İSTEMİN KONUSU: Ankara 22. İdare Mahkemesince verilen 21/05/2019 gün ve E:2018/812, K:2019/999 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 27/06/2018 tarih ve 2018/21948 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle 01.09.2016 tarihinden itibaren yoksun kalınan tüm haklarının, 01.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 22. İdare Mahkemesince; davacının, Bylock programını kişisel telefonuna yüklediği ve kendisinin kullandığı, Bank ....'daki hesabına 30/04/2014 tarihinde para yatırdığı, 16/01/2014 tarihinde katılım hesabı açtığı ve para yatırdığı, örgüte aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen .... Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödeme bilgisinin bulunduğu, bu nedenlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı sabit olduğu anlaşılmakla; kamu görevine iadesi talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, bu işlem nedeniyle mahrum kaldığını iddia ettiği tüm parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin de reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu işlemin idari işlemin unsurları açısından hukuka aykırı olduğu, idare mahkemesi kararında, Denizli Ağır Ceza Mahkemesinin, E:2017/19, K:2018/176 sayılı kararı ile hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan hapis cezası ile cezalandırıldığından bahsedildiği, iltisak ve irtibatın varlığı bakımından söz konusu kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği, 679 sayılı KHK'nin 3. maddesinde yer alan "Milli Güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY'na aidiyeti veya irtibatı olan" ibaresinin keyfi, gelişigüzel ve "iltisak" kelimesine yanlış anlam verilerek, kişisel sorumluluğu önemli oranda genişletecek boyutta olmadığı, mezkur karar okunduğunda, darbe gecesine dair illiyet bağını gösteren tek bir cümle bulunmadığı, evinde yapılan aramada, Bylock kullandığı iddia edilen bir telefon çıkmadığı gibi evinde tarafına ait olduğu gerekçesiyle ele geçirilen telefonda da örgütsel hiçbir veriye rastlanmadığına dair rapor bulunduğu, ekleme ve çıkarmaya müsait bir dijital veri dikkate alınarak, sahte veriler verilen, henüz kesinleşmeyen mahkeme kararına dayanılarak, dosyaya dahi celp edilmeden, UYAP ortamındaki yerel mahkeme verileri ile karar verilmesinin yasalara aykırı olduğu, görevden ihraç edilmesiyle alakalı ihraç edildiği tarihte kendisinden hiçbir savunma alınmadığı, ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334'üncü maddesindeki koşulların gerçekleştiği görüldüğünden davacının adli yardım isteği kabul edilmek suretiyle, 2577 sayılı Kanunun 17/2 maddesi uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek, aynı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından verilen kararın; yetki, şekil, sebep, maksat ve konu unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Olağanüstü hal kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar tarafından bu işlemlere karşı yapılan başvuru hakkında Komisyonun karar alma yetkisi, kaynağını Anayasa'dan alan 685 sayılı KHK ile tanınmış olduğundan ve anılan KHK, usulünce TBMM'de onaylandığından, işlemin yetki unsuru yönünden bir sakatlık bulunmadığı değerlendirilmektedir. Tesis edilen işlemin sebebi, davacının terör örgütü olduğu Milli Güvenlik Kurulunca tespit edilen ve Yargıtay tarafından bu yönde karar verilen FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının somut delillerle ortaya konulmuş olmasıdır. Bu nedenle, dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden de hukuka uygun olduğu açıktır. Komisyonun karar alma sürecinin yine KHK ile belirlendiği, karar alırken her türlü bilgi ve belgeye ulaşma imkanının bulunduğu ve davacı hakkında alınan kararda usul hükümlerine riayet edildiği görüldüğünden şekil unsuru yönünden de bir sakatlık bulunmadığı; öte yandan davacının kamu görevinden çıkarılması bir disiplin işlemi olmadığından bu konudaki mevzuat ve usulün uygulanmasının beklenemeyeceği, devlet ve millet bekasının büyük ölçüde tehdit eden bir yapıyla hızlı ve etkin mücadele amacıyla tesis edilen işlemde sebep, maksat ve konu yönlerinden hukuka aykırılıktan bahsedilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamayla birlikte;
1-Ankara 22. İdare Mahkemesince verilen 21/05/2019 gün ve E:2018/812, K:2019/999 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
3-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
4-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra mahkemesince istinaf başvurusunda bulunana re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 11/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)