İSTEMİN KONUSU: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/04/2019 gün ve E:2018/5122, K:2019/2035 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 17/04/2018 tarih ve 2018/11896 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce; davacının, ceza mahkemesince Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçunu işlediği gerekçesiyle mahkumiyetine karar verildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt içi haberleşme programı olan ... iletişim sistemini kullandığı, örgütle iltisaklı Bank ... isimli bankadaki mevduatında 2014 yılından itibaren artış meydana getirdiği, bu verilerin yanı sıra örgütle irtibatlı yayın organına muhtelif ödemelerde bulunduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/68532 hazırlık numaralı dosyası kapsamında ele geçirilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacının, FETÖ/PDY terör örgütü tarafından örgüt mensuplarını ifade eden ... koduyla kodlandığı, FETÖ/PDY tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz darbe girişimini öğrenmesinden itibaren aldığı talimat veya kendisinin inisiyatifiyle bir çok personele; (... Komiser'i kastederek) "Asker gelir de çatışma durumu olursa kendisini çağırın da kendisi gelsin", "askere mi direneceksiniz, akıllı olun", "Askere mi ateş edeceksiniz", "senin arkandan da birileri sıkmasın", "askere mi sıkacaksınız, gerekirse silahımızı teslim edeceğiz" şeklinde sözleriyle iştirak iradesini net bir şekilde ortaya koyduğunun ceza mahkemesince tespit edildiği, bu eylemlerin mevcut olmasının davacının FETÖ/PDY ile normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir bağ içerisine girdiğini ortaya koyduğu ve davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğuna dair tespitin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği anlaşıldığından, 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarılması üzerine kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan davacının parasal ve özlük hak talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, Bank ...'da mevduat hesabı değil, altın hesabı olduğu, hesapta artış olmadığı gibi, devamlı azalma olduğu, "Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etmek" suçundan dolayı verilen hapis cezasının Yargıtay tarafından bozulduğu, masumiyet karinesine aykırı hareket edildiği, ... Dağıtım A.Ş.'ye yapılan ödemelerin dökümünün gösterilmediği, ... verileri hukuka uygun olarak elde edilmediğinden hiçbir yargılamada delil olarak kullanılamayacağı, hakkında soruşturma açılmadığı, savunma hakkı verilmediği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, OHAL KHK'sı ile tesis edilen kamu görevinden çıkarma işleminin ölçülü olmadığı, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacı hakkında yapılan ceza yargılamasında elde edilen verilere göre; davacının, örgüt içinde sohbet toplantılarına katıldığı, örgüte himmet adı altında yardımda bulunduğu, gizlenme ve tedbir amaçlı ve IP saptırmak için kullanıldığı anlaşılan ... ve ... isimli programları kullandığı, görev yaptığı yerlerde örgüt adına faaliyet gösteren mahrem imamlarla irtibat kurduğu hususları, Mahkeme kararında belirtilen diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde; davacının çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Öte yandan, İdare Mahkemesi kararında, "davacının, ceza mahkemesince Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçunu işlediği gerekçesiyle mahkumiyetine karar verildiği" şeklinde hüküm kurulmuş ise de; Adıyaman 2.Ağır Ceza Mahkemesince verilen karar ile davacının "Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Suçuna Yardım Etmek" ve "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçlarından ayrı ayrı hapis cezasına çarptırıldığı, bu karar istinaf aşamasında Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesince verilen karar ile kaldırılarak, davacı hakkında "Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Suçuna Yardım Etmek" suçundan hapis cezası verildiği, anılan kararın Yargıtay 16.Ceza Dairesince bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama neticesinde Adıyaman 2.Ağır Ceza Mahkemesince verilen 01.08.2019 tarih ve E:2019/372, K:2019/386 sayılı karar ile davacının "Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Suçuna Yardım Etmek" suçundan beraatine,"Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçunu işlediği gerekçesiyle hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür. Bu karar kesinleşmemiş olduğundan; devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi ve davacı hakkında terör örgütü üyesi algısı oluşturacak bir yaklaşım ortaya konulması "masumiyet karinesi" gereğince mümkün değildir.
Ayrıca ilk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamalarla birlikte;
1-Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/04/2019 gün ve E:2018/5122, K:2019/2035 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda ''takdir edilen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; ''takdir edilen 1.362,00 TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' olarak DÜZELTİLMESİNE,
3-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
4-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 18.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)