İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olarak görev yapan davacının, Mardin ilinde görevliyken yaptığı ileri sürülen eylemler nedeniyle 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/5-b-2. maddesi uyarınca (Mahkemece davanın özeti kısmında sehven cezanın 657 sayılı Kanun uyarınca verildiği yazılmıştır.)16 ay uzun süreli durdurma cezasıyla tecziye edilmesine ilişkin İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 27/04/2018 tarih ve 2018/1406 sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline yönelik İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 28/11/2018 tarih ve E:2018/1716, K:2018/2320 sayılı kararının; idarelerinin genel bütçeye tabi olması nedeniyle harçlardan muaf olmasına rağmen mahkemece yargılama harçlarını kapsayacak şekilde karar verildiği, davacının fiilinin sabit olduğunun anlaşıldığı, ilgili mevzuat uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek ve istinaf dilekçesinde belirtilen diğer iddialarla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olarak görev yapan davacının, Mardin ilinde görevliyken yaptığı ileri sürülen eylemler nedeniyle 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/5-b-2. maddesi uyarınca (Mahkemece davanın özeti kısmında sehven cezanın 657 sayılı Kanun uyarınca verildiği yazılmıştır.)16 ay uzun süreli durdurma cezasıyla tecziye edilmesine ilişkin İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 27/04/2018 tarih ve 2018/1406 sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; "...Bu durumda; herkese açık duruşmayı izlemek amacıyla bir kişinin adliye binasına girmesini sağlanmasının yürütülen hizmeti ne şekilde olumsuz etkilediği ortaya konulmadığından, "Hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle davacının "16 ay süreli durdurma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir." Gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin (b) bendinde; kararlarda; davacının ileri sürdüğü olayların ve dayandığı hukuki sebeplerin özeti ve istem sonucunun belirtileceği düzenlemesi yer almaktadır.
Yine aynı Kanun'un 45. maddesinin 4. fıkrasında yer verilen, "Bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu hâlde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceğine" dair hüküm dikkate alındığında; iki dereceli yargılama sistemi içerisinde hem maddi olayı değerlendiren hem de ilk derece Mahkemesi kararının hukuka uygunluğunu denetleyen istinaf mercilerinin, bu sistemin amacına uygun şekilde, tam ve sağlıklı bir hukuki denetim yapabilmesi öncelikle 'İlk derece Mahkemesince davacıların tüm taleplerinin karşılanması' şartına bağlı hale geldiği; 'Taleple Bağlılık İlkesi'ne göre hareket etmekle mükellef olan yargı mercilerinin verdiği kararlarda bu şart yerine getirilmediği takdirde dava konularının bir kısmı hakkında karar verilmemiş olacaktır. İdari yargı yerlerinde açılan davaların yargısal denetimi yapılırken, dava dilekçelerinde yer alan istemin, başka bir deyişle davanın konusunun açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, usul ve esasa yönelik incelemenin bu çerçevede yapılması ve verilecek kararlarda davacının istemlerinin tümü hakkında hüküm kurulması gerekmekte olup, davacının taleplerinin tamamı ya da bir kısmı hakkında hüküm kurulmaması durumunda ise, istinaf başvurusunun haklılığı veya haksızlığı konusunda hukuki denetim yapılmasına elverişli bir ilk derece mahkemesi kararının varlığından söz edilemeyeceği, bu takdirde işin esası hakkında eksik hüküm içeren ya da davacının istemleri hakkında herhangi bir hüküm içermeyen kararlara karşı yapılan istinaf başvurularının değerlendirilmesinde Bölge İdare Mahkemelerince uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesinin de mümkün olmayacağı açıktır.
Bu düzenlemeler ve açıklamalar ışığında dosyanın tetkikinden, dava dilekçesinde davacının isteminin; 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/5-b-2. maddesi uyarınca 16 ay uzun süreli durdurma cezasıyla tecziye edilmesine ilişkin İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 27/04/2018 tarih ve 2018/1406 sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi olmasına rağmen, istinafa konu mahkeme kararında; davanın konusunun sadece bahsi geçen işlemin iptali talebi olarak gösterildiği ve sadece bu işleme yönelik irdeleme yapılarak hüküm tesisinde bulunulduğu anlaşılmakta olup, davacının parasal hak istemi hakkında bir hüküm kurulmadığı görülmektedir.
Bu durumda; eksik hüküm sebebiyle 2577 sayılı Kanun'un aktarılan düzenlemelerine uygun olmayan mahkeme kararının kaldırılıp, istem tam olarak belirtilmek ve dolayısıyla da bütün istemler hakkında karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kabulüne, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 28/11/2018 tarih ve E:2018/1716, K:2018/2320 sayılı kararının kaldırılmasına, dava dosyasının işbu kararın gereği yapılmak suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine iadesine, Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda verilecek karar ile yargılama giderleri hakkında da hüküm kurulacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına kesin olarak, 20/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)