İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 26/03/2019 gün ve E:2018/5680, K:2019/799 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 16.04.2018 tarih ve 2018/11686 sayılı işlemin iptali ile anılan işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesince; davacının, ByLock iletişim sistemini kullandığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı .... Katılım Bankası AŞ'de (Bank .... 2014 yılından sonra para yatırdığı, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan .... Eğitimciler Sendikası'na üyeliğinin bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan kurumlar arasında yer alan Özel Denizli Tuna Anadolu Lisesi'nde 2016 yılında çalışma kaydının olduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen .... Medya Dağıtım A.Ş.'ye 2014 yılında ödeme bilgisinin bulunduğu, bu nedenlerle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, anılan işlemden dolayı yoksun kalınan parasal haklarının ödenmesi talebinin de kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, kamu görevinden çıkarılma işleminin yetki, şekil, süre yönünden hukuka aykırı olduğu, bu kapsamda şahsına savunma hakkı tanınmadığı, aleyhine delil ve isnatların gösterilmediği, çıkarılan KHK ile binlerce kişi ile birlikte ismi yazılarak, kişiselleştirme yapılmadan kamu görevinden çıkartıldığı, kamu görevinden çıkartıldığında aleyhine hiçbir delil bulunmadığı, sonradan hukuka aykırı usul ve yöntemler kullanılarak ikame edilen delillerin de mezkur yerel mahkeme kararı için dayanak teşkil etmekten uzak olduğu, nesnel, hukuki ve objektif olmadıkları, yerel mahkeme kararında, hiçbir şekilde somutlaştırma, hukuki tahlil ve tasnif yer almadığı, mahkeme kararının, şablonlaşmış ifadelere yer verdiği, bu yönüyle anılan kararın adil yargılanma hakkının ihlali kapsamında verildiği, düzenleyici bir işlemle işine son verilmesinin hukuka aykırı olduğu, KHK ile tesis edilen işlemin Anayasanın 15. Maddesine aykırı olduğu, süresinde onanmayan KHK ile ihdas edilen meslekten çıkarma kararının hukuka aykırı olduğu, meslekten çıkarma işleminin memur disiplin mevzuatına göre de hukuka aykırı olduğu, kararın, insan hakkı ihlalleri konusunda hüküm içermediği için hukuka aykırı olduğu, dava konusu işlemle mahkemeye erişim hakkı, bağımsız mahkeme ilkesi, masumiyet karinesi, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, özel hayata saygı hakkı ilkesi, ayrımcılık yasağı, eğitim hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği, Bylock verilerinin hukuka aykırı olarak elde edildiği, Bylock programını kullandığı iddia edilmiş ise de bu programı kullanmadığı, hakkında yapılan bu tespitin, somut maddi bir gerçekliğe işaret eden şaşmaz bir gerçeklik olmadığı, Bylock evraklarında atılı suçlamayı ıspatlamaya yetecek veri bulunmadığı, varsayım ve ihtimal ile peşin hükümlü davranılarak ilgili bankaya para yatıran herkesin talimatla para yatırdığının kabulünün hakkaniyete aykırı olup, bu sebeple terör örgütü üyeliğinden bahsedilemeyeceği, yatırdığı paranın yüksek bir meblağ olmadığı, sosyal ve mali gücünü aşan bir miktar olmadığı, açıklaması olmayan bir tutar olmadığı, mali kaynağının belli olduğu, hayatın genel tecrübelerine, akışına aykırı bir durum olmadığı, döviz altın bozdurularak yatırılmadığı, hesabın daha önceden işlemsiz olmadığı, hesapta amaçsız olarak, sadece bankanın aktifini yükseltmek için tutulan bir para olmadığı, kendi hesabına para yatırıldığı, ferdi ve anayasal bir hakkını kullanarak benzerleri açısından bir sendikayı seçerek üye olduğu, bu sendikanın, üye olduktan çok sonra suçlu ilan edilerek kapatılacağı, terör suçuna da delil yapılacağı hususlarının bilinmesinin imkan dahilinde olmadığı, sendikaya salt üye olma durumunun sendikal özgürlük sınırında kalacağı ve örgütsel bir mahiyet taşımayacağının da açık olduğu, ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacı tarafından kamu görevinden çıkarılmasını sağlayan KHK ile anılan KHK'nın onayına ilişkin kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi istenilmiş ise de; Anayasa'nın 148 ve 152.maddelerinde yer alan kurallar birlikte değerlendirildiğinde bu iddianın ciddi olduğu kanaatine ulaşılamamaktadır.
Davacı tarafından OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından verilen kararın; yetki, şekil, süre unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Olağanüstü hal kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar tarafından bu işlemlere karşı yapılan başvuru hakkında Komisyonun karar alma yetkisi, kaynağını Anayasa'dan alan 685 sayılı KHK ile tanınmış olduğundan ve anılan KHK, usulünce TBMM'de onaylandığından, işlemin yetki unsuru yönünden bir sakatlık bulunmadığı değerlendirilmektedir. Tesis edilen işlemin sebebi, davacının terör örgütü olduğu Milli Güvenlik Kurulunca tespit edilen ve Yargıtay tarafından bu yönde karar verilen FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının aşağıda sıralanan somut delillerle ortaya konulmuş olmasıdır. Bu nedenle, dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden de hukuka uygun olduğu açıktır. Komisyonun karar alma sürecinin yine KHK ile belirlendiği, karar alırken her türlü bilgi ve belgeye ulaşma imkanının bulunduğu ve davacı hakkında alınan kararda usul hükümlerine riayet edildiği görüldüğünden şekil unsuru yönünden de bir sakatlık bulunmadığı; öte yandan yukarıda açıklandığı üzere davacının kamu görevinden çıkarılması bir disiplin işlemi olmadığından bu konudaki mevzuat ve usulün uygulanmasının beklenemeyeceği, yine üst paragraflarda belirtildiği üzere devlet ve millet bekasının büyük ölçüde tehdit eden bir yapıyla hızlı ve etkin mücadele amacıyla tesis edilen işlemde sebep, maksat ve konu yönlerinden hukuka aykırılıktan bahsedilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamalarla birlikte;
1-Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 26/03/2019 gün ve E:2018/5680, K:2019/799 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda ''belirlenen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine'' şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince;'' belirlenen 1.362,00 TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalıya ödenmesine'' olarak düzeltilmesine,
3- Anılan kararda "davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili için tahsil dairesine müzekkere yazılmasına" şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; "davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan tahsili için tahsil dairesine müzekkere yazılmasına" şeklinde düzeltilmesine,
4- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
5- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 21/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)