İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 13/02/2019 günlü ve E:2018/676, K:2019/301 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmaktayken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 29/11/2017 tarihli ve 2017/110 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesince; dosyadaki ve davacı hakkında Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2016/215 sayılı esasında yapılan ceza yargılamasında elde edilen bilgilere göre; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğu belirlenen ByLock iletişim sistemini kullandığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ..... Katılım Bankası A.Ş.'ye (Örgütün talimatı sonrasında) 2014 yılından sonra para yatırdığı, davacının ceza yargılamasında ByLock yüklü GSM hattını eşinin kullandığı yönündeki iddiasının suçtan kurtulma gayesine matuf olduğu belirtilerek itibar edilmediğinin görüldüğü, söz konusu deliller birlikte dikkate alındığında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem Mahkemelerince hukuka uygun bulunduğundan davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebinin de kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, eksik araştırma ile karar verildiği, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi öncesinde FETÖ/PDY terör örgütünün varlığından haberdar olmadığı, belirtilen tarih öncesi için kendisine herhangi bir suçlama yöneltilemeyeceği, silahlı terör örgütünün varlığının ispatlanamadığı, ByLock kullanıcısı olmadığı ve bu iddianın ispatlanamadığı, kendisine isnat edilen ByLock yüklü GSM hattını eşinin kullandığı, ByLock tespitinin hukuka ve adli bilişim standartlarına uygun şekilde yapılmadığı, Bankasya'ya örgütün talimatı ile finansal destek verdiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, Bankasya'daki hesabının 2011 yılında çalıştığı kurum tarafından açtırıldığı, eşinin 2014 yılında sattığı otomobilin parasını Bankasya'ya yatırdığı, hakkındaki ceza yargılaması sürecinin devam ettiği, ceza yargılamasında verilen kesinleşmemiş yargı kararlarının aleyhe değerlendirilemeyeceği, masumiyet karinesinin ve dilekçesinde belirttiği Anayasa ve AİHS hükümleri ile disiplin hukuku ve ceza hukuku ilkelerinin ihlal edildiği, dosyadaki yazılı savunmalarını tekrarladıkları, dava konusu işlemde ve davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, istinaf aşamasında dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında da ayrıca bir karar verilmeyerek,2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Uyuşmazlıkta, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından edinilen bilgilere göre; davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan ..... İlkokulunda 12/10/2011 - 01/07/2013 yılları arasında, …. Anaokulunda 12/07/2013 - 27/12/2013 tarihleri arasında çalışma kaydının olduğu ve 2014 yılında kamu görevine girdiği hususu Mahkeme kararında belirtilen diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görülmekte olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği düzenlemesi ile aynı Kanun'un 323. maddesinde yer verilen avukatlık ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı hususları birlikte dikkate alındığında, İdare Mahkemesi kararında yer alan yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsilinin, kanun yolu incelemeleri dahil kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan gerek Mahkeme ve gerekse istinaf safhasındaki yargılama giderleri ile vekalet ücretinin tahsil edilemeyeceği açıktır.
Ayrıca, davacı tarafından adli yardımdan yararlandığı halde harcı yatırılarak Mahkemeden yürütmenin durdurulması talebinde bulunulduğu, Mahkeme tarafından davacının bu isteminin karara bağlandığı ancak esas hakkındaki kararda, yürütmenin durdurulması harcının kullanılmadığı gerekçesiyle davacıya iadesine karar verildiği ve yargılama giderleri dökümünde yürütmenin durdurulması harcına yer verilmediği görülmektedir.
Mevzuatta harç ödenmesi ön koşuluna bağlanmış yargısal taleplerin karara bağlanabilmesi için öncelikle harcın yatırılması gerektiği ve söz konusu istemlerin yargı mercilerince karara bağlanması halinde harcın kamu alacağı haline geleceği, dolayısıyla ilgili mevzuat hükmü gereği yürütmenin durdurulması isteminin "incelenmeksizin reddine" karar verilmesinin, söz konusu talebin karara bağlanmadığı ve yürütmenin durdurulması harcının kullanılmadığı anlamına gelmeyeceği açık olup, istinafa konu Mahkeme kararının "yürütmenin durdurulması harcının davacıya iade edilmesine" ilişkin kısmı ile "Yargılama Giderleri" bölümünün düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1- Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen istinafa konu karar, usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2- Anılan kararda "...belirlenen 408,60-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine..."şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince;"...belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalıya ödenmesine..." olarak düzeltilmesine,
3- Anılan kararda; "...davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden davanın başında alınmayan posta gideri ve dosya gömleği ücretinden oluşan 122,00 TL'nin davacıdan tahsili amacıyla tahsil dairesine müzekkere yazılmasına..."şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince; "...davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden davanın başında alınmayan posta gideri ve dosya gömleği ücretinden oluşan 122,00 TL'nin davacıdan tahsili amacıyla işbu kararın kesinleşmesinden sonra tahsil dairesine müzekkere yazılmasına..."şeklinde düzeltilmesine,
4- Anılan kararda"...kullanılmayan 59,10 TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde (...) davacıya iadesine..." şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince "...kullanılmayan 59,10-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde..." ibaresinin karar metninden çıkarılması suretiyle düzeltilmesine,
5- Anılan kararın "Yargılama Giderleri" bölümüne; "Yürütmenin durdurulması harcı: 59,10-TL",ibaresi eklenerek "TOPLAM: 199,00-TL" ibaresinin, "TOPLAM: 258,10-TL" olarak düzeltilmesine,
6- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
7- Davacının adli yardım talebi kabul edildiği halde yatırdığı 121,30-TL istinaf başvurma harcı mahsup edilerek adli yardım nedeniyle davacıdan önceden alınmamış istinaf yargılama giderlerine ait olan resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra Mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanun'un değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere, 06/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)