İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 30/04/2019 gün ve E:2018/5390, K:2019/1751 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 13/06/2018 tarih ve 2018/20276 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesince; davacının, ByLock iletişim sistemini kullandığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ...... Katılım Bankası AŞ'de (Bank ...... 2014 yılından sonra para yatırdığı, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan ...... Sağlık ve Sosyal Hizmet Sendikası'na 2014-2015 yılları arasında üyeliğinin bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan ...... Derneğine 2014 yılında para gönderdiği, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen ...... Medya Dağıtım A.Ş.'ye 2014 yılında ödeme bilgisinin bulunduğu, FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu, davacının başvurusunun reddine dair Komisyon kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu işlemle adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesinden yararlanma hakkı, ayrımcılık yasağı, özel hayata saygı ve aile hayatına saygı hakkı, eğitim hakkı, mülkiyet hakkı, mülkiyet hakkı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerinin ihlal edildiği, dava konusu işlemin idari işlemin unsurları açısından da hukuka aykırı olduğu, Bylock, sendika ve dernek üyelik bilgileri, müzahir ve iltisaklı kuruluşlara yapılan ödemler ile adli kovuşturma bilgilerinin kişisel veri kapsamında olduğu, bu bilgilere ancak usulüne uygun olarak alınmış mahkeme kararı ile ulaşılabileceği, ancak bunlar yapılmadan ulaşıldığından, bu bilgilerin yasa dışı yollarla elde edildiği ve adli ve idari anlamda delil değeri bulunmadığı, kesinlikle Bylock isimli haberleşme uygulamasını indirmediği ve kullanmadığı, Bylock kullanıcılarına dair listelerin güvenilir listeler olmadıklarının izahtan vareste olduğu, yaklaşık 240.000 kişilik listenin sonradan yapılan çıkarmalarla 90.000 küsura düşürüldüğü, gerek ceza gerekse disiplin hukukuna göre yasa dışı elde edilmiş delillerin hiçbir şekilde hiçbir yargılamada kullanılamayacağı, bir an için Bylock kullanıcısı olduğu sabit kabul edilse dahi, haberleşme özgürlüğü ve gizliliği ile özel hayatın gizliliği ilkeleri nazara alındığında, mezkur eylemde herhangi bir yasa dışılığın olmadığının ortadan olduğu, Bank ......da hesabı mevcut olup, bu bankada hiç kimsenin emir ve talimatıyla hesap açtırmadığı, para yatırmadığı, sendika üyeliği mevcut olup, bu sendikaya kimsenin emir ve talimatıyla üye olmadığı, devletin izin ve gözetiminde faaliyet gösteren bir sendikaya üye olmanın ihraç gerekçesi olarak değerlendirilemeyeceği, dava konusu işlemde belirtilen müzahir kuruluşlara yapılan ödemelerin çocuğunun eğitim giderlerinin karşılığı yapılan ödemeler olduğu, özel bir amacı bulunmadığı, devletin izin ve gözetiminde faaliyette bulunan kuruluşlara yapılan ödemelerin hiçbir şekilde ihraç ve red gerekçesi olarak değerlendirilemeyeceği, hakkında verilen mahkumiyet ve onama kararının ihraca gerekçe yapılamayacağı, ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
İlk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından verilen kararın; yetki, şekil, sebep, maksat ve konu unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Olağanüstü hal kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar tarafından bu işlemlere karşı yapılan başvuru hakkında Komisyonun karar alma yetkisi, kaynağını Anayasa'dan alan 685 sayılı KHK ile tanınmış olduğundan ve anılan KHK, usulünce TBMM'de onaylandığından, işlemin yetki unsuru yönünden bir sakatlık bulunmadığı değerlendirilmektedir. Tesis edilen işlemin sebebi, davacının terör örgütü olduğu Milli Güvenlik Kurulunca tespit edilen ve Yargıtay tarafından bu yönde karar verilen FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının aşağıda sıralanan somut delillerle ortaya konulmuş olmasıdır. Bu nedenle, dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden de hukuka uygun olduğu açıktır. Komisyonun karar alma sürecinin yine KHK ile belirlendiği, karar alırken her türlü bilgi ve belgeye ulaşma imkanının bulunduğu ve davacı hakkında alınan kararda usul hükümlerine riayet edildiği görüldüğünden şekil unsuru yönünden de bir sakatlık bulunmadığı; öte yandan yukarıda açıklandığı üzere davacının kamu görevinden çıkarılması bir disiplin işlemi olmadığından bu konudaki mevzuat ve usulün uygulanmasının beklenemeyeceği, yine üst paragraflarda belirtildiği üzere devlet ve millet bekasının büyük ölçüde tehdit eden bir yapıyla hızlı ve etkin mücadele amacıyla tesis edilen işlemde sebep, maksat ve konu yönlerinden hukuka aykırılıktan bahsedilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamalarla birlikte;
1-Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 30/04/2019 gün ve E:2018/5390, K:2019/1751 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda "...belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine..." şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince; "...belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin işbu kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalıya ödenmesine..." olarak DÜZELTİLMESİNE,
3-Anılan kararda; "... davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili için ilgili kuruma müzekkere yazılmasına..." şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince; "... davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili için işbu kararın kesinleşmesinden sonra ilgili kuruma müzekkere yazılmasına..."şeklinde DÜZELTİLMESİNE,
4-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
5-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 21/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)