(2709 S. K. m. 23) (2577 S. K. m. 17)
İSTEMİN ÖZETİ: Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı vatandaşı olan davacı tarafından, hakkındaki yurda giriş yasağı kararının kaldırılması talebinin reddine yönelik 21.08.2017 tarih, 58138739-640/37705 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin dayanağı olarak gösterilen 17.07.2016 tarihli tutanağın incelenmesinden; İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'na 17.07.2016 tarihinde gelerek ülkemize giriş yapmak isteyen davacının, görevli personel tarafından yapılan profil çalışması sonucunda, Irak ve Suriye bölgesinde devam eden olaylara katılmak üzere gelmiş olabileceğinin değerlendirildiği, kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından tehdit oluşturacağı kanısı oluştuğundan kabul edilemez yolcu olarak görüldüğü ve hakkında tahdit kodu konularak ülkeye girişinin engellendiği hususu anlaşılmakla, davacının ülkemizi çatışma bölgelerine geçiş için güzergah olarak kullandığına, uluslararası savaşçı olduğuna veya başka herhangi bir şekilde ülkemiz için güvenlik tehdidi oluşturduğuna dair herhangi bir tespitin bulunmadığı ve davacının profil değerlendirilmesinin nasıl yapıldığına dair bilgi ve belge sunulmadığının görüldüğü gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/11/2018 gün ve E: 2017/3024, K: 2018/2532sayılı kararın, davalı idare vekili tarafından, yabancıların yurda girişi ile ilgili olarak Devletin hükümranlık yetkisi çerçevesinde takdir hakkı bulunduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının gazeteci olduğu yurda girişi konusunda herhangi bir sorun olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nce dosyanın tekemmül ettiği görülmekle davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacı vekilinin duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi:
Dava; Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı vatandaşı olan davacı tarafından, hakkındaki yurda giriş yasağı kararının kaldırılması talebinin reddine yönelik 21.08.2017 tarih, 58138739-640/37705 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/11/2018 gün ve E: 2017/3024, K: 2018/2532sayılı kararıyla, davacının ülkemiz için güvenlik tehdidi oluşturduğuna dair herhangi bir tespitin bulunmadığı ve davacının profil değerlendirmesinin nasıl yapıldığına dair bilgi, belge sunulmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare anılan karara karşı istinaf yoluna başvurmakta ve kararın kaldırılmasını istemektedir.
Anayasanın "Yerleşme Ve Seyahat Hürriyeti" başlıklı 23. maddesinde, "Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek; Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir. Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz." hükmü yer almaktadır.
BM tarafından, 16 Aralık 1966 tarihli, 2200A (XXI) sayılı Genel Kurul Kararıyla kabul edilen ve 23 Mart 1976 tarihinde yürürlüğe giren (Türkiye'nin taraf olduğu),Medeni Ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin 12. maddesi şöyledir:
"1. Yasal olarak bir Devletin ülkesinde bulunan herkes, o ülke içinde özgürce hareket etme hakkına ve ikametgahını seçme özgürlüğüne sahiptir. 2. Herkes, kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeyi terketmekte özgürdür. 3. Yukarıda sözü edilen haklara, ulusal güvenliği, kamu düzenini, kamu sağlığını ya da genel ahlakı veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak üzere yasalarla konmuş ve bu Sözleşme'de tanınan diğer haklarla uyumlu olanlar dışında herhangi bir sınırlama konulamaz. 4. Hiç kimse, kendi ülkesine girme hakkından keyfi olarak yoksun bırakılamaz."
Mülga 5682 sayılı Pasaport Kanunu'nun 8. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin emniyetini ve umumi nizamını bozmak niyetiyle veya bozmak isteyenlere ve bozanlara iştirak veya yardım etmek maksadıyla geldikleri sezilenlerin Türkiye'ye girmelerinin memnu olduğu düzenlenmiştir.
11.04.2013 tarih ve 28615 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 9. maddesinde; "(1) Genel Müdürlük, gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak, Türkiye dışında olup da kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir. (2) Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişi, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından yasaklanır. (3) Türkiye’ye giriş yasağının süresi en fazla beş yıldır. Ancak, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre Genel Müdürlükçe en fazla on yıl daha artırılabilir. (4) Vize veya ikamet izni süresi sona eren ve bu durumları yetkili makamlarca tespit edilmeden önce Türkiye dışına çıkmak için valiliklere başvuruda bulunup hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıların Türkiye’ye giriş yasağı süresi bir yılı geçemez. (5) 56 ncı madde uyarınca Türkiye’yi terke davet edilenlerden, süresi içinde ülkeyi terk edenler hakkında giriş yasağı kararı alınmayabilir. (6) Genel Müdürlük, giriş yasağını kaldırabilir veya giriş yasağı saklı kalmak kaydıyla yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin verebilir. (7) Kamu düzeni veya kamu güvenliği sebebiyle bazı yabancıların ülkeye kabulü Genel Müdürlükçe ön izin şartına bağlanabilir." hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı vatandaşı olan davacının 17.07.2016 tarihinde Londra'dan Türkiye'ye geldiği, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Kabul Edilemez Yolcular ve Sınırdışı İşlemler Büro Amirliği tarafından yapılan çalışmalar sonucunda Irak ve Suriye bölgesinde devam eden olaylara katılmak üzere gelmiş olabileceğinin değerlendirildiği ve kabul edilemez yolcu olarak ülkesine geri gönderildiği, hakkında Ç-138(INAD Yolcu) tahdit kodu girildiği, İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün 26.07.2016 tarih ve 47909374-17066-(41830)-2016-646-99683 sayılı yazısı ve davacı hakkında tutulan tutanak neticesinde Ç-141 (Yurda Girişi Bakanlık İznine Tabi-5 yıl) tahdit koduyla davacı hakkında Türkiye'ye giriş yasağı işleminin tesis edilmesi üzerine, hakkındaki yurda giriş yasağı kararının kaldırılması talebinin reddine yönelik işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Seyahat hürriyetini düzenleyen Anayasal hüküm ve Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin ilgili hükmü incelendiğinde, her iki metnin de benzer düzenlemeler içerdiği, seyahat hürriyetinin vatandaşa tanınan bir hak olduğu başka ifade ile vatandaşın yurda girme ve yurttan çıkma hakkının istisnalar haricinde sınırlanamayacağı üzerinde durulduğu görülmektedir. Her iki metinde de, yabancıların yurda girme hakkının bulunduğuna dair bir hüküm bulunmamaktadır.
Somut olayda, İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün 26.07.2016 tarih ve 47909374-17066-(41830)-2016-645-99683 sayılı yazısı ile kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması bağlamında ve hükümranlık yetkisi dahilinde tesis olunduğu anlaşılan dava konusu işlemde ulusal ve uluslararası metinlere aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davalı idare istinaf isteminin KABULÜNE, Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/11/2018 gün ve E: 2017/3024, K: 2018/2532 sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasanın değişik 45/4 maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda DAVANIN REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan mahkeme safhasına ait396,20-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasında davalı idare tarafından yapılan56,00-TL posta gideri ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.660,00-TLavukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra istinaf isteminde bulunana iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak 03/04/2019 oybirliği ile tarihinde karar verildi. (¤¤)