İSTEMİN KONUSU: Ankara 21. İdare Mahkemesince verilen 14/05/2019 günlü ve E:2018/1649, K:2019/586 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmaktayken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 16/07/2018 tarihli ve 2018/24843 sayılı işlemin iptali ile yasal haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 21. İdare Mahkemesince; dosyadaki ve davacı hakkında Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2016/492 sayılı esasında yapılan ceza yargılamasında elde edilen bilgilere göre; davacının FETÖ/PDY terör örgütünün örgüt içi kriptolu haberleşme sistemi olan ByLock programını kullandığı, FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı Bank....'daki mevduatını örgüt liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde artırdığı, hakkındaki tanık ifadelerinde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat içerisinde olduğunun beyan edildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan .... Sendikasına üye olduğu, FETÖ/PDY ile müzahir faaliyetlerde bulunması nedeniyle kapatılan .... Derneği'nde yönetim kurulu üyesi olarak görevde bulunduğu, çocuğunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel okulda (2015-2016 eğitim öğretim dönemine ilişkin) kaydının olduğu, söz konusu deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile en az irtibat ve iltisak düzeyinde bağı bulunduğu sonuç ve kanaatine varıldığından davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği, dava konusu işlem Mahkemelerince hukuka uygun bulunduğundan, davacının yoksun kaldığı yasal haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, OHAL KHK'sı ile kamu görevine son verilemeyeceği, OHAL yönetiminin sona ermesi nedeniyle OHAL KHK'larının geçerliliğinin kalmadığı, OHAL KHK'sı ile kamu görevinden çıkarılmasının geçici, ölçülü ve orantılı bir tedbir mahiyetinde olmadığı, kamu görevine son verilmesine dayanak KHK'nın Anayasa'da öngörülen şekil şartlarına uygun olmadığı, KHK ile kamu görevine son verilmesinin fonksiyon gaspı olduğu, dilekçesinde belirttiği Anayasa ve AİHS hükümleri ile disiplin hukuku ve ceza hukuku ilkelerinin ihlal edildiği, FETÖ/PDY’yi ilk kez terör örgütü olarak kabul eden MGK kararı veya yargı kararı öncesi için kendisine herhangi bir suçlama yöneltilemeyeceği, Yasa mahiyetinde olmayan ve gizli nitelikte bulunan MGK kararlarının yargı kararlarına dayanak oluşturamayacağı, uyuşmazlığa bakan Mahkemenin kurulma ve yetkilendirme sürecinin tabii hakim ilkesine uygun olmadığı, Anayasaya sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair herhangi bir somut delil ortaya konulmadığı, ByLock kullanıcısı olduğuna dair iddianın ispatlanamadığı, kamu görevinden çıkarıldığı tarihte mevcut olmayan delil ve tespitlerin Komisyon kararına ve yargılamaya esas alınamayacağı gibi aleyhine sonuç doğurmayacağı, yasal olarak faaliyet gösteren banka, sendika, dernek, okul, şirket gibi özel hukuk tüzel kişileri hakkında sonradan OHAL kapsamında işlem yapılmasının geçmişte bu tüzel kişilerle yasal çerçevede ilişkisi olan kişilerin terör örgütüyle bağlantılı oldukları şeklinde yorumlanamayacağı ve aleyhe delil oluşturmayacağı, Mahkeme kararındaki "dernek yönetim kurulu üyesi" olduğuna dair ifadenin gerçeği yansıtmadığı, masumiyet karinesinin ve bir suç için bir ceza verilir ilkesinin (Non bis in idem) ihlal edildiği, adli yardımın yargılama giderlerinden tam bir muafiyet sağlaması gerektiği, ceza yargılamasında verilen kesinleşmemiş yargı kararlarının aleyhe değerlendirilemeyeceği, darbe girişimiyle ilişkilendirilebilecek herhangi bir eylem ve faaliyetinin olmadığı, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun insan hakları ihlallerini gidermediği, öne sürdüğü bazı argümanların Mahkeme kararında somut olarak karşılanmayarak gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, dava konusu işlemde ve davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayılması ve aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında; adli yardımın yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, davacının adli yardım talebi hakkında yeniden bir karar verilmeksizin2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Her ne kadar İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY ile müzahir faaliyetlerde bulunması nedeniyle kapatılan .... Derneği'nde yönetim kurulu üyesi olarak görevde bulunduğu ifadesine yer verilmiş ise de, dosyadaki bilgiler ve davacı hakkındaki ceza yargılamasında elde edilen delillerden davacının anılan derneğin üyesi olduğunun tespit edilmesine karşılık, yönetim kurulu üyesi olduğuna dair bir saptama yapılmadığı anlaşıldığından, Mahkeme kararındaki davacının dernek yönetim kurulu üyesi olduğuna dair ifade davacı aleyhine değerlendirilmemekle beraber, davacının anılan derneğin üyesi olduğuna dair tespit delil olarak kabul edilmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1-Ankara 21. İdare Mahkemesince verilen istinafa konu karar, usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
3-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra Mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanun'un değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere, 24/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)