(2577 S. K. m. 45, 46, 49) (193 S. K. m. 25, 61, Geç. m. 89) (4857 S. K. m. 17) (213 S. K. m. 112)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının iş akdinin işverenle karşılıklı olarak imzalanan ikale sözleşmesi ile feshi sonucu 34.663,33-TL ek tazminat ve 7.980,78-TL ihbar tazminatı adı altında ödenen toplam 42.644,11-TL üzerinden kesinti yapılarak vergi dairesine yatırılan gelir (stopaj) vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun reddine ilişkin 2.4.2019 tarih ve 50347 Sayılı Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı işleminin iptali ve kesilen tutarın tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davanın, uyuşmazlık konusu düzeltme-şikayet işleminin "ek tazminat"a ilişkin kısmı açısından; "...çalışma ilişkisini sona erdiren işveren tarafından davacıya yasal bir zorunluluk olmaksızın yapılan ödemenin ücret niteliğinde olmaması ve 193 Sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 25. maddesi uyarınca gelir vergisinden müstesna tutulması karşısında söz konusu ek tazminat gelir vergisi tevkifatı yapılması açık bir vergilendirme hatası olduğundan tevkif edilen verginin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemin bu kısmında yasal isabet bulunmadığı..." gerekçesiyle kabulü, uyuşmazlık konusu düzeltme-şikayet işleminin "ihbar tazminatı"na ilişkin kısmı açısından; "...İhbar tazminatı, ihbar sürelerine uyulmadan iş verenin iş akdini feshetmesi halinde, 4857 Sayılı İş Kanununda belirtilen sürelerle ilgili olarak tazminat adı altında işçiye yapılan bir ödeme olup, anılan Yasanın 17 ve devamı maddelerinde belirtildiği şekliyle, peşin olarak yapılan bir ücret ödemesidir. Başka bir ifadeyle; işçi ile işveren arasındaki özel hukuk sözleşmesine dayalı olarak yani hizmet akdine göre çalışılması gereken ancak yasa hükmü uyarınca hizmet ifa edilmeksizin yapılan bu ödeme, işsizlik sebebiyle ve sosyal güvenlik kapsamında yapılan bir ödeme olmayıp 193 Sayılı Kanun'un 61.madde hükmü karşısında ücret niteliğindedir. Davacıya ihbar tazminatı adı altında yapılan ödeme ücret olarak nitelendiğinden, tevkif edilen gelir vergisinin iadesi talebiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun ihbar tazminatına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı..." gerekçesiyle reddine, davacının faiz istemine gelince; "...Vergi Usul Kanunu'nun 112/4. maddesindeki, fazla ve yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde, "tecil faizi" uygulanacağı yolundaki açık hüküm uyarınca, davacıdan tahsil edilen verginin, davacının talebi doğrultusunda, tahsil tarihinden itibaren işleyecek ve 6183 Sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizi ile birlikte davacıya iadesi gerektiği.." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu düzeltme şikayet işleminin, ek tazminat adı altında ödenen tutar üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisine isabet eden kısmı yönünden işlemin iptaline, ek tazminat tutarı üzerinden kesilen gelir (stopaj) vergisinin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faizi ile birlikte davacıya iadesine, ihbar tazminatına ilişkin kısım yönünden ise davanın reddine hükmeden İstanbul 12. Vergi Mahkemesi'nin 30/09/2019 tarih ve E:2019/1043, K:2019/1796 Sayılı kararının, davanın kabulüne ilişkin kısmının, davalı idare vekili tarafından, usul yönünden, davacı tarafından yapılan şikayet başvurusuna ilişkin verilen cevabın 2.4.2019 tarihli olduğu ve öncelikle davanın süreaşımım yönünden reddi gerektiği esas yönünden ise, 30.1.2019 tarih ve 30671 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7162 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 4. maddesiyle 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na eklenen geçici 89. maddesinde; 27/3/2018 tarihinden önce karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar üzerinden tevkif edilerek tahsil edilen gelir vergisi, hizmet erbabının düzeltme zamanaşımı süresi içerisinde tarha yetkili vergi dairelerine başvurmaları ve dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri şartıyla 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun düzeltmeye ilişkin hükümleri uyarınca red ve iade edileceğinin düzenlendiği, bu düzenlemeyle davacı tarafından davadan vazgeçilmesi şartıyla gerekli ret ve iade işlemlerinin yapılacağından davanın ek ödemeye ilişkin kısmında kesin ve yürütülebilir bir işlem bulunmadığı gibi ihtilaf da bulunmadığı, davanın ihbar tazminatına ilişkin kısmının ise, ihbar tazminatının, işverenin yazılı ihbar önellerine uymadan iş akdini feshetmesi halinde belirtilen sürelerle ilgili olarak işçiye peşin olarak yapılan bir ücret ödemesi olması nedeniyle vergi kesintisine tabi olduğu ileri sürülerek, istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Cevap dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
KARAR: 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2. fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında da, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunda ileri sürülen sebepler ile dosyada mevcut bilgi-belgeler kapsamında, ortada, kararın kaldırılmasını gerektiren nitelikte bir neden bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/3. maddesi uyarınca, istinaf başvurusunun reddine, başvuru aşamasında yapılan 30,00-TL tutarındaki yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu tutar 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/b bendinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 12/12/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)