(657 S. K. m. 4, 48) (667 S. KHK. m. 4)
İSTEMİN ÖZETİ: Kamu Personeli Seçme Sınavı'ndan 92 puan alarak 2016 yılı sözleşmeli öğretmen alımları kapsamında öğretmen olarak atanma başvurusunda bulunan davacı tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesi uyarınca atamasının yapılmamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı'nın 03/10/2018 tarihli ve E.18270847 sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; devlet memuru kadrolarına atanabilmek için güvenlik soruşturmasının olumlu olması gerektiği, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının ise, kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak yapılacağı açık olup, bu itibarla davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması neticesinde edinilen bilgi ve belgeler ile davacının atanacağı görevin, niteliği ve hassasiyeti birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda Ankara 14. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/05/2019 tarihli ve E:2018/2546, K:2019/1191sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, Kamu Personeli Seçme Sınavı'ndan 92 puan alarak 2016 yılı sözleşmeli öğretmen alımları kapsamında öğretmen olarak atanma başvurusunda bulunan davacı tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesi uyarınca atamasının yapılmamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı'nın 03/10/2018 tarihli ve E.18270847 sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dava konusu işlemin dayanağı olarak gösterilen 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin "Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;
a) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel, ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.
...
f) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır,
...
(2) Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır.
...
(4) Bu madde kapsamında kamu görevi sona erdirilen personele ait kadro ve pozisyonlara, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve diğer mevzuattaki kısıtlamalara tabi olmaksızınBakanlar Kurulunca belirlenecek sayıda kadro ve pozisyon için atama yapılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen madde hükmünden anlaşılacağı üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunulduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve maddede sekiz bent halinde sayılan görevlere de bulunanların kamu görevinden çıkarılacağı, bir daha kamu görevine alınmayacağı, kamu görevi sona erdirilen personele ait kadro ve pozisyonlara Bakanlar Kurulunca belirlenecek sayıda kadro ve pozisyon için atama yapılabileceği öngörülmüş, yapılacak atamalara ilişkin bir kriter belirlenmemiş, sadece atama yapılabileceği belirtilmiş, başka bir ifadeyle anılan düzenleme ile kamu görevine son verilmeye ilişkin kurallara yer verilmiş, ancak boşalacak kadroya yapılacak atamalara ilişkin bir düzenleme yapılmamış, yani atanacak kişide aranacak koşullar bu Kanun Hükmünde Kararnamede düzenlenmemiştir.
Bu durumda, kurum kadrolarına yapılacak atamalarda, atanacak kişinin kamu personeli olma niteliği taşıyıp taşımadığına, dolayısıyla kamu görevine atamanın yapılıp yapılmayacağına ilişkin bir kural koymayan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin dava konusu işleme dayanak alınamayacağı hususu kuşkusuzdur.
Bu bağlamda, davacının atamasının yapılmamasına ilişkin işlemin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca reddine ilişkin işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Davacının atamasının yapılmamasının sebebi Devlet memuru olma şartlarını taşımamasından kaynaklanmakta olup, söz konusu işlemin dayanağının 657 sayılı Yasanın 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendi olduğu açıktır. Dolayısıylabu madde hükmü değerlendirilmek suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiği kuşkusuzdur.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinin (B) fıkrası hükmü uyarınca, kamu idare, kamu kurum ve kuruluşlarında sözleşmeli olarak çalıştırılacak personelin tabi olacağı esasları belirlemek üzere 06/06/1978 tarihli ve 15754 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile çıkarılan "Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar"ın 20/02/2017 tarihli ve 2017/9949 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile değişik 12. maddesinin 1. fıkrasında, sözleşmeli olarak çalışacakların ilgili kurumun saptayacağı özel koşulların yanı sıra, 657 sayılı Kanunun 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinin, (4), (5),(6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde belirtilen koşulları taşımalarının gerekli olduğu hükme bağlanmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Genel ve Özel Şartlar" başlıklı 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde, "5. (Değişik: 23/1/2008 - 5728/317 md.) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…)(1) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak." hükmüne yer verilerek, Devlet Memuru olabilmek için ilgilinin aldığı mahkumiyet kararları yönünden bir takım kriterler konulmuştur.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının, "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yapılan yargılama sonucunda Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/01/2018 tarihli ve E:2017/614, K:2018/48 sayılı kararıyla 7 yıl, 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı davacı (sanık) tarafından istinaf isteminde bulunulduğu, istinaf isteminin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 04/06/2018 tarihli ve E:2018/1301, K:2018/1633 sayılı kararıyla reddedildiği, davacı (sanık) tarafından kararın temyiz edildiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 09/04/2019 tarihli ve E:2019/504, K:2019/2395 sayılı kararıyla temyiz istemi reddedilerek anılan kararın onandığı ve 09/04/2019 tarihi itibarıyla da kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan kesinleşen yargı kararıyla 7 yıl, 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen davacının aldığı cezanın 657 sayılı Yasanın 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendi kapsamında olması ve dolayısıyla Devlet memuru olarak istihdamının mümkün olmaması karşısında, atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle Ankara 14. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/05/2019 tarihli ve E:2018/2546, K:2019/1191 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle REDDİNE, istinaf yargılama giderlerinin başvuruda bulunan taraf üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın davacıya iadesine, 16/07/2020 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. (¤¤)