(2709 S. K. m. 120) (2577 S. K. m. 45) (667 S. KHK. m. 3, 4)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 7.İdare Mahkemesi'nce verilen 22/11/2018 gün ve E:2016/3585, K:2018/1964 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğünde Ekonomist olarak görev yapan davacı tarafından, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yönetim Komitesinin 28/07/2016 tarihli, 50935 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 7.İdare Mahkemesi'nce verilen 22/11/2018 gün ve E:2016/3585, K:2018/1964 sayılı kararla; davacının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğünde Ekonomist olarak görev yapmakta iken … terör örgütü ile bağlantılı olduğu tespit edildiğinden bahisle kamu görevinden çıkarılarak işine son verildiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08/01/2018 tarihli, 2018/5353 Soruşturma 2018/3193 Karar numaralı kararıyla, davacının da aralarında bulunduğu 45 kişi hakkında kamu adına Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği, 667 Sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesiyle, bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesinin yeterli görüldüğü, bu konuda idarelere geniş takdir yetkisi verildiği, idarece … terör örgütü ile irtibatlı olduğu değerlendirilen davacının, kamu görevinden çıkarılarak işine son verilmesine ilişkin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yönetim Komitesi'nin 28/07/2016 tarihli, 50935 sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuk ve usule aykırı olduğu öne sürülmekte ve istinaf yoluyla kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik Devletimize ve milletimize karşı 15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. Maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun 20.7.2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı ile Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesi üzerine, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanan anılan karar, 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu çerçevede; Bakanlar Kurulunca 22.7.2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) 23.7.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Olağanüstü hâli gerekli kılan konu, 667 sayılı KHK’nın amacı ile 3. ve 4. maddelerinde düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve mahiyeti birlikte dikkate alındığında, anılan tedbirler vasıtasıyla başta ……. olmak üzere terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarından çıkarılarak Anayasa ile kurulan demokrasi düzeninin korunmak istendiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, KHK’nın 3. ve 4. maddelerinde öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarma; adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
Her kamu görevlisinin az veya çok kamu gücü kullandığı ve bu güç ile vatandaşlar üzerinde etkili işlemler tesis ettiği dikkate alındığında, yapılan düzenlemelerden, Kanun koyucunun, terör örgütleri ile anlayış ve davranış birliği içinde olanların kamu gücü kullanmalarını engellemek üzere kamu görevinden çıkarılmasını murad ettiği anlaşılmaktadır. Zira, .... özelinde daha belirgin şekilde ortaya çıkmıştır ki, illegal yapılar önce bireysel sonra da örgütsel boyutta kamu gücünü gizli, sinsi ve yasal görünümlü yöntemlerle elde etmekte, böylece anlayış ve davranış birliği içinde olduğu grup, örgüt veya yapıya şu veya bu şekilde menfaat sağlarken diğer bireyler aleyhine işlem ve eylemde bulunmaktadırlar. Bu şekilde sarmal haline gelen güç devşirmenin amacı, bölgesel düzeyde veya ülke genelinde yönetimi ele geçirmektir.
15 Temmuz 2016 gecesinde olduğu gibi Devlet ve millet bekasının gerçek ve yakın bir tehlike altına girdiği durumlarda Anayasa ve Uluslararası Hukukun çizdiği sınırlar çerçevesinde gerekli tedbirlerin alınması zorunlu olmuştur.
Bu kapsamda, ilan edilen olağanüstü halden sonra yürürlüğe sokulan667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler" başlıklı 4. maddesinde,"(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;
g) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır.
(2) Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır. (3) Bu maddeye göre görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. (4) Bu madde kapsamında kamu görevi sona erdirilen personele ait kadro ve pozisyonlara, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve diğer mevzuattaki kısıtlamalara tabi olmaksızın Bakanlar Kurulunca belirlenecek sayıda kadro ve pozisyon için atama yapılabilir. " hükmüne yer verilmiştir.
Yaşanan menfur darbe girişiminden sonra tüm vatandaşların huzur içinde ve hep birlikte yaşamasının temini bakımından beka konusu olan Devletin varlığını daim kılmak amacıyla getirilen düzenlemelerden birisi olan 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde, kamu görevinden çıkarma işleminin tesis edilebilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayının yeterli görüleceği hüküm altına alınmış ise de, kişilerin kamu görevinden çıkarılması gibi ağır sonuçlar doğuran işlemin temelinde yer alan bu değerlendirmenin hukuken kabul edilebilecek somut delillere dayandırılmasının, ülkemizde yaşanabilecek kargaşanın önlenmesi, adaletin sağlanması, subjektif ve kötü niyete dayanabilecek tasarrufların önlenmesi ve kamu düzeninin devamlı olarak temin edilmesi bakımından hukuk devletinin bir gereği olduğu açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının, davalı idare bünyesinde Ekonomist olarak görev yapmakta iken, yukarıda hükümlerine yer verilen 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kamu görevinden çıkartılmasına ilişkin olarak tesis edilen 28/07/2016 tarihli, 50935 sayılı Yönetim Komitesi kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dairemizce yapılan 25/09/2019 tarih ve E:2019/357 sayılı ara karamızla; davalı idareden, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü KOM (Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele) Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü'nden, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı'ndan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'ndan; 1.Davacı ve yakınları hakkında, .... terör örgütü üyesi olduğu veya anılan terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu yönünde savcılık hazırlık tahkikatı, adli soruşturma ve kovuşturma bulunup bulunmadığının sorularak, adı geçen şahıs hakkında .... terör örgütüne üye olmak veya anılan terör örgütü ile irtibatlı olduğundan bahisle yürütülen bir adli kovuşturma veya açılmış bir dava varsa buna ilişkin tüm bilgi ve belgenin gönderilmesinin istenildiği, 2.Davacıhakkında 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/5353 Soruşturma, 2018/3193 Karar sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararının, davacı yönünden kesinleşip kesinleşmediği, anılan karara davacı yönünden itiraz edilmiş ise kaldırılıp kaldırılmadığı hususunun sorularak, buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin; anılan karar davacı yönünden kesinleşmiş ise kesinleşme, şerhine ilişkin belgenin gönderilmesinin istenildiği, Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü'nden, Bankasya hesabı/hesapları bulunup bulunmadığının sorulduğu ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığı'ndan; davacı ve yakınlarının tüm hesap hareketlerinin .... bağlantısı açısından incelenerek, düzenlenecek raporun gönderilmesinin istenildiği, yapılan ara kararlarına verilen ve dosyada mevcut olan cevaplardan bir kısmında davacı ve yakınlarının terör örgütü ile irtibat veya iltisakının bulunduğuna dair bir kaydın mevcut olmadığı, davacı hakkında sadece Polnet 4 kaydında ''....-kendisi'' şerhinin bulunduğunun bildirildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun Sayı:2019/8256 Savcılık Muhabere Dosyası ve 15.10.2019 tarihli yazısıyla, Doğan Karaman hakkında 2018/5353 Takipsizlik Kararı verildiği, diğer şahıslar (ekli nüfus kayıt örneğine göre yakınları) hakkında ise Başsavcılıklarının Terör Suçları Soruşturma Bürosunda herhangi bir soruşturma bulunmadığının bildirildiği, öte yandan, davacı hakkındaki Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın davacı yönünden kesinleştiği, Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonu'nun 02.12.2019 tarihli cevap yazısında; davacının, annesi F. D. ve oğlu ..... ...... .... adına banka nezdinde açılmış hesap bulunduğu bilgisinin verildiği, ekli CD'nin incelenmesinden, davacının ....'da hesap açılış tarihinin 02.02.2012 olduğu, bankanın farklı şubelerinde hesabının olduğu, anılan hesapların bir kısmının 16.07.2014 tarihinde, bir kısmının ise 01.03.2016 tarihinde kapatıldığı, davacının anılan hesabında, çok düşük tutarda para bulunduğu, 2012 yılından itibaren anılan bankanın kredi kartı kullanımının devam ettiği, annesi F. D.'ın 2012 yılında açılan hesabında (Ocak 2013-5727,61 TL, .......2014 Ocak 5617,83 TL........ ,) belirli bir tutarda para bulunduğu, ancak örgüt liderinin bankaya para yatırılmasına yönelik 25.12.2013 tarihli çağrısından sonra hesapta bir artışın gözlemlenmediği, oğlu ..... ...... .... adına olan hesapta ise hesap hareketi olmadığının görüldüğü, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığı'ndan; bahsi geçen şahısların tüm hesap hareketlerinin .... bağlantısı açısından incelenerek gönderilen raporda, bahsi geçen şahıslar hakkında, Başkanlığın, erişim sağlanan veriler üzerinde ".... Bakiye Bilgileri", "Kapatılan Kurumlarla Ortaklık İlişkisi", "Kapatılan Kurumlardaki Çalışma Bilgileri", "Kapatılan Kurumlarla Transfer İşlemleri" ile diğer hesap hareketleri sorgulamalarında, davacıya, annesine (F. D.), oğluna (..... ...... ....) ve kardeşine (C. K.) ait elde edilen .... Hesap Bilgilerine ilişkin sorgu sonuçlarına ait CD gönderildiği görülmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27/06/2019 tarihli E:2018/16-418, K:2019/513 sayılı kararında; ".... silahlı terör örgütüyle ilgili olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında, örgüt lideri .....'in talimatıyla, para toplama ve mali kaynak oluşturma amacıyla, yasal görünüm altında kurulan ....'nın örgütün finans kaynaklarından biri olduğu, 2013 yılı Aralık ayı sonrasında mali olarak zor duruma düşen bu bankanın parasal kaynak yönünden iyi durumda olduğunu göstermek, bankacılık sektöründeki faaliyetlerinin ve böylelikle örgüte para aktarımının devamlılığını sağlamak amacıyla, bizzat örgüt liderinin bankaya para yatırılmasına yönelik 25.12.2013 tarihli çağrısı doğrultusunda, bu çağrıya uyan kişilerce özellikle 2014 yılının başından itibaren gerek bir kısım mal varlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin örgüt yararına para yatırılması, katılım hesapları açılması, döviz ve altın alım satımı gibi işlemler yapıldığının tespit edildiği" belirtilmiştir.
.... lideri tarafından çağrının yapıldığı 25/12/2013 tarihinden, bankanın TMSF'ye devir edildiği 29/05/2015 tarihine kadar, yeni hesaplar açma, para yatırma ve açılmış olan hesaplardaki mevduat tutarlarını artırma işlemlerine devam edildiği, 29/05/2015 tarihinden sonra hesap açma ve para yatırma işlemlerinin büyük ölçüde azaldığı dikkate alındığında; belirtilen tarih aralığında bankacılık açısından tamamen riskli konuma geldiği bilinebilen bankada yeni hesaplar açtırmanın ve para yatırmanın, iltisak ve irtibat düzeyinde .... ile ilişkinin varlığını ortaya koyduğu açıktır.
Uyuşmazlıkta; dosyada bulunan ara kararları cevapları da dahil, tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; yapılan ara kararlarıyla davacının 667 sayılı KHK hükümleri uyarınca .... terör örgütü ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı olduğunda dair bir bilgi ve belgenin bulunup bulunmadığının gönderilmesinin istenildiği, gelen ara kararı cevaplarında davacı ve yakınları hakkında bu hususta bir kaydın bulunmadığının belirtildiği, davacı hakkındaki Polnet 4 kaydının dayanağının ortaya konulamadığı, .... ile ilgisinin olağan bankacılık faaliyeti kapsamında kredi kartı kullanımı ile sınırlı kaldığı, terör örgütü liderinin talimatından sonra kendi şahsının Banka Asya'da para yatırma ve artışının görülmediği, öte yandan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda .... terör örgütü üyeliği suçlamasıyla yürütülen soruşturmada ise, "Ankara İl Emniyet Müdürlüğünün 23.11.2017 tarihli raporuna göre 'Bylock sorgusunda, .... Silahlı Terör Örgütü üyelerinin kendi aralarında haberleşmek amacıyla kullandıkları şifreli haberleşme programı olan Bylock kaydına MİT Müsteşarlığı tespitlerine göre' rastlanılmadığı gibi, dokuz başlık altında .... veri havuzu sorgulama modülünde herhangi bir kayda rastlanılmadığı, .... Silahlı Terör Örgütünün hiyerarşisine dahil olarak örgüt üyesi olduklarına dair aleyhlerine adli kolluk birimleri tarafından yapılmış herhangi bir tespit olmaması, şüphelilerin örgütün gizli haberleşme amaçlı kullandığı şifreli ''Bylock'' programı kullanıcısı olmaması, örgüt yöneticisi ve üyeleri ile örgütle irtibatlı kişi ve kurumlara yardım ettiklerine dair kesin bir tespit bulunmaması, kendileri ve ailelerinin FETÖ/PDY ve aidiyeti, irtibatı ve iltisakı olan okul, özel yurt, dernek, sendika, vakıf ve şirketlerle herhangi bir organik bağlarının belirlenemediği" gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği hususları göz önünde alındığında, .... terör örgütüne mensubiyet, üyelik, irtibat veya iltisakı bulunduğu hususunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde somut olarak açıkça ortaya konulamayan davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4/1-g maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf isteminin KABULÜNE Ankara 7.İdare Mahkemesi'nce verilen 22/11/2018 gün ve E:2016/3585, K:2018/1964 sayılı kararın KALDIRILMASINA, dava konusu işlemin İPTALİNE, mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam 413,40-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE, artan posta ücretinin kararın kesinleşmesi halinde istinaf isteminde bulunana İADESİNE, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 13/12/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU: İstinaf istemine konu İdare Mahkemesi kararı ile dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, istinaf isteminin reddi gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)