İSTEMİN ÖZETİ: Yalova Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulu'na kaydı yapılarak eğitime başlayan davacının, hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle astsubay adaylığına son verilmek suretiyle ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; Deniz Kuvvetleri Astsubay Meslek Yüksek Okulu'na askeri öğrenci temini kapsamında yapılan seçim aşaması sınavlarında başarılı olan davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturmasında, davacının şahsı hakkında bilgi bulunmamakla birlikte, abisi hakkında; 2015 yılında FETÖ/PDY'ye müzahir ve kamu kurumlarında şahısların atama ve yer değişikliği işlemlerinin yapıldığı değerlendirilen dernekte ele geçirilen dökümanlarda adının geçtiği, babası hakkında ise, 2013 yılında FETÖ/PDY'ye müzahir Bursa Orhangazi Üniversitesi'nde SGK kaydının bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunu olumsuz olarak değerlendiren MSB Üst Değerlendirme Komisyonu kararına istinaden davacının astsubay adaylığının sonlandırıldığının anlaşıldığı, ilgili mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; bazı kurumlarda ve bazı görevlerde istihdam edilecek kişiler hakkında görevin önemi, özelliği gereği derin bir araştırma ve değerlendirme yapılmasının esas olduğu, tehdit, şantaj, cebir, şiddet ve diğer yasal olmayan yöntemleri kullanarak, tüm Anayasal kurumları baskı altına almayı, zaafa uğratmayı, yönlendirmeyi ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmayı hedefleyen, mensuplarına takiyye ve tedbir gibi ileri gizlenme tekniklerini kullandırarak bir casusluk örgütü olarak da faaliyet gösteren bir örgüte mensup, iltısaklı ve irtibatlı kişilerin demokratik hukuk devletine karşı yakın, açık ve ciddi bir tehlike teşkil etmesinin önlenmesi, Anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerin korunması, ülkemizde yaşanan bu son darbe teşebbüsünün tamamen sonlandırılması, buna benzer bir müdahale girişiminin yeniden yaşanmaması ve terörle mücadelenin daha etkin bir şekilde sürdürülebilmesi için, bu süreçte Devletin en hassas birimlerine sızan örgüt elemanlarının siyasi ve askeri casusluk fiillerini de içeren faaliyetleri dikkate alındığında, milli güvenliği ve Devletin devamlılığını sağlamak için kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin, bu hizmeti en iyi şekilde yürütebilmesi için bir takım tedbirler almasının gerekli olduğu, bu tedbirler alınırken dikkatli ve daha titiz davranmasının da gerektiği ve ülkenin güvenliği ve savunulmasından sorumlu olan Türk Silahlı Kuvvetlerine alınacak personelin güvenilirliğinin her türlü şüpheden uzak olarak ortaya konulması gerektiği, buna göre, belirtilen hususlar gözetildiğinde, davalı idarenin, subay, astsubay ve diğer personel alımı sırasında, başvuruda bulunan adayları sadece, terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olup olmadığı yönünden değil, aynı zamanda, hem kendisinin, hem de kendisini etkileyebilecek yakın çevresinin, bu örgütlerle sıkı işbirliği içinde bulunup bulunmadığı, bunları destekleyip desteklemediği, sempatizanı olup olmadığı yönünden de titizlikle araştırması, bu yönde bir tespit olması halinde ise bunları teşkilatına kabul etmemesi gerektiği açık ise de; ülkenin güvenliğini temin etmekle görevli kurumlarda çalışmak isteyenlerle ilgili güvenlik araştırması yapılırken ulaşılan bilgi ve kanaatin; somut, güvenilir, teyit edilebilir nitelikte olması; tahmine, tasavvura ve önyargıya dayalı olmaması; aynı yöndeki kanaatin mümkün olduğunca farklı bilgi ve delillerle de desteklenmesi, bu inceleme ve değerlendirmenin hukuken denetlenebilir nitelikte olması gerektiği, aksi durumda, soyut ve gerçek dışı ithamlarla bazı kişilerin önemli hak kayıplarına yol açılabileceği, bunun da idarenin son derece haklı nedenlere dayalı güvenlik tedbirleri hakkında toplumda tereddütlere neden olabileceği, bu durumun ise en çok yine kendisi ile mücadele edilen yasa dışı mihraklarca istismar edilmesinin mümkün olduğu, gelinen noktada, davaya konu işleme dayanak alınan istihbari bilgi neticesinde davacı hakkında olumsuz bir işlem tesis edilebilmesi için, hem davacının kendisi hakkında, hem de, gerek Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliğinin eki formunda yer verilen davacının kendisini etkileyebilecek yakın çevresi (anne, baba, kardeş, eş, çocuk, veli) hakkında somut kanaate ve bilgiye dayalı güvenilir, teyit edilebilir nitelikte, ön yargıdan uzak hukuken denetlenebilen bilgiye dayalı tespitlerin açıkça ortaya konulması ve bu tespitlerin irdelenmesinden sonra bir karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan, Danıştayın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, güvenlik soruşturması sonucu düzenlenen raporların istihbari nitelikte bilgiler içermekte olduklarından bu raporlara, hukuken geçerli başka bilgi ve belgelerle doğrulanmadıkça ilgililer hakkında aleyhe sonuç doğuracak bir nitelik ve değer verilmesinin hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırılamadığı, Mahkemece 08.04.2019 tarihli ara kararı ile Emniyet Genel Müdürlüğünden ve Bursa İl Emniyet Müdürlüğünden, davacının ve babası M.İ. ile abisi E.İ. hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına esas olabilecek herhangi bir istihbari bilgi, emniyet tahkikatı, adli tahkikat bulunup bulunmadığı sorularak tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, ara karar cevabı olarak Emniyet Genel Müdürlüğü ve Bursa İl Emniyet Müdürlüğünden gönderilen bilgi ve belgelerde, davacı hakkında herhangi bir bilgi ve belgenin olmadığının belirtildiği, davacının babası ve kardeşi hakkında ise dava konusu işlemin dayanağını oluşturan istihbari bilginin gönderildiğinin anlaşıldığı, olayda, davacı hakkındaki güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu gerekçesiyle adaylık işlemlerinin sonlandırıldığı, güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak değerlendirilmesinin ise istihbari nitelikteki bilgi notuna dayandırıldığı, güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğunu gösterecek başka herhangi bir somut bilgiye yer verilmediği, davaya konu işlemin tesisine dayanak teşkil eden Yönerge hükümlerine göre Silahlı Kuvvetlere alınacakların, sadece kendilerine değil, yakın çevrelerine yönelik de araştırma yapılabileceği, hakkında istihbari bilgi bulunan M.İ.'nin davacının babası, E.İ. nin ise abisi olduğu görülmekte ise de, söz konusu istihbari bilginin tek başına davacının terör örgütü ile irtibatını ve iltisakını ortaya koymaktan uzak olması, diğer taraftan davalı idarece güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğunu gösterecek hem davacının kendisi hakkında, hem de Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliğinin eki formda yer verilen kendisini etkileyebilecek yakın çevresi (anne, baba, kardeş, eş, çocuk) açısından somut kanaate ve bilgiye dayalı güvenilir, teyit edilebilir nitelikte, ön yargıdan uzak hukuken denetlenebilen başkaca herhangi bir somut bilgiye de yer verilmemesi karşısında, dava konusu işlemin tesisine gerekçe olarak sunulan bilginin tek başına davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğunu gösterecek nitelikte olmadığı sonucuna varıldığı, bu durumda; mevcut tespit karşısında, hakkında hukuken geçerli kabul edilebilecek herhangi bir olumsuz tespit bulunduğundan söz edilemeyecek olan davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı ileri sürülerek tesis edilen davaya konu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde Ankara 14. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/05/2019 gün ve E:2019/372, K:2019/1059sayılı kararın; davalı idare vekilince, davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması sonucunda, görevin hassasiyeti de göz önüne alınarak bu şekilde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesine karşı cevap verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince, Dairemizin 11/12/2019 tarih ve 2019/3327 esas sayılı ara kararına istinaden Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen 13/12/2019 tarih ve 2019/3731 Muh sayılı yazıda; davacı, davacının babası M.İ. ve kardeşi E.İ. hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu kapsamında adli soruşturma/kovuşturma kaydına rastlanmadığının beyan edildiği hususu da görülmek suretiyle, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:
İstinaf başvurusuna konu edilen mahkeme kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, 2577 sayılı Yasanın 45/3. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine, istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına ve posta gideri avansından artan miktarın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra istinaf başvurusunda bulunana iadesine, 2577 sayılı Yasanın 46. maddesinin (c) bendi gereğince30 gün içerisinde Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere, 06/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)