İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 01/04/2019 günlü ve E:2018/1143, K:2019/979 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmaktayken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 20/03/2018 tarihli ve 2018/7916 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesince; dosyadaki ve davacı hakkında Adana 11.Ağır Ceza Mahkemesinin E:2016/31 sayılı esasında yapılan ceza yargılamasında elde edilen bilgilere göre; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğu belirlenen ByLock iletişim sistemini kullandığı, söz konusu delil dikkate alındığında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, hakkındaki ceza yargılaması sürecinin devam ettiği, ceza yargılamasında verilen kesinleşmemiş yargı kararlarının aleyhe değerlendirilemeyeceği, hakkındaki ceza yargılamasının bekletici mesele yapılması gerektiği, savunma hakkının ihlal edildiği, OHAL KHK'sı ile kamu görevine son verilemeyeceği, OHAL yönetiminin sona ermesi nedeniyle OHAL KHK'larının geçerliliğinin kalmadığı, OHAL KHK'sı ile kamu görevinden çıkarılmasının geçici, ölçülü ve orantılı bir tedbir mahiyetinde olmadığı, öne sürdüğü bazı argümanların Mahkeme kararında somut olarak karşılanmayarak gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, FETÖ/PDY yönünden 17/25 Aralık 2013 öncesi ve sonrası ile 15 Temmuz 2016 tarihi öncesi ve sonrası için ayrım yapılarak konunun değerlendirilmesi gerektiği, davalı idare vekille temsil edilmediği halde aleyhlerine vekalet ücretine hükmedildiği, dava konusu işlemde ve davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacının Kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 sayılı hazırlık soruşturmasında ele geçirildiği belirtilen FETÖ/PDY terör örgütünce Emniyet Teşkilatına yönelik olarak hazırlandığı anlaşılan örgüt arşivinde bulunan detay bilgisinde davacının "KIRMIZI SAYV" (FETÖ mensubu olup ''gassalın elindeki meyyit'' olarak ifade edilen, zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş, yöneticilik vasfı olan, grubu olan ve örgüt toplantı hocalığı yapan polis memurları) seviyesinde kodlandırılmış durumda olduğu, hakkında üst amir kanaati olarak 05/08/2016 tarihinde yapılan değerlendirmelerde FETÖ/PDY terör örgütüyle kuvvetli irtibat ve iltisakı bulunduğu yönünde görüş belirtildiğinin tespit edildiği, davacı hakkındaki idari soruşturma bilgilerine göre; 11/04/2017 tarihli Tevdi Raporunda, "FETÖ/PDY üyelerinin kendi içlerinde iletişimi sağladıkları ByLock programını mobil cihazlarına yükleyen ve kullananlar, iltisaklı veya irtibatlı olduğu değerlendirilenler" arasında davacının isminin de yer aldığının belirtildiği hususları Mahkeme kararında belirtilen diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından harcı yatırılarak yürütmenin durdurulması talebinde bulunulduğu, Mahkemenin de davacının bu istemini karara bağlandığı ancak esas hakkındaki kararda, yürütmenin durdurulması harcının kullanılmadığı gerekçesiyle davacıya iadesine karar verildiği ve yargılama giderleri dökümünde yürütmenin durdurulması harcına yer verilmediği görülmektedir.
Mevzuatta harç ödenmesi ön koşuluna bağlanmış yargısal taleplerin karara bağlanabilmesi için öncelikle harcın yatırılması gerektiği ve söz konusu istemlerin yargı mercilerince karara bağlanması halinde harcın kamu alacağı haline geleceği, dolayısıyla ilgili mevzuat hükmü gereği yürütmenin durdurulması isteminin "incelenmeksizin reddine" karar verilmesinin, söz konusu talebin karara bağlanmadığı ve yürütmenin durdurulması harcının kullanılmadığı anlamına gelmeyeceği açık olup, istinafa konu Mahkeme kararının "yürütmenin durdurulması harcının davacıya iade edilmesine" ilişkin kısmı ile "Yargılama Giderleri" bölümünün düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1- Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen istinafa konu karar, usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2- Anılan kararda"...kullanılmayan 59,10-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde (...) davacıya iadesine..." şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince "...kullanılmayan 59,10-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde..."ibaresinin karar metninden çıkarılması suretiyle düzeltilmesine,
3- Anılan kararın "Yargılama Giderleri" bölümüne; "Yürütmenin durdurulması harcı: 59,10-TL", ibaresi eklenerek "TOPLAM: 166,40-TL" ibaresinin, "TOPLAM: 255,50-TL" olarak düzeltilmesine,
4- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
5- Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra Mahkemesince istinaf başvurusunda bulunana re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanun'un değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere, 26/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)