İstemin Özeti: Davacının 668 sayılı KHK ile kapatılan .... TV Yayın Hizmetleri A.Ş.' den olan teminat mektubuna bağlı alacağın serbest bırakılması ve 230.000,00-TL alacağın ödemesine ait 17/02/2017 tarihli talebin zımmen reddi işleminin iptali istemiyle açılan davada; olağanüstü hal nedeniyle getirilen düzenlemelerde idareye yazılı başvurularda 2577 sayılı Kanundan ayrık düzenlemeye gidilerek zımni ret müessesesine yer verilmediği, OHAL nedeniyle kapatılan kurumların tasfiyesine ait özel kurallar karşısında, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesinde öngörülmüş olan usulün işletilmesi sonunda oluşacak zımni ret işlemine karşı dava açılmasına olanak bulunmadığı, Danıştay Beşinci Dairesinin 07/03/2019 tarihli, E:2019/428, K:2019/1770 sayılı kararının da bu yönde olduğu, davacının başvurusu hakkında yetkili idari merci tarafından bir karar verilmeden açılan davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddi yolunda İstanbul 13. İdare Mahkemesince verilen 01/11/2019 tarih ve E:2019/155, K:2019/2147 sayılı kararın, öncesinde iş mahkemesinde açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddedildiği, anılan karar gereğince davalı idareye başvurulduğu, idarece tesis edilen olumsuz işlemin iptali istemiyle açılan bu davanın idari yargının görev alanına girdiği iddialarıyla kaldırılması davacı tarafından istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Kararın hukuka uygun olduğu, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
Dava, davacının 668 sayılı KHK ile kapatılan .... TV Yayın Hizmetleri A.Ş.' den olan teminat mektubuna bağlı alacağın serbest bırakılması ve alacağının ödemesine yönelik 17/02/2017 tarihli talebin zımmen reddine dair İstanbul Defterdarlığı KHK İşlemleri Bürosu işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
17/8/2016 tarihli ve 29804 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren 670 sayılı KHK'nin "Devir işlemlerine ilişkin tedbirler" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasıyla, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğü veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık) her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup, kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tesvik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, kefaletten doğmaması ve Fethullaçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)'ne aideyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkili kılınmış; 4. fıkrasıyla, 1. fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi öngörülmüş; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük sürenin kapatma tarihinden itibaren başlaması esası benimsenmiştir.
Öte yandan, 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 675 sayılı KHK'nin "Dava ve takip usulü" başlıklı 16. maddesiyle;
-Ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 670 sayılı KHK'nin 5. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilmesi; ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında da 670 sayılı KHK'nin 5. maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilmesi,
-Verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı KHK'nin 5. maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceğinin belirtilmesi, öngörülerek, idari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilmesine olanak tanınmış; idari yargının verdiği kararın kesin olup, uyuşmazlığın adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamayacağı vurgulanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının borçlusu .... TV Yayın Hizmetleri A.Ş. aleyhinde İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün 2011/10914 sayılı esasında kayıtlı icra takibinin başlatıldığı, borçlunun itirazına karşı açılan davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2013 tarihli, E:2012/176, K:2013/252 sayılı kararıyla "itirazın kısmen iptal" edildiği, bu kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 12/06/2014 tarihli, E:2014/1950, K:2014/4520 sayılı kararıyla bozulduğu ancak Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 02/06/2015 tarihli, E:2014/8580, K:2015/4148 sayılı kararıyla kararın düzeltilmesi istemi kabul edilip, Mahkeme kararının değişik gerekçeyle bozulduğu, bu karar üzerine İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/911 sayılı esasına kayden görülen davada verilen 23/11/2016 tarihli, E:2015/911, K:2016/793 sayılı kararla 29/10/2016 tarihli, 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 675 sayılı KHK'nin 16. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddedildiği ve davacının 670 sayılı KHK'nin 5. maddesinde belirtilen usule uygun olarak bu kararın tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde ilgili idari makama başvurabileceğinin belirtildiği, davacının sözü edilen yöntem gereğince davalı idareye başvurduğu, başvurunun davalı idare tarafından yanıt verilmeden reddedildiğinden bahisle, bu işlemin iptali istemiyle dava açtığı anlaşılmaktadır.
675 sayılı KHK'nin 16. maddesinde yer alan özel görev kuralı gereğince davanın idari yargı yerinde görülmesinin ön koşulu olarak, yani bir idari işlemin tesisi için davalı idareye başvurulduğu, bu yönüyle sözü edilen başvurunun 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında idari işlem tesisi için bir başvuru niteliğinde olduğu, dolayısıyla başvurusunun sözü edilen düzenlemede gösterilen altmış gün içinde cevap verilmeyerek "zımnen reddedildiği", böylece idari davaya konu edilebilecek bir idari işlemin oluştuğu açıktır.
Buna göre İdare Mahkemesince davacının başvurusunun zımnen reddi biçimindeki idari işlemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerekirken, olağanüstü hal nedeniyle yürürlüğe giren KHK düzenlemeleri ile belirlenen yöntemin, bu konuda aksine bir kuralı da içermemesine karşın, idari yargılama usulü hukuku kurumu olan zımni red işleminin oluşumunu, dolayısıyla 2577 sayılı Kanunu kurallarının uygulanmasını engellediği sonucuna ulaşılarak davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesinde isabet yoktur.
Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 13. İdare Mahkemesinin 01/11/2019 tarih ve E:2019/155, K:2019/2147 sayılı kararının kaldırılmasına, dosyanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yeniden bir karar verilmek üzere Mahkeme'ye gönderilmesine, yargılama giderleri hakkında yeniden karar verileceğinden bu hususta ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına, 07/01/2020 tarihinde kesin olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)