(213 S. K. m. 339, Mük. m. 355) (193 S. K. Mük. m. 120) (2577 S. K. m. 45, 49)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı hakkında sahte belge düzenlediğinden bahisle tanzim olunan 10.08.2018 tarih ve 2018-A-7341/21 Sayılı vergi tekniği raporu done alınarak, takdir komisyonunca takdir edilen matrahlara istinaden, 2016 takvim yılına ilişkin vergi ziyaı cezalı gelir vergisi, 2016/1-3, 4-6 ve 7-9. dönemlerine ilişkin olarak tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergileri, 2016/1,2,3,4,5,6,9,12 dönemlerine dair vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ile 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun mük.355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılan davada; dava konusu 3 kat vergi ziyaı cezalı gelir ve katma değer vergisi tarhiyatları ile gelir geçici vergilerine bağlı olarak kesilen 3 kat vergi ziyaı cezaları bakımından; davacının yapılan yoklamalarda faaliyette olmadığı, mal ve hizmet alımında bulunduğu firmaların bir çoğu hakkında sahte fatura düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporu bulunduğu, Ba-Bs formlarında uyumsuzluklar görüldüğü, davacının kardeşi E. O.'un kardeşinin hiçbir ticari faaliyette bulunmadığı ve adına olan işle ilgilenmediği ve N. İ.. tarafından dolandırıldığı şeklindeki ifadesi ile davacının vergi borçlarını ödemediği hususları nazara alındığında; davacının gerçek bir ticari faaliyeti olmaksızın sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği kanaatine varılmış olup, bu bağlamda, davacı adına yapılan 3 kat vergi ziyaı cezalı gelir ve katma değer vergisi tarhiyatları ile gelir geçici vergilerine bağlı olarak 3 kat kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2016/1-3, 4-6 ve 7-9. dönemlere ilişkin olarak yapılan gelir geçici vergisi tarhiyatlarının aslı yönünden; 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 120'nci maddesi hükmü uyarınca, uyuşmazlık konusu dönemlere ilişkin geçici verginin mahsup dönemi geçtiği için aslının aranılmaması gerektiği, davaya konu gelir geçici vergilerinin 2016 takvim yılına ilişkin olması, fakat bu vergilerin tarhiyatlarının mahsup dönemleri geçtikten sonra 2018 yılında yapıldığının anlaşılması karşısında, davaya konu gelir geçici vergisi tarhiyatlarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, dava konusu tarh edilen vergilere bağlı olarak kesilen vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle arttırılan kısmına gelince; tekerrür uygulamasının dayanağının, 2016/Mart dönemine ait katma değer vergisi düzeltme beyannamesinin süresinden sonra verilmesi sonucu kesilen vergi ziyaı cezası olduğu, dava konusu vergi ziyaı cezalarının da 2016 yılına ilişkin olduğu görülmüş olup, bu bağlamda tekerrür hükümlerinin uygulanması için yasal şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından, 213 Sayılı Kanun'un 339. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasında hukuka uyarlık görülmediği, davacı adına 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun mük. 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük yönünden davanın tetkikinde ise; davacı tarafından 15 gün içerisinde defter ve belgelerini ibraz etmemesine ilişkin olarak kabul edilebilir bir mücbir sebep ileri sürülüp ispatlanamadığı anlaşıldığından, yasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacı adına 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355/1-1 maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar veren İstanbul 1. Vergi Mahkemesi'nin 30/04/2019 tarih ve E:2018/2315, K:2019/893 Sayılı kararın davalı idare tarafından davanın kabulüne ilişkin kısmının, davacı tarafından ise davanın reddine ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
DAVACI SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALI SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip taraflarca yapılan istinaf başvuruları hakkında gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacı hakkında sahte belge düzenlediğinden bahisle tanzim olunan 10.08.2018 tarih ve 2018-A-7341/21 Sayılı vergi tekniği raporu done alınarak, takdir komisyonunca takdir edilen matrahlara istinaden, 2016 takvim yılına ilişkin olarak tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisi, 2016/1-3, 4-6 ve 7-9. dönemlerine ilişkin olarak yapılan vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergileri, 2016/1,2,3,4,5,6,9,12 dönemlerine dair vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ile 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun mük.355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılmıştır.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf başlıklı 45.maddesinin 2.fıkrasında; istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, anılan maddenin 3.fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, kararda maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise, gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49.maddesinin 2.fıkrasında ise; "görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması" bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının davalı idarenin istinaf başvurusu yönünden incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu kararda 2577 Sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan kaldırma nedenleri bulunmadığı ve istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte olmadığı sonucuna ulaşıldığından, davanın gelir geçici vergi asılları ile vergi ziyaı cezalarının tekerrürle artırılan kısımlarına ilişkin olarak kısmen kabul edilen kısmına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunda yasal isabet görülmemiştir.
Dava dosyasının davacı istinaf başvurusu yönünden incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu kararda 2577 Sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan kaldırma nedenleri bulunmadığı ve istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte olmadığı sonucuna ulaşıldığından, davanın; özel usulsüzlük cezası, gelir geçici vergisi asılları üzerinden üç kat oranında kesilen vergi ziyaı cezalarının verginin tek katına isabet eden kısmı ile üç kat vergi ziyaı cezalı gelir ve katma değer vergisi tarhiyatlarına ilişkin kısımlarına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunda yasal isabet görülmemiştir.
Geçici vergiler için kesilen ve tek kat vergi ziyaı cezasını aşan (2 kat) vergi ziyaı cezalarına ilişkin olarak ise:
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 120.maddesinin 1.fıkrasında; ticari kazanç sahipleri (basit usulde vergilendirilenler hariç) ile serbest meslek erbabı cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere, bu Kanunun ticari veya mesleki kazancın tespitine ilişkin hükümlerine göre (indirim ve isitisnalar ile Vergi Usul Kanunun değerlemeye ait hükümleri de dikkate alınarak) belirlenen ilgili hesap döneminin altışar aylık (2000/1514 Sayılı BKK ile üçer aylık) kazançları (42. madde kapsamına giren kazançlar ile noterlik görevini ifa ile mükellef olanların bu işlerden sağladıkları kazançlar hariç) üzerinden, 103. maddede yer alan tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan oranda geçici vergi ödeyecekleri düzenlenmiştir.
Bahsedildiği üzere, geçici verginin peşin alınan bir vergi olması nedeniyle tek kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerekmekte olup, vergi ziyaı cezasının tek katı aşan kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Sonuç itibariyle; kararın, gelir geçici vergileri üzerinden kesilen ve tek katı aşan vergi ziyaı cezalarının reddi yolunda verilen kısmının kaldırılarak, anılan tutarların iptali suretiyle davanın bu kısmının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı idare istinaf başvurusunun reddine, davacı istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, istinaf başvurusuna konu İstanbul 1. Vergi Mahkemesi'nin 30/04/2019 tarih ve E:2018/2315, K:2019/893 Sayılı kararının kısmen kaldırılmasına, davalı idarenin, gelir geçici vergisi aslı yönünden verilen karar kısmı ile vergi ziyaı cezalarının tekerrürle artırılan kısımlarına ilişkin istinaf talebinin reddine, kararın; üç kat vergi ziyaı cezalı gelir ve katma değer vergisi tarhiyatları, özel usulsüzlük cezası ile gelir geçici vergileri üzerinden hesaplanan ve tek katı tutarına isabet eden vergi ziyaı cezalarına ilişkin kısımlarına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun da reddine, gelir geçici vergileri üzerinden iki kat olarak hesaplanan vergi ziyaı cezalarına ilişkin olarak verilen davanın reddi yolundaki karar kısmına yönelik davacı istinaf başvurusunun ise kabulüne ve kararın bu kısmının kaldırılmasına, davanın bu kısım yönünden kabulüne, sonuç itibariyle, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, isteme konu Mahkeme kararının hüküm fıkrası Dairemizin işbu kararıyla değiştirildiğinden avukatlık ücreti ve yargılama giderlerine yönelik yeniden hüküm kurulmasına gerek görülerek, davadaki haklılık oranına göre aşağıda dökümü yapılan 293,25-TL yargılama giderlerinden takdir olunan 146,65-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, arta kalan 146,60-TL yargılama giderinden davalı idarece istinaf aşamasında karşılanan 39,70-TL'nin mahsubu sonrası kalan 106,90-TL'nin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.890,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine, ilk derece mahkemesince davalı idare avukatı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olması nedeniyle iş bu aşamada tekrar hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, reddedilen miktar üzerinden 54,40-TL'den az olmamak üzere binde 4.55 oranında hesaplanacak nispi karar harcının davalı İdarece davacıdan tahsiline, posta avansından artan kısmın taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 Sayılı Kanun'un 45/6. maddesi uyarınca konusu 176.000,00-TL'yi aşmadığı için kesin olarak 10/06/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)