(2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 125, 127)
İSTEMİN ÖZETİ: Malatya İdare Mahkemesi'nce verilen 05/07/2018 tarih ve E:2018/237, K:2018/862 Sayılı kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı idarenin istinaf gerekçelerinin hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi'nce 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde hemşire olarak görev yapan davacının, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/B-a maddesi uyarınca "Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak" fiilini işlediğinden bahisle kınama cezası ile tecziye edilmesine ilişkin 18.09.2017 tarih ve E.67537 Sayılı davalı idare işlemine karşı yapılan 21.09.2017 tarihli itirazın reddine ilişkin İnönü Üniversitesi Disiplin Kurulu'nun 14.11.2017 tarihli kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; 657 Sayılı Kanun'un 127. maddesi uyarınca fiilin işlenildiğinin öğrenildiği tarihten itibaren kınama cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılması gerekmekte olup davacının işlediği iddia edilen yanlış kan verilmesi fiilinin idare tarafından konuyla ilgili tanzim edilen tutanağın idareye bildirildiği tarih olan 07.10.2016 tarihinde öğrenilmiş olduğunun kabulü gerekeceğinden, 07.10.2016 tarihinden itibaren işlemeye başlayan bir aylık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 12.12.2016 tarihinde soruşturma oluru verilerek başlatılan soruşturmanın zamanaşımına uğradığı, bu sebeple dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından; davanın zamanaşımına uğramadığı, işlemin iptalini gerektiren bir durum olmadığı, davacının işlemiş olduğu iki ayrı fiile ilişkin disiplin soruşturmasının süresi içinde açıldığı, yerel mahkeme kararında hukuka uyarlılık bulunmadığı ileri sürülerek İdare Mahkemesi kararının kaldırılması istenilmektedir.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde, "Bu Kanunun 125. maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almıştır.
Disiplin cezaları kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Anılan mevzuat hükmünde, Kanun'un 125. maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılmaması halinde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı belirtilmektedir. Bu düzenlemedeki amaç, ilgili personeli sürekli olarak bir disiplin soruşturması ihtimali ile karşı karşıya bırakmamak ve ilgili idareyi de fiil ve halin işlendiğinin öğrenilmesini müteakip hızlıca harekete geçirip mevcut ise bozulan disiplinin yeniden tesis edilmesini sağlamaktır. Düzenlemedeki "soruşturmaya başlanılması"ndan, salt ilgili disiplin amirinin soruşturma oluru / emri değil, idarenin soruşturmaya başlama iradesini ilk olarak ortaya koyan herhangi bir işlemi anlaşılması gerekmektedir. Öyle ki, ilgili idareye yapılan ihbar, şikayet ve benzerinin doğrudan soruşturmaya başlanılabilmesi için yeterli açıklıkta olmadığından ön inceleme/ araştırma yapılmasını gerektirebilecek, ya da benzer bir şekilde, mahiyeti itibariyle yapılacak soruşturmanın ilgili disiplin amirliğinin iş gücünü aşması gibi durumlarda, idare tarafından soruşturma iradesi süresi içerisinde ortaya konulmuşsa da sonraki tarihlerde tesis edilecek "soruşturma oluru/ emri" işlemi nedeniyle Kanun'daki bir aylık süre de aşılabilecektir. Bu nedenle, soruşturmaya başlamanın, her halde "soruşturma oluru/ emri" işlemi ile başladığı kabulünün, Kanun'un amacı ile örtüşmeyeceği anlaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının görevli olduğu Turgut Özal Tıp Merkezinde enfeksiyon kliniğinde yatarak tedavi gören H. İ. A. isimli hastaya 07.10.2016 tarihinde 0 Rh (+) grubu kan yerine yanlış olarak B Rh (+) grubu kan transfüzyonu yaptığı, hastada titreme belirtileri başladığı, kanın verilmesi sırasında günlük hasta kontrolü yapan klinik sorumlusu Prof. Dr. Ü. K.'nın olayı görmesi üzerine müdahale ederek kan transfüzyonu sonlandırılıp gerekli müdahalelerin yapılarak hayati tehlikenin daha fazla büyümeden önüne geçildiği, klinik sorumlusu Prof. Dr. Ü. K.'nın olay ile ilgili 07.10.2016 tarihli tutanak tutarak aynı tarihli ve 30514 Sayılı yazı ile durumu idareye bildirmesi sonrasında 26.10.2016 tarih ve E. 14369 Sayılı yazı ile ön inceleme başlatıldığı, 07.11.2016 tarihli ön inceleme raporunun idareye 10.11.2016 tarih ve 12708 Sayılı yazı ile bildirildiği, sonrasında 12.12.2016 tarih ve 47114 Sayılı yazı ile davacı hakkında "Turgut Özal Tıp Merkezinde enfeksiyon kliniğinde yatarak tedavi gören bir hastaya yanlış kan verildiğinden" bahisle disiplin soruşturması açılması oluru verildiği, soruşturma sonucu düzenlenen 03.08.2017 tarih ve 57312 Sayılı raporda, yatarak tedavi gören bir hastaya yanlış kan verildiği fiili ile kan ve kan bileşenleri nakli için bilgilendirilmiş onam formu'nda yer alan şahit hemşire M. Ş.'nin yerine imza atmak fiilinin sübuta erdiği gerekçesiyle 657 Sayılı Kanun'un 125/B-a maddesi uyarınca "Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak," fiilini içeren disiplin suçunu işlediği sonucuna ulaşılarak kınama cezası verilmesinin teklif edildiği, kınama cezası ile tecziye edilmesine ilişkin 18.09.2017 tarih ve E.67537 Sayılı davalı idare işlemine karşı yapılan 21.09.2017 tarihli itirazın reddine ilişkin İnönü Üniversitesi Disiplin Kurulu'nun 14.11.2017 tarihli kararının iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacının 07.10.2016 tarihinde meydana gelen Turgut Özal Tıp Merkezinde enfeksiyon kliniğinde yatarak tedavi gören bir hastaya yanlış kan verilmesi olayı ile ilgili olarak klinik sorumlusu Prof. Dr. Ü. K.'nın 07.10.2016 tarihinde tutanak tutarak durumu idareye bildirdiği, bu tutanak üzerine konunun değerlendirilmesi için 26.10.2016 tarihinde ön incelemeci görevlendirildiği, yapılan ön inceleme sonucu düzenlenen rapor gereğince soruşturma açılmasının uygun olacağının Rektörlük makamına bildirilmesi üzerine 22.12.2016 tarihinde soruşturma oluru alındığı, her ne kadar soruşturma olurunun tutanak tarihinden itibaren bir ay içinde alınmadığı gerekçesiyle mahkemece dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, idarece inceleme ve soruşturmaya konu olayın öğrenildiği 07.10.2016 tarihinden itibaren bir ay içinde ve 26.10.2016 tarihinde incelemenin başlatılmış olması sebebiyle idarece soruşturmaya başlanılması yönündeki iradenin anılan inceleme ile ortaya konulmuş olduğu anlaşıldığından, bu tarihten itibaren soruşturmaya başlanıldığının kabulü gerektiği, bu nedenlerle de olayda süresi içerisinde soruşturmaya başlanıldığı anlaşıldığından, davalı idarenin ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilen kararda hukuka uygunluk görülmemekle birlikte, Mahkemece dava konusu disiplin cezasına ilişkin başkaca usule yönelik bir hukuka aykırılığın bulunup bulunmadığı ve fiilin sübuta erip ermediği yönünden bir değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesi gerekmektedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüyle istinafa konu mahkeme kararının kaldırılmasına, dava dosyasının 2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine, mahkemesince yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 04/03/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)