İSTEMİN KONUSU: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 19/03/2019 gün ve E:2018/1738, K:2019/1190sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 20/02/2018 tarih ve 2018/4887 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt içi haberleşme programı olan ByLock iletişim sistemini kullandığı, FETÖ/PDY terör örgütünce Kırmızı A5 ( FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, bağlılığı ve sadakati en üst seviyede olan kişileri ifade eden ) kod ile kodlandığı, örgüte müzahir özel eğitim kurumunda veli kaydı olduğu, örgütle iltisaklı BankF1 isimli bankadaki mevduatında 2014 yılından itibaren artış meydana getirdiği, bu eylemlerin mevcut olmasının davacının FETÖ/PDY ile normal bir vatandaşınkinden beklenebilecek olandan daha yoğun bir ilişki içerisine girdiğini ortaya koyduğu, bu durumda davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğuna dair tespitin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği anlaşıldığından, 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarılması üzerine kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, ByLock programını kullandığı iddiasıyla ilgili olarak düzenlenen raporların kendi içlerinde çelişkili olup gerçeği yansıtmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olarak kabul edilemeyeceği, Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrasının yer alan "Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez" hükmü uyarınca yasal olmayan delillerin mahkemece dikkat alınmaması gerektiği, Anayasa ile güvence altına alınan haberleşme hakkı ve haberleşme gizliliği esas olduğundan özel hayatın gizliliği de dikkate alındığında genel bir kararla ByLock gibi haberleşmeyi sağlayan aplikasyonlara yönelik yapılacak istihbari amaçlı iletişimin denetlenmesinin ve uygulamanın kaydettiği bütün verilerin elde edilmesinin mümkün olmadığı, Bank F1'da 25/08/2011 tarihinde kredi kartını kullanmak ve avantajlarından yararlanmak için açtırdığı hesabına, faizsiz bankacılık sistemi olması nedeniyle para yatırdığı, 13/03/2014 tarihinde yatırılan paranın olağan bankacılık işlemleri kapsamında olan tek bir işlem olduğu ve yaklaşık 1.5 ay sonra kredi kartının ödemesi için kullanıldığı, çocuğunu okula gönderdiği tarihte Türkiye'nin gündeminde FETÖ/PDY adı altında suç örgütü bulunmadığından eylemin suç ya da suçun delili olarak kabul edilmesinin de kanuna aykırı olduğu, KIRMIZI A5 seviyesinde kodlandırılmış olduğuna dair tespitin, bilgisi dışında yapılmış fişlemeden ibaret olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacının ceza yargılamasındaki tanık beyanına göre, örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katıldığının belirtildiği, bu durum da İdare Mahkemesi kararında yer alan gerekçelerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının yoğun ve çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Öte yandan davacı tarafından; istinaf dilekçesinde, istinaf isteminin kabulü ile davaya konu işlemin iptaline karar verilmesini istediği, ayrıca işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesi isteminde de bulunduğu görülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında, tarafların, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri, ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçenin otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edileceği hüküm altına alınmıştır.
İdari yargılama usulünde davayı genişletme yasağının olduğu, istinaf başvurusunda davayı genişletici mahiyette hiçbir istemde bulunulamayacağı, bunun tek istisnasının yukarıdaki Kanun maddesinde hüküm altına alınan tam yargı davalarında nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere tazminat miktarının artırılması hususunun olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı tarafından davanın iptal davası olarak açıldığı, ancak istinaf dilekçesinde davayı genişletici mahiyette işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesi istemine de yer verildiği görüldüğünden, bu istemin "davanın konusunu genişletme yasağı" kapsamında olması nedeniyle incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
1-Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 19/03/2019 gün ve E:2018/1738, K:2019/1190 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
3- Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra mahkemesince istinaf başvurusunda bulunana re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 18/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)