İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nce 28/11/2016 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "2017 yılı Araç Kiralama" ihalesinde 05/12/2016 tarihli kesinleşen ihale kararı ile ekonomik açıdan en avantajlı 2. teklif seçilmesinin sonrasında 13/12/2016 tarihli karar ile 4734 sayılı Kamu ihale Kanunu'nun 11/g maddesi uyarınca ihale tarihi itibariyle FETÖ/PDY terör örgütüne irtibatlı ve iltisaklı olduğunun tespit edildiğinden bahisle teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına ilişkin karara karşı teklifi değerlendirme dışı bırakılan şirket tarafından 02/01/2017 tarihli dilekçeyle Kamu İhale Kurumuna karşı yaptığı itirazen şikayet başvurusunun reddine ilişkin 01/02/2017 tarih ve 2017/UH.I-460 sayılı Kamu İhale Kurulu kararının iptali istemiyle açılan ve Ankara 10. İdare Mahkemesinde görülen davada verilen 26.05.2017 tarih ve E:2017/1154, K:2017/1398 sayılı, davanın reddine ilişkin kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen 13/03/2018 tarih ve E:2017/1613, K:2018/955 sayılı karar ile bozularak, dava konusu Kurul kararının iptaline kesin olarak karar verildiği, kararın davacıya tebliği üzerine, ihale dışı bırakılmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu nedeniyle, 30 yıllık köklü şirket olarak yıllardır işlerini yürüttüğü TEDAŞ Genel Müdürlüğü, Gümrük Bakanlığı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi gibi kurumlar tarafından ihale dışı bırakıldığı ya da sözleşmesinin feshedildiği ileri sürülerek, hukuka aykırı olarak davalı idarece teklifinin değerlendirme dışı bırakılması kararına karşı (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) Kamu İhale Kurumuna yaptığı itirazen şikayet için ödediği 6.745,00 TL tutarındaki bedelin maddi tazminat olarak 01/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, idari işlem ile iptal kararının verildiği yaklaşık iki yıllık süreçte kaybettiği ticari itibarına karşılık olarak 500.000,00 TL manevi tazminatın ise idari işlem tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada; davacının teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına gerekçe oluşturan Ankara 10. İdare Mahkemesinin 26/05/2017 tarihli kararının, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 13/03/2018 tarih ve E:2017/1613, K:2018/955 sayılı kararı ile bozularak davacının ihale dışı bırakılması işlemine karşı yaptığı itirazen şikayet başvurusunun reddine dair Kamu İhale Kurulu'nun 01/02/2017 tarih ve 2017/UH.I-460 sayılı kararının iptaline karar verildiği ve bu karar ile davacının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibatlı ve iltisaklı olduğu yönünde dayanak işlemin ortadan kalktığı anlaşıldığından, davacının, Kamu İhale Kurulu'nun 01/02/2017 tarih ve 2017/UH.I-460 sayılı kararına konu işlem ile zarara uğradığının kabulü gerektiği, para ile ölçülebilen zarar olarak da anılan maddî zararın; bir kişinin malvarlığında meydana gelen kayıp olarak tanımlandığı, ihalede teklifi değerlendirme dışı bırakılan işlem nedeniyle açılacak tazminat davalarında, bu işlemden dolayı uğranılan somut ve kesin zararlarla birlikte, ihaleye katılım için ihaleye özgü olarak yapılan ve ispatlanabilen zararların tazmininin istenilebileceği, davacı şirketin ihale dışı bırakılması işlemine karşı Kamu İhale Kuruluna yaptığı itirazen şikayet başvurusu karşılığında ödemek zorunda kaldığı 6.745,00 TL tutarındaki ücretin, davacı şirketin ihale dışı bırakılmamış olsa idi itirazen şikayet başvurusu yapmasına ve bu ücretin ödenmesine gerek bulunmadığı dikkate alındığında, ödeme makbuzları ile somut ve tespit edilebilir bir zarar olması sebebiyle davacı şirkete ödenmesi gerektiği, davanın manevi tazminat talebine ilişkin kısmına gelince; manevî tazminatın, kişilik haklarının ihlâli halinde meydana gelen eksilmenin, başka türlü giderim yolunun bulunmaması nedeniyle uğranılan manevi zararın kısmen de olsa telafi edilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu, tüzel kişilerin kişilik haklarını, saygınlık, ticari itibar, sosyal ilişkiler bakımından sahip olunan değer, diğer kurumlar nezdindeki algılanış, mesleki çevrelerdeki konum, güvenilirlik gibi değerlerin oluşturduğu, tüzel kişiliğin, saygınlığını yitirmesine, itibar kaybına uğramasına ve amaçlarını gerçekleştirmek bakımından zor duruma düşürülmesine yol açan hukuka aykırı tasarrufların manevi zarara yol açtığı kabul edilerek, bu tür zararların tazmini gerektiği, tüzel kişiler lehine manevi tazminata hükmedilirken piyasadaki konumları ve ekonomik durumları dikkate alınarak, olay nedeniyle piyasadaki konumlarının ve ticari itibarlarının sarsılması ile orantıyı ifade edecek, işlemin hukuka aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın belirlenmesi gerektiği, davacı şirket tarafından, davalı idareye FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantılı olmadığını gösteren kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ile Emniyet Araştırma raporu sunulmasına rağmen davalı idare tarafından bu belgelere itibar edilmeksizin yargı kararıyla da ortaya konulduğu üzere gerçekliği ve doğruluğu ispatlanamayan FETÖ/PDY terör örgütüne irtibatlı ve iltisaklı olduğu yönünde bir bilgiye istinaden ihale dışı bırakılması hususunun davacı şirketin, ticarî itibarının zedelenmesine ve güvenilirliğinin azalmasına sebebiyet vereceği kanaatine varıldığından, ihale dışı bırakılması işlemi nedeniyle takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın davacı şirkete ödenmesi gerektiği, öte yandan, her ne kadar davacıya ödenmesi gereken maddi tazminatın itirazen şikayet başvurusunun yapıldığı 01/02/2017 tarihinden itibaren, manevi tazminatın ise, idari işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talep edilmekte ise de; yerleşik Danıştay içtihatlarına göre, faiz başlangıç tarihi idareye bu maksatla yapılan bir başvurunun bulunması halinde başvuru tarihinden, başvurunun olmadığı durumlarda ise dava açma tarihi olması gerektiğinden, her ne kadar davacı şirket tarafından, bu maksatla davalı idareye, birden fazla başvuru yapıldığı ve başvurulara verilen cevap üzerine değil, Ankara 10. İdare Mahkemesinin ret kararının Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından bozulup, kurul kararının iptaline kesin olarak karar verilerek, davacıya tebliği üzerine dava açıldığı nazara alınarak, dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın maddi tazminata ilişkin isteminin kabulüne, 6.745,00 TL'nin dava tarihi olan 06/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile, takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, davanın, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerine ilişkin kısmının ise reddine ilişkin olarak Ankara 12. İdare Mahkemesi'nce verilen 10/06/2019tarih ve E:2018/1544, K:2019/1257 sayılı kararın, davacı tarafından manevi tazminatın kısmen reddine ilişkin kısmının kaldırılması, davalı idare tarafından ise maddi ve manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Taraflarca savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; davacı şirket tarafından, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nce 28/11/2016 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "2017 yılı Araç Kiralama" ihalesinde 05/12/2016 tarihli kesinleşen ihale kararı ile ekonomik açıdan en avantajlı 2. teklif seçilmesinin sonrasında 13/12/2016 tarihli karar ile 4734 sayılı Kamu ihale Kanunu'nun 11/g maddesi uyarınca ihale tarihi itibariyle FETÖ/PDY terör örgütüne irtibatlı ve iltisaklı olduğunun tespit edildiğinden bahisle teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına ilişkin karara karşı teklifi değerlendirme dışı bırakılan şirket tarafından 02/01/2017 tarihli dilekçeyle Kamu İhale Kurumuna karşı yaptığı itirazen şikayet başvurusunun reddine ilişkin 01/02/2017 tarih ve 2017/UH.I-460 sayılı Kamu İhale Kurulu kararının iptali istemiyle açılan ve Ankara 10. İdare Mahkemesinde görülen davada verilen 26.05.2017 tarih ve E:2017/1154, K:2017/1398 sayılı, davanın reddine ilişkin kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen 13/03/2018 tarih ve E:2017/1613, K:2018/955 sayılı karar ile bozularak, dava konusu Kurul kararının iptaline kesin olarak karar verildiği, kararın davacıya tebliği üzerine, ihale dışı bırakılmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu nedeniyle, 30 yıllık köklü şirket olarak yıllardır işlerini yürüttüğü TEDAŞ Genel Müdürlüğü, Gümrük Bakanlığı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi gibi kurumlar tarafından ihale dışı bırakıldığı ya da sözleşmesinin feshedildiği ileri sürülerek, hukuka aykırı olarak davalı idarece teklifinin değerlendirme dışı bırakılması kararına karşı (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) Kamu İhale Kurumuna yaptığı itirazen şikayet için ödediği 6.745,00 TL tutarındaki bedelin maddi tazminat olarak 01/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, idari işlem ile iptal kararının verildiği yaklaşık iki yıllık süreçte kaybettiği ticari itibarına karşılık olarak 500.000,00 TL manevi tazminatın ise idari işlem tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.
Davacı ve davalı idare istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürülen hususlar anılan kararın manevi tazminat isteminin kısmen reddine ve maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısımları yönünden istinaf başvurularının kabulünü gerektirecek nitelikte görülmediğinden, bu kısımlar yönünden tarafların istinaf başvurularının reddi gerekmektedir.
Kararın manevi tazminat isteminin kısmen kabule ilişkin kısmı yönünden davalı idare istinaf istemine gelince;
Anayasa'nın 125.maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış; 2557 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2.maddesinde de, tam yargı davaları idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
Manevi tazminat; malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın aynı zamanda duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir. İşte bu niteliğinden dolayı sorumluluk hukukunun genel çerçevesinde manevi tazminatın miktarı her bir olay ve birey yönünden yargı yerlerince farklı şekilde değerlendirileceğinden, manevi tazminat miktarının idare organlarınca takdir edilmesini sağlayacak şekilde yasayla belirlenmesi de müessesenin niteliği ile bağdaşmayacağından, yasa koyucunun bunu Kanunda açıkça öngörmesini beklemek de gerçekçi değildir.
Bu itibarla; davacı şirket lehine manevi tazminata hükmedilmesi yönüyle istinafa konu idare mahkemesi kararının gerekçesi yerinde görülmüş ise de, zarara yol açan işlemin niteliği(ihalede değerlendirme dışı bırakılması) değerlendirildiğinde, idare mahkemesince hükmedilen manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açacak şekilde yüksek belirlendiği; buna göre, manevi tazminatın amaç ve niteliği ile yukarıda belirtilen ölçütler dikkate alındığında,10.000.-TL manevi tazminat Dairemizce takdir edilerek, belirlenen bu tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebi yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Ankara 12. İdare Mahkemesi'nce verilen 10/06/2019 tarih ve E:2018/1544, K:2019/1257 sayılı kararın maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren bir neden bulunmadığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun bu kısım yönüyle REDDİNE, davalı tarafın istinaf başvurusunun manevi tazminat istemi yönüyle kısmen Kabulü ile kararın, manevi tazminat isteminin 50.000TL kısmının kabulüne ilişkin kısmının kaldırılarak 10.000TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine, kararın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik ise davacının istinaf başvurusunun REDDİNE, istinaf başvurusu kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlandığından, mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam1.526.25-TLyargılama giderinin haklılık oranı dikkate alınarak 46,25 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 1.480 TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, fazladan yatırılan 7.510 TL'nin istemi halinde davacıya iadesine, hükmedilen manevi tazminat tutarı için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için belirlenen 3.110,00TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya, reddedilen manevi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2 maddesi uyarınca belirlenen 3.110,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde ilgili tarafa iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay ilgili Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere, 17/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)