(193 S. K. m. 23, 25, 61, 94, 125) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı ile Turkcell İletişim Hizmetleri Anonim Şirketi arasında 11.08.2008 tarihinde imzalanan İş Sözleşmesinde Değişiklik Protokolünde kararlaştırılan şekliyle 31.05.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere akdedilen iş sözleşmesinin sona ermesine ilişkin protokol uyarınca işveren tarafından kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile kullanılmamış izin haklarına ilaveten rekabet yasağı ödemesi olarak 12 ay boyunca her ay 25.000-USD olarak kararlaştırılan 306.000-USD'nin brüt 881.308,20-TL şeklinde yatırıldığı, bu ödeme üzerinden kesilen toplam 308.457,87-TL gelir vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali, tutarın tahsil edildiği tarihten itibaren işleyecek tecil faiziyle iadesi istemiyle açılan davada; çalışma ilişkisini sona erdiren işveren tarafından davacıya yasal bir zorunluluk olmaksızın yapılan ödemenin ücret niteliğinde olmaması ve 193 sayılı Kanun'un 25'inci maddesinin sözleşme tarihindeki hükümleri uyarınca gelir vergisinin konusuna girmemesi karşısında söz konusu ödemeden gelir vergisi tevkifatı yapılması açık bir vergilendirme hatası olduğundan aksi yöndeki Gelir İdaresi Başkanlığının zımni redde ilişkin işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı, davacının faiz istemine gelince; tahsili hukuka aykırı bulunan ve idarece tahsili tarihinden işbu karara göre iadesi tarihine kadar geçen süre içinde kullanımından mahrum kalınan tutarın bu husustaki genel hükümleri içeren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da öngörülen oranda faiz uygulanmak suretiyle davacıya iadesi gerekmekte olup, bu durumda Mahkemelerinin işbu kararı ile iadesine karar verilen tutarın 3095 sayılı Kanun’da öngörülen oranda hesaplanacak yasal faizi ile birlikte iadesine, davacının fazlaya ilişkin talebin ise reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar veren İstanbul 5. Vergi Mahkemesi'nin 25/09/2019 tarih ve E:2019/937, K:2019/1736 sayılı kararın davalı idare tarafından, ödemenin ücret niteliğinde olması nedeniyle davanın kabulüne ilişkin kısmının, davacı tarafından ise iadenin tecil faiziyle yapılması gerektiği nedeniyle davanın reddine ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
DAVACI SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALI SAVUNMASININ ÖZETİ: Davanın reddine ilişkin kısmına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi ile davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip taraflarca yapılan istinaf başvuruları hakkında gereği görüşüldü:
Dava; davacı ile Turkcell İletişim Hizmetleri Anonim Şirketi arasında 31.05.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere akdedilen iş sözleşmesinin sona ermesine ilişkin protokol uyarınca işveren tarafından rekabet yasağı ödemesi olarak 12 ay boyunca her ay 25.000-USD olarak kararlaştırılan 306.000-USD'nin brüt 881.308,20-TL şeklinde yatırıldığı, bu ödeme üzerinden kesilen toplam 308.457,87-TL gelir vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile tutarın tecil faiziyle iadesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İstinaf'' başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; 2. fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu hâlde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği düzenlemelerine yer verilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 23'üncü maddesinde bentler halinde sayılmış ücretlerin, gelir vergisinden istisna edildiği; 25'inci maddesinde de maddede belirtilen tazminat ve yardımların gelir vergisinden müstesna olduğu düzenlenmiştir.
Aynı Yasa'nın 61'inci maddesinin birinci fıkrasında, ücretin, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olduğu; ikinci fıkrasında, ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olmasının veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartıyla kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği; 94'üncü maddesinin birinci fıkrasının 1'inci bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104'üncü maddelere göre tevkifat yapılacağı hükmü yer almaktadır.
Gelir Vergisi Kanunu'nun 61'inci maddesinden anlaşılacağı üzere; ücret ve ücret sayılan ödemelerin ortak özelliğinin, bu ödemelerin çalışanın işverene bağlılığı ve hizmeti karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olmasıdır. Ayrıca yasal düzenlemelerde, ücret veya farklı ad altında ödenip ücret niteliği taşıyan ödemelerden tevkifat yapılacağı da belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, işveren şirket ile davacı arasında 24.05.2013 tarihinde imzalanıp 31.05.2013 tarihinden itibaren hüküm ifade eden protokolden, 12 ay boyunca her ay 25.000-USD olarak kararlaştırılan 306.000-USD'lik (881.308,20-TL) ödemenin, davacıya, başka bir işte çalışmama karşılığı, başka bir ifadeyle rekabet etmeme yükümlülüğü, rekabet yasağı karşılığında tazminat olarak ödendiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, davacıya sözleşme kapsamında, 2013/5 dönemi hesap pusulasında "maaş farkı" adı altında yapılan ödemenin işsizlik sebebiyle ve sosyal güvenlik kapsamında yapılan bir ödeme olmadığı; aynı neviden bir işte çalışmaması karşılığında yapılan bu ödemenin, yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerine göre ücret sayılan ödemelerin ortak özelliğini taşıdığı böylece, ücret olarak vergilendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, bu durumda, yasal olarak vergiden istisna edilmemiş olan, işveren şirket tarafından "maaş farkı" adı altında yapılan tutar üzerinden tevkif edilen gelir vergisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, davalı idare istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 5. Vergi Mahkemesi'nin istinaf başvurusuna konu edilen 25/09/2019 tarih ve E:2019/937 K:2019/1736 sayılı kararının kaldırılmasına, sonuç itibariyle davanın reddine, isteme konu Mahkeme kararının hüküm fıkrası Dairemizin işbu kararıyla değiştirildiğinden avukatlık ücreti ve yargılama giderlerine yönelik yeniden hüküm kurulmasına gerek görülerek, aşağıda dökümü gösterilen 266,90-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından istinaf başvuru aşamasında yapılan 19,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, işbu karara göre davacıdan tahsili gereken 44,40-TL karar harcı peşin yatırıldığından ayrıca tahsiline gerek olmadığına, posta avansından artan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay Başkanlığı nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 19.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)