4548, K:2019/1564 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 29/03/2018 tarih ve 2018/9219 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 20. İdare Mahkemesince; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt içi haberleşme programı olan ByLock iletişim sistemini kullandığının tespit edildiği, örgüte iltisaklı Bank … isimli banka hesabındaki mevduatında 2014 yılından itibaren artış meydana getirdiği, örgüte müzahir sendikada üyelik kaydının olduğu, bu verilerin yanı sıra, örgüte müzahir yayın organına muhtelif ödemelerde bulunduğu, örgüte müzahir okulda veli kaydının olduğu, davacının bu eylemlerinin FETÖ/PDY ile normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir ilişki içerisine girdiğini ortaya koyduğu, bu durumun davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğu şeklinde değerlendirilmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, yerel mahkeme kararında, hiçbir şekilde somutlaştırma, hukuki tahlil ve tasnif yer almadığı, mahkeme kararında şablonlaşmış ifadelere yer verildiği, bu yönüyle anılan kararın, adil yargılanma hakkının ihlali kapsamında verildiği, dava dilekçesinde Anayasaya aykırılık itirazı somut beyan ve delillerle dile getirilmiş olmasına rağmen, yerel mahkemenin kararında bu husustan hiç bahsedilmediği, mahkemelerin, önlerine gelen uyuşmazlıktaki tüm talepler hakkında gerekçeli bir şekilde, olumlu ya da olumsuz bir karar vermekle yükümlü oldukları, düzenleyici bir işlemle işine son verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu, KHK ile tesis edilen işlemin Anayasanın 15. maddesine aykırı olduğu, süresinde onanmayan KHK ile ihdas edilen meslekten çıkarma kararının hukuka aykırı olduğu, meslekten çıkarılmasının memur disiplin mevzuatına göre de hukuka aykırı olduğu, dava konusu işlemle, mahkemeye erişim hakkı, bağımsız mahkeme ilkesi, masumiyet karinesi, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, özel hayat saygı hakkı, ayrımcılık yasağı, eğitim hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği, kararın savunma hakkı kullandırılmadan verildiği için hukuka aykırı olduğu, yine kararın ihraç işlemi sonrasındaki hususları dayanak olarak aldığı için de hukuka aykırı olduğu, Bylock verilerinin hukuka aykırı olarak elde edildiği, Bylock programını kullanmadığı, Bylock evraklarında atılı suçlamayı ispatlamaya yetecek veri olmadığı, örgüt liderinin çağrısı ile Bank ….ya para yatırdığının iddia edildiği, varsayım ve ihtimal ile peşin hükümlü davranılarak ilgili bankaya para yatıran herkesin talimatla para yatırdığının kabulünün hakkaniyete aykırı olup bu sebeple terör örgütü üyeliğinden bahsedilemeyeceği, yatırdığı paranın yüksek bir meblağ olmadığı, sosyal ve mali gücünü aşan bir miktar olmadığı, açıklaması olmayan bir tutar olmadığı, mali kaynağının belli olduğu, hesapta amaçsız olarak, sadece bankanın aktifinin yükseltmek için tutulan bir para olmadığı, kendi hesabına para yatırdığı, sendika üyesi olduğu, bu sendikanın daha sonra FETÖ/PDY'ye aidiyeti, irtibatı veya iltisakının belirlendiği gerekçesiyle kapatıldığı, bu nedenle de örgütle irtibatının olduğunun iddia edildiği, devletin, örgütlenme özgürlüğü kapsamında kurulmasına ve çalışmasına izin verdiği bir sendikaya üye olduğu gerekçesiyle vatandaşını cezalandırdığı ve onu meslekten çıkardığı, ferdi ve anayasal bir hakkını kullandığı, o dönem resmi olarak faaliyet gösteren ve bahsi geçen kurumların örgütle iltisaklı olduğunu bilmemekle beraber sadece çocuğunun iyi eğitim alabileceğini düşünerek hareket ettiği, ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacı tarafından kamu görevinden çıkarılmasını sağlayan KHK ile anılan KHK'nın onayına ilişkin kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi istenilmiş ise de; Anayasa'nın 148 ve 152.maddelerinde yer alan kurallar birlikte değerlendirildiğinde bu iddianın ciddi olduğu kanaatine ulaşılamamaktadır.
İlk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamalarla birlikte;
1-Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/03/2019 gün ve E:2018/4548, K:2019/1564 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda ''belirlenen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; ''belirlenen 1.362,00TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' olarak düzeltilmesine,
3-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
4-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 21.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)