İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 26/04/2019 günlü ve E:2018/1176, K:2019/1601 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmaktayken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 13/03/2018 tarihli ve 2018/7172 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesince; dosyadaki ve davacı hakkında Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2016/383 sayılı esasında yapılan ceza yargılamasında elde edilen bilgilere göre; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğu belirlenen ... iletişim sistemini kullandığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Bankası A.Ş.'ye (Örgütün talimatı sonrasında) 2014 yılından sonra para yatırdığı, söz konusu deliller birlikte dikkate alındığında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, OHAL KHK'sı ile kamu görevine son verilemeyeceği, OHAL yönetiminin sona ermesi nedeniyle OHAL KHK'larının geçerliliğinin kalmadığı, OHAL KHK'sı ile kamu görevinden çıkarılmasının geçici, ölçülü ve orantılı bir tedbir mahiyetinde olmadığı, kamu görevine son verilmesine dayanak KHK'nın Anayasa'da öngörülen şekil şartlarına uygun olmadığı, terör örgütleriyle ve darbe girişimiyle ilişkilendirilebilecek herhangi bir eylem ve faaliyetinin olmadığı, yasal olarak faaliyet gösteren tüzel kişiler hakkında sonradan OHAL kapsamında işlem yapılmasının geçmişte bu tüzel kişilerle yasal çerçevede ilişkisi olan kişilerin terör örgütüyle bağlantılı oldukları şeklinde yorumlanamayacağı ve aleyhe delil oluşturmayacağı, kamu görevinden çıkarıldığı tarihte mevcut olmayan delil ve tespitlerin Komisyon kararına ve yargılamaya esas alınamayacağı gibi aleyhine sonuç doğurmayacağı, KHK ile kamu görevine son verilmesinin fonksiyon gaspı olduğu, kamu hizmetine girme hakkının ihlal edildiği, öne sürdüğü bazı argümanların Mahkeme kararında somut olarak karşılanmayarak gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, gizli nitelikte bulunan MGK kararlarının yargı kararlarına dayanak oluşturamayacağı, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, bir suç için bir ceza verilir ilkesinin (Non bis in idem) ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği başta savunma hakkı ve masumiyet karinesi olmak üzere dilekçesinde belirttiği Anayasa ve AİHS hükümlerinin ihlal edildiği, ...'un hukuka uygun bir delil olmadığı, hukuka aykırı delillerin dikkate alınamayacağı, öne sürdüğü bazı argümanların Mahkeme kararında somut olarak karşılanmayarak gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, dava konusu işlemde ve davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayılması ve aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında; adli yardımın yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, davacının adli yardım talebi hakkında yeniden bir karar verilmeksizin2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Uyuşmazlıkta, Kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 sayılı hazırlık soruşturmasında ele geçirildiği belirtilen FETÖ/PDY terör örgütünce Emniyet Teşkilatına yönelik olarak hazırlandığı anlaşılan örgüt arşivinde bulunan detay bilgisinde … (FETÖ/PDY mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı olan ancak bazı konuları sorgulayan veya zaafı olan kişiler) seviyesinde kodlandırılmış durumda olduğu ve davacı hakkında üst amir kanaati olarak 04/08/2016 tarihinde yapılan değerlendirmede FETÖ/PDY terör örgütüyle kuvvetli irtibat ve iltisakı bulunduğu yönünde görüş belirtildiğinin tespit edildiği, davacı hakkındaki idari soruşturma bilgilerine göre; 11/04/2017 tarihli Tevdi Raporunda, "... uygulamasını kullananlar" arasında davacının isminin de yer aldığının, 06/02/2017 tarihli Tevdi Raporunda; FETÖ/PDY terör örgütü elebaşı (....)'nin 25/12/2013 tarihli çağrısı üzerine Bank...'ya kendisi, eşi ve çocukları adına hesap açtırıp para yatıran veya mevcut hesaplarına para yatıran kişiler arasında davacının isminin de yer aldığının belirtildiği, Milli Eğitim Bakanlığından temin edilen bilgilere göre, davacının çocuğunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumlarında 2015-2016 eğitim öğretim dönemlerinde kaydının olduğu, Hazine ve Maliye Bakanlığından edinilen bilgilere göre FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan ... Yayıncılık Eğitim ve Dış Tic. A.Ş.'ye 10/09/2015 - 10/06/2016 tarihleri arasında ödeme bilgisinin bulunduğu hususları Mahkeme kararında belirtilen diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Davacı hakkındaki ceza yargılamasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bu karara yönelik istinaf isteminin reddedildiği ve temyiz isteminin de Yargıtay tarafından reddedilerek mahkumiyet kararının kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görülmekte olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği düzenlemesi ile aynı Kanun'un 323. maddesinde yer verilen avukatlık ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı hususları birlikte dikkate alındığında, İdare Mahkemesi kararında yer alan yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsilinin, kanun yolu incelemeleri dahil kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan gerek Mahkeme ve gerekse istinaf safhasındaki yargılama giderleri ile vekalet ücretinin tahsil edilemeyeceği açıktır.
Ayrıca, davacı tarafından Mahkemeden yürütmenin durdurulması talebinde bulunulduğu, Mahkeme tarafından davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden yürütmenin durdurulması harcı tahsil edilmeden davacının bu isteminin karara bağlandığı ancak esas hakkındaki kararda yargılama gideri dökümünde yürütmenin durdurulması harcına yer verilmediği görüldüğünden, istinafa konu Mahkeme kararının yargılama giderine ilişkin kısmının "yürütmenin durdurulması harcı" yönünden düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1-Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen istinafa konu karar, usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda; ''...duruşmalı işler için belirlenen 2.075,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine..."şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince; ''...duruşmalı işler için belirlenen 2.075,00-TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalıya ödenmesine..." olarak düzeltilmesine,
3- Anılan kararın "Yargılama Giderleri" bölümüne; "Yürütmenin durdurulması harcı: 59,10-TL", ibaresi eklenerek; "TOPLAM: 179,00-TL" şeklinde kurulan hükmün "TOPLAM: 238,10-TL" şeklinde düzeltilmesine,
4- Anılan kararda; "...davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden davanın başında alınmayan (davanın başında yatırılan 5,20 TL vekalet harcı haricinde kalan) 173,80-TL'nin davacıdan tahsili amacıyla tahsil dairesine müzekkere yazılmasına..." şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince; "...davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden davanın başında alınmayan (davanın başında yatırılan 5,20-TL vekalet harcı haricinde kalan) 238,10-TL'nin davacıdan tahsili amacıyla kararın kesinleşmesinden sonra tahsil dairesine müzekkere yazılmasına..." şeklinde düzeltilmesine,
5- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
6- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan, davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra Mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanun'un değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 26.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)