İSTEMİN KONUSU: Ankara 21. İdare Mahkemesince verilen 12/04/2019 günlü ve E:2018/421, K:2019/433 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmaktayken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 09/04/2018 tarihli ve 2018/10543 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 21. İdare Mahkemesince; dosyadaki ve davacı hakkında Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2017/157 sayılı esasında yapılan ceza yargılamasında elde edilen bilgilere göre; davacının FETÖ/PDY terör örgütünün örgüt içi kriptolu haberleşme sistemi olan ....... programını kullandığı, FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı Bank.......'daki mevduatını örgüt liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde artırdığı, hakkındaki tanık ifadelerinde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat içerisinde olduğunun beyan edildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan ....... Sendikasına üye olduğunun, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen …… Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödeme bilgisinin olduğunun, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan ....... Derneği'ne ödeme bilgisinin bulunduğu, FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyetine dair kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, söz konusu deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile en az irtibat ve iltisak düzeyinde bağı bulunduğu sonuç ve kanaatine varıldığından davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği dava konusu işlem Mahkemelerince hukuka uygun bulunduğundan, davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, öğretmen olarak görev yapmaktayken kamu görevine son verildiği, hakkında ceza yargılamasında verilen mahkumiyet kararı kesinleşmiş olsa dahi Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğundan aleyhine delil olarak kabul edilmemesi gerektiği, FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisak veya irtibatının bulunmadığı ve bu yönde bir değerlendirmeye esas alınabilecek herhangi bir eylem ve faaliyetinin olmadığı, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun insan hakları ihlallerinin giderimini sağlayamadığı, başta savunma hakkı ve masumiyet karinesi olmak üzere dilekçesinde belirttiği Anayasa ve AİHS hükümleri ile disiplin hukuku ve ceza hukuku ilkelerinin ihlal edildiği, herhangi bir somut eylem isnadında bulunulmadan kamu görevinden çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu, OHAL KHK'sı ile kamu görevine son verilemeyeceği, OHAL KHK'sı ile kamu görevinden çıkarılmasının geçici, ölçülü ve orantılı bir tedbir mahiyetinde olmadığı, kamu görevine son verilmesine dayanak KHK'nın Anayasa'da öngörülen şekil şartlarına uygun olmadığı, MGK kararlarının yargı kararlarına dayanak oluşturamayacağı, FETÖ/PDY’yi ilk kez terör örgütü olarak kabul eden MGK kararı veya yargı kararı öncesi için kendisine herhangi bir suçlama yöneltilemeyeceği, yasal olarak faaliyet gösteren banka, sendika, dernek, okul, şirket gibi özel hukuk tüzel kişileri hakkında sonradan OHAL kapsamında işlem yapılmasının geçmişte bu tüzel kişilerle yasal çerçevede ilişkisi olan kişilerin terör örgütüyle bağlantılı oldukları şeklinde yorumlanamayacağı ve aleyhe delil oluşturmayacağı, Bank.......'ya örgütün talimatı ile finansal destek verdiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, Bank.......'ya yatırdığı meblağın küçük olduğu ve yeni doğan çocuğuna hediye olarak getirilen altınlara ait olduğu, ....... kullanıcısı olduğuna dair iddianın ispatlanamadığı, .......'un FETÖ/PDY terör örgütünün münhasır iletişim ağı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı, .......'un hukuka uygun bir delil olmadığı, hukuka aykırı delillerin dikkate alınamayacağı, dava konusu işlemde ve davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayılması ve aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında; adli yardımın yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, davacının adli yardım talebi hakkında yeniden bir karar verilmeksizin2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Uyuşmazlıkta, davacı hakkındaki ceza yargılamasında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan ....... Derneği'ne üye olduğunun, kullandığı GSM hattı hakkında yapılan HTS incelemesinde; FETÖ/PDY terör örgütünün Konya İl Yapılanmasında mütevelli-finans, arama tarama mesulü, grup/sohbet hocası, büyük bölge talebe mesulü, eyalet ilköğretim mesulü, il orta okul mesulü, emniyet mahrem imamı, ünite muhasebecisi olarak görev yapan şahıslar ve anılan örgüt kapsamında haklarında işlem yapılan şahıslarla çok sayıda irtibatının tespit edildiğinin, Konya İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünün 07/12/2016 tarihli araştırma tutanağında; davacının ikamet adresinde komşularından yapılan araştırmada; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ve liderine bağlılığının olduğu, evinde zaman zaman yapmış olduğu sohbetlerde örgüt liderini övücü konuşmalar yaptığı şeklinde bilgilere ulaşıldığının, (U.M.K.) adlı şahıs hakkındaki ceza soruşturmasında ele geçen günlükten şahsın FETÖ/PDY'ye bağlı evlerde kaldığının, söz konusu günlükte davacının da yazısının bulunduğunun ve davacının da FETÖ/PDY'ye bağlı evlerde kaldığının anlaşıldığının belirtildiği hususları Mahkeme kararında belirtilen diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görülmekte olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği düzenlemesi ile aynı Kanun'un 323. maddesinde yer verilen avukatlık ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı hususları birlikte dikkate alındığında, İdare Mahkemesi kararında yer alan yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsilinin, kanun yolu incelemeleri dahil kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan gerek Mahkeme ve gerekse istinaf safhasındaki yargılama giderleri ile vekalet ücretinin tahsil edilemeyeceği açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1-Ankara 21. İdare Mahkemesince verilen istinafa konu karar, usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda "...belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine..." şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince; "...belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin işbu kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine..." olarak düzeltilmesine,
3- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
4- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra Mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanun'un değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 25/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)